Yazılarım
Müceddidler
Mehdi Ali Resulün Vazifesi | Mehdi Ali Resulün Vazifesi |
|
|
|
| Salı, 25 Ocak 2011 | |
|
Mehdi her yönüyle ferd-i feriddir. Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında hem müçtehit, hem müceddit, hem hâkim, hem mehdi hem kutb-u azamdır. Ferdiyet makamı ise manevî tasarrufu benzersiz olan kutbiyet ve gavsiyetin fevkınde bir makamdır. Fazilet-i külliyede sahabeden sonra, fazilet-i hususiyede “Hulefâ-i Raşidin”den sonradır. Ahir zamanda insanlar dinden uzaklaştıkları için hem “İman ve din için, hem hayat-ı içtimaiye ve saltanat için, hem hukuk-u âmme ve siyaset için” tecdit ve içtihada ihtiyaç vardır ve bütün bunları tek başına ilmi ile yapacaktır. Mehdi-i ahirzaman bu makamda olmasının sebebi zamanın dehşetinden ve vazifesinin kutsiyetindendir. Mehdi-i ahirzaman peygamberimizin (sav) sünneti ve yolu üzere gittiği için sünnet-i seniyyeye son derece ittiba ederek sünneti ihya eder. Hak ve hakikati en zalim ve cebbarlara karşı müdafaa eder ve idamlarına beş para ehemmiyet vermez. Kur’ân-ı Kerimin bir hakikati ve mucizesinin bir nüktesi için senelerce sürgünü ve hapsi göze alır. Son derece ihlâsla hareket ederek bütün bunları Allah rızası için yapar ve dünyanın en yüksek makam ve menfaatleri önüne serildiği halde bunlara gözünün ucu ile dahi bakmaz ve hepsini reddeder. “Ben bunu sadece Allah rızası için yapıyorum ve sizden hiçbir şey istemiyorum” der. Son derece ihlâs sahibidir. “Her suâle cevap verilir” der ve bütün ulemayı ilzam ederek ilmî üstünlüğünü bütün ulemaya kabul ettirir. Bu vasıflara sahip olduğu ve kalbi Allah korkusu ve sevgisinden başka hiçbir korkuyu ve sevgiyi içine almadığı için Kur’ânın bütün hakikatleri onun aklına ve kalbine açılır. O da kendi namına değil, Kur’an namına ve hesabına konuşur. “Konuşan yalnız hakikattir.” “Ben hakikatten haber aldım” diyerek bütün hakikatleri pervasızca ortaya koyar, akla ve ilme uygun bir şekilde izah ve ispat eder. Ve o “İlham ve Sünuhat-ı Rabbaniye” olan ilmiyle hiçbir yanlış ve hata yapmaz; çünkü Allah’ın koruması altındadır. Mehdi-i ahirzaman hem diyanet sahasında, hem siyaset alanında, hem cihad ve hem de saltanat sahasında görevlidir ve bütün bu görevleri tek başına yapar kendisinden sonra gelenler onun başlattığı bu vazifeleri ikmal ederler. Zira peygamberin gelmesi “İslam davasının başlangıcı olduğu gibi, mehdinin gelmesi de aynı davanın yeniden asr-ı saadette olduğu gibi ihyasının başlangıcıdır. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri bütün bu hizmetleri hayatında yapmış ve kendisinden sonra devam ettirmek için de “Risale-i Nur” eserlerinde esaslarını va’zederek takipçilerinin tavizsiz bir şekilde yapmasını sağlamıştır. Başlattığı bu hizmet-i kutsiye mezkûr sahaların tamamında kıyamete kadar devam edecektir. Mehdinin nurani cemiyeti ve cemaati “Sünnet-i Seniyyeyi” ihya etmek için çalışan “Seyidler cemaati” yani “İhlâs, sadakat ve tesanüt vasıflarına sahip bir kısım şakirtler”dir. Ne kadar az da olsalar hak ve hakikate dayandıkları ve hak davanın gücüne sahip oldukları için manen bir ordu kadar güçlüdürler. Zamanla ve çalışmaları sonucu galip gelirler. Deccalı öldürürler ve süfyanın tahribatını tamir ederek adaleti ve sulh-u umumiyi temin ederler. Peygamberimiz (sav) “İnne’s-Saîde limen cünnibe’l-fiten. İnne’s-Saîde limen cünnibe’l-fiten. İnne’s-Saîde limen cünnibe’l-fiten. Fe-vâhen sümme vâhâ” yani “Said, fitnelere maruz kalan ve korunan kimsedir. Fitnelere maruz kalır da sabreder. O sakalsız ve zayıf adam” buyurarak Mehdinin şahsını tarif etmiştir. Yapacağı hizmetleri sayarak ve önemli görevlerine işaret ederek de onun “şahs-ı mânevisini” bizlere haber vermiştir. Âhirzaman bir bakıma “tekâribu’z-zaman”dır. Yani zaman kısalır. Az zamanda çok işler yapılır. Çok hızlı bir değişim ve dönüşüm insanların başlarını döndürür. Bu nedenle eski zamanın yüz senede yapılmayan değişimleri ve inkılâpları on senede yapılır. Deccalın ve Mehdinin mücadeleleri kısa zamanda çok büyük değişimlerin yaşandığı bir dönem olacaktır ve olmuştur. Etiketler: Mehdi Ahir zaman Hakikat İlham Sünuhat Cihad Ferdiyet Cemaat Risale-i Nur |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|