Yazılarım
Müceddidler
MÜCEDDİDİN VASIFLARI | MÜCEDDİDİN VASIFLARI |
|
|
|
| Pazar, 14 Aralık 2008 | |
|
Mehmet Ali KAYA Karıncayı emirsiz, arıları ya’subsuz bırakmayan Yüce Allah, insanları da başıboş bırakmamıştır. Yüz yirmi dört bin peygamber göndermiş ve Hatemü’l- Enbiya Hz. Muhammed (asv) ile bu kapıyı kapamıştır. Hz. Muhammed (asv) son peygamber olduğu için, kıyamete kadar onun şeriatını koruyacak olan müceddidlerin, onun ümmetinden geleceğini de bize haber vermiştir. “Allah her yüzyıl başında bu ümmete, dinini tecdid edecek bir kimse gönderecektir.” (1) Müceddid, bir peygamberde bulunması gereken vasıfları taşıyan bir din âliminin, akıl, zekâ, ilim, ehliyet ve mücadelesi ile İslam’ı ilk devirlerdeki gibi anlatması, kendini ehl-i ilme kabul ettirmesidir. Bu, manevi liderlik ve önderlik demektir. Peygamberler vahye mazhardırlar. Müceddid ise, vahyi anlayıp anlatmada ilhama mazhar olabilir. Müceddide, ancak ruh ve tabiatında eğrilik bulunan kimseler muhalefet ederler. Müceddid; “Peygamberlere varis olma” bunların vasfıdır. “Tam müceddid, bu vazifelerin tümünü yapandır. Şimdiye kadar gelen müceddidler, bir kısmını yapmışlardır” Bu durumda “Mehdi” tam müceddittir. Çünkü bu vazifelerin tümünü yapacak olan Mehdi’dir. (2) Aliyyu’l- Kari: Müceddidler ilmin azaldığı, sünnetin terk edilmeye yüz tuttuğu, cehalet ve bidatların yayınlaştığı bir dönemde çıkacaklarını belirtir. Hafız Münavi de: Dini yenilemekten maksadın, bidatları sünnetten ayırmak, ilmi yaygınlaştırmak,, ilimle uğraşanlara destek olmak ve bidat sahiplerini zelil ve perişan etmek olduğunu söylüyor. Alkami ise: “Kitap ve sünnetten yaşanılmayan ve unutulanları tekrar canlandırmak ve emir gereğince davranılmasını sağlamak” diye yorumlar. (3) İlmin azalması, ilmin amacı dışına çıkması demektir. İlmin amacı Allah’ın bilinmesi ve Allah’a iman olduğu ilim adamlarının ortak görüşüdür. Zira ilim iman etmeyi gerekli kılar. Şayet ilim inkar için kullanılıyor ise amacı dışına çıkmış demektir. İşte “Mehdi ilmi ihya edecek” hadisinin anlamı, ilim küfür için alet edildiği zaman mehdi gelerek ilmi imana vasıta yapacak ve zamanını ulemasının ilmi amaç dışına çıkarmasına karşı o da amacına hizmet ettirecek demektir. Her şeyden önce müceddid sünnet-i seniyyeyi ihya ve neşirle tanınır. Gecesini-gündüzünü buna verir. Ehl-i bidayı eserleri ve dersleriyle mahveder, tesirsiz hale getirir. Şayet bu özellikler müceddid denilen zatta bulunmazsa, ne derece âlim olursa olsun, o zat müceddid sayılamaz. (4) Müceddidlerin vazifeleri, dini geldiği tazeliğiyle korumaktır. Üzerine konan tozları silkelemek, bidat kirlerini temizlemek, asliyetine kavuşturmaktır. Onlar kendilerinden yeni bir şey ihdas etmezler. İslam’a ve sünnet-i seniyyeye harfiyen ittiba ederler. Ona yöneltilen tecavüzleri defeder, dinin ulviyetini izhar ederler. Bunu yaparlarken, “tavr-ı asasiyi bozmadan, ruhu asliyeyi rencide etmeden” yeni izah tarzları ve yeni ikna usulleriyle yeni tevcihat ve tafsilat ile ifay-ı vazife ederler. (5) İhlâsta, sadakatta, samimiyette örnek şahsiyetleriyle ve ilmi üstünlükleriyle İslam’ı anlama ve anlatmada en ileri seviyededirler. Zamanın bütün ilimlerine vakıftırlar ve ilhama mazhardırlar. Şu vasıfları üzerlerinde taşırlar: Dipnotlar: Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır Etiketler: Müceddidlerin Vasıfları Asrın müceddidi Müceddid Tecdit Teceddüt Yenileme Islahat |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|