|
Sayfa 1 Toplam: 2 M. Ali KAYA
www.risalehaber.com
İsa’nın (as) dönüşü ve gelişi peygamberimiz (sav) tarafından kıyametin büyük alametlerinden sayılmıştır. (Müslim, Fiten, 13; Ebu Davut, Melâhim, 12; Tirmizi, Fiten, 21; İbn-i Mâce, Fiten, 28) Kıyamet ise Kur’an-ı Kerimin ölümden sonra en büyük hakikatlerindendir. Çünkü ölüm insanın sonu ise, kıyamet de dünyanın sonudur. Her şeyin bir sonu vardır. Sonu olmayan ancak Allah’tır.

Kıyametten önce Nüzul-ü İsa (as) ile ilgili 75 hadis ve 25 eser varid olmuş ve 52 sahabeden mütevatiren rivayet edilmiştir. Peygamberimizden mütevatiren gelen her şey kesinlikle doğrudur ve inanan bir insana yakışan ise bunun doğruluğunu tasdik etmek hakikatini Allah’a havale etmektir. Hikmetini ise ilimde rüsuh peyda eden hakperest din bilginlerinden öğrenmeye çalışmak gerekir.
Sadece Kur’an penceresinden Hz. İsa’ya (as) bakarsak şu geçeklerle karşılaşırız: Meryemoğlu Mesih İsa (Âl-i İmran, 3:45) (as) Allah’ın elçisi ve kelimesidir. (Nisa, 4:171) Yaratılışı Hz. Âdem’in (as) yaratılışı gibi tenasül kanununa aykırı olarak Allah’ın kudret eseri ve mucizesidir. (Âl-i İmran, 3:59) Allah onu insanlığa bir mucize ve bir işaret kılmıştır. (Enbiya, 21:91)
Hz. İsa’nın (as) yaratılışı gibi hayatı da bütün mucizelerle doludur. Beşikte iken konuşmuş, (Âl-i İmran, 3:46; Meryem, 16:29–33) Ruhu’l-Kuds olan Cebrail (as) ile te’yid edilmiş ve desteklenmiş, kitabı, hikmeti ve İncil’i hiçbir mektebe gitmeden Allah’ın mucizesi olarak öğrenmiş, Allah’ın Hayy ismine tam mazhar olduğu için çamurdan kuş sureti yaparak üflediğinde canlanıp uçmuş, ölüleri diriltmiş ve dermansız hastalıklar nefesi ile şifa bulmuştur. (Maide, 5:110)
İnkârcı Yahudiler ona inanacakları yerde onu öldürmek için tuzak kurmuşlardır. Allah da onların tuzaklarını bozarak boşa çıkarmıştır. (Âl-i İmran, 3:54) Yahudiler onun yerine ona benzetilen birini öldürmüşlerdir. Yahudiler Hz. İsa’yı (as) öldüremedikleri halde ‘Biz onu öldürdük’ şeklinde yalan söyledikleri için Allah tarafından lânete uğramışlardır. Hâlbuki onlar İsa’yı (as) ne astılar ne de öldürdüler; ancak ona benzetilen birini öldürdüler. Onlar da bu hususta şüphe içindedirler. Gerçekte ise onu öldüremediler. Bu husustaki bilgileri zan ve tahminden ibarettir. (Nisa, 4:157)
Yüce Allah Hz. İsa’ya (as) şöyle vaat etmiştir: “Yâ İsâ! Şüphesiz Ben seni vefat ettirerek başka bir âleme, kendi katıma yükselteceğim. İnkârcıların tuzaklarından seni kurtaracağım, sana uyanları ve senin yolundan giden muvahhitleri daima inkârcı müşriklerden üstün kılacağım. Sonra dönüşünüz yine bana olacaktır. İnkârcıları ise dünyada ve ahirette şiddetli bir azap ile cezalandıracağım. Onlar hiçbir yardım da görmeyeceklerdir.” (Âl-i İmran, 3:55–56) Bu ayette gerçek ölümü ifade eden “mevt” kelimesi yerine bir başka âleme geçişi ifade eden “vefat” kelimesinin kullanılması Hz. İsa’nın (as) ölmeden bir başka âleme geçtiğini ifade etmesi bakımından enteresandır. Yine ayette ifade edildiği gibi Hz. İsa’ya (as) uyan muvahhit Hıristiyanlar daima teslisçilerden üstün olmuşlar ve medeniyetin doğmasına onlar katkıda bulunarak ilim ve teknik açıdan batı uygarlığını kurmuşlardır.
Bu ayette vaat edildiği gibi “Yüce Allah Hz. İsa’yı (as) kendi katına ref’ ederek yükseltmiştir. Allah azizdir peygamberini inkârcıların eline bırakarak zelil etmez, hakîmdir hikmeti gereği dini olan Tevhit inancının hüsn-ü hatimesini görmesi için tekrar dünyaya gönderir.” (Nisa, 4:158) Yüce Allah böylece “Onu kıyamete bir alamet ve kıyamet için bir ilim yapacaktır. Bunda şüphe etmek Allah’ın kudretinden şüphe etmek ve hikmetini anlamamak demektir.” (Zuhruf, 43:61)
Hz. İsa (as) beşikte konuştuğu zaman hayatının üç devresine işaret ederek şöyle buyurmuştur: “Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak tekrar ba’solunup gönderileceğim gün bana selam olsun.” (Meryem, 19:33)Bu ayette doğumu, ölümü ve tekrar gelmesi hususuna mucizevî bir şekilde olacağına işaret olunmuştur.
Hz. İsa (as) tekrar geldiği ve dini olan Tevhit hakikatinin insanlık âlemine hâkim olduğu zaman “ Ehl-i Kitap olan o zamanın Hıristiyanları ve ehl-i mektep olan ilim ehli ölümünden önce Hz. İsa’nın (as) Allah’ın oğlu olmadığını anlayacaklar ve gerçekten onun bir peygamber olduğunu kabul ederek ona iman edeceklerdir. Yüce Allah da Hz. İsa’yı onların imanına şahit yapacaktır.” (Nisa, 4:159)
Hz. İsa (as) tekrar geldiği zaman yüce Allah ona “Kitab-ı İlahi olan Kur’anı, hikmet-i ilahi olan peygamberimizin sünnetini, Tevrat ve İncili öğretecektir.” (Âl-i İmran, 3:48) Hz. İsa (as) da bütün bunlardaki hakikatler ile hükmederek insanlığın saadetine vesile olacaktır. Bunun için Hz. İsa’nın (as) bir mucizesi de “Beşikte olduğu gibi Kuhulet döneminde de konuşması olacaktır.” (Âl-i İmran, 3: 49; Maide, 5:110) Bu ayette ifade edilen Kuhulet dönemi 40 yaş üzeri anlamına gelmektedir. Normalde insan konuşur ve bu konuşma mucize olmaz. Ancak beşikte konuşması mucize olduğu gibi, 30 yaşında vahye mazhar olarak konuşması da mucizedir, Kuhulet döneminde mucizevi konuşma ise tekrar dönüşü ile ilhama mazhar olarak konuşması ve iman hakikatlerini şerh ve izah etmesinde Mehdiye müzaheret etmesi olabilir. Bu konuşma normal konuşma olmadığına ima ve işarettir.
Hz. İsa’nın dönüşü ve tekrar gelmesi Deccal’ın çıkışından sonradır. Deccal’ın çıkışı ile bütün manevi değerleri tahrip ederek yeryüzünü cevr, zulüm, fitne ve anarşi ile dolacaktır. Her ne kadar Mehdi (ra) iman hakikatlerini şerh, izah ve neşrederek Deccal’ın tüm fikir ve felsefesini yıkmış olsa da maddi olarak hâkimiyetini devam ettirecektir. Hz. İsa (as) Mehdiye uyacak ve Kur’ana iktida ederek (Buhari, Enbiya, 50; Müslim, İman, 71; Sünen-i Beyhaki, Esma ve Sıfat-ı Resul, 3265, 2:166) dinsizlik, zulüm ve anarşiye karşı Müslümanlarla birlik sağlayacaktır. Bu birlik sonucu Deccal’ın maddi hâkimiyeti bitecek ve fitnesi tamamen ortadan kalkacaktır. Yeryüzü adalet ile dolacak ve insanlık barış ve saadete kavuşacaktır. (Buhari, Enbiya, 49; Müslim, İman, 71, Fedail, 40; Ebu Davut, Sünnet, 13)
Peygamberimiz (sav) bu hususu bir başka hadislerinde şöyle ifade eder: “Ümmetimden bir cemaat kıyamete kadar açıktan hakk ve hakikati müdafaa etmeye devam edecektir. Bu cemaatin sonuncusu Meryem oğlu İsa’ya kavuşurlar. İsa (as) nüzul ettiği zaman onlar “Gel bize namaz kıldır” derler de o ise “Hayır! Allah’ın bu ümmete ikramı olarak bazınız bazılarınıza imam ve emir olacaksınız. Bu sizin hakkınızdır diyecek ve kendisi onlara uyarak namaz kılacaktır. (Müslim, İman, 71; Müsned-i Ahmed, 5:113) Peygamberimiz (sav) “Başında ben, sonunda İsa ve ortasında Mehdi’nin bulunduğu bu ümmet asla helak olmayacaktır” buyurmuşlardır. (Hâkim, Müstedrek, 3:43 (Hadis No: 4351); İbn-i Ebi Şeybe, el-Musannef, Cihad, 1, 4:50; Münavi, Feyzu’l-Kadir, 7384, 5:383)
|