Yazılarım
Müceddidler
Şeyh Şerafeddin-i Dağıstânî | Şeyh Şerafeddin-i Dağıstânî |
|
|
|
| Cumartesi, 05 Aralık 2009 | |
M. Ali KAYAŞerâfeddin Zeynel Abidin Dağıstanî, Hicrî 1292 - Miladî 1875 yılı, Zilkade ayının üçüncü Pazartesi gecesi Dağıstan'ın Temirhan-şura vilayeti, Gunip kazasının Kikuni köyünde, dünyaya geldi. Babası Abdurraşid Efendi, annesi Emine Sara Hatundur. Anne ve babasının her ikisinin de kabirleri, Yalova Güneyköy’deki kabristandadır. Yalova ilinin Reşadiye (Güneyköy) köyünde Hicrî 1355 - Miladî 1936 yılı Cemaziyel evvel ayının yirmi yedinci pazar günü, köyünde (hicri) altmış üç yaşında iken vefat etmiştir. Son yüzyılın en seçkin tasavvuf büyüklerinden olan Şerâfeddin Zeynel Abidin Dağıstanî, “Ebu’l-Fukara” olarak bilinmektedir. Çocuk yaşında Dağıstan’da Nakşibendî tarikatı şeyhi Ebu Ahmed es-Suğurî’nin manevi eğitimine girdi. Ahmed es-Suğûrî Şeyh Şamil ile beraber Ruslara karşı savaştığı için sürgün edilmiştir. Şerafettin Dağıstânî eğitimini amcası Şeyh Ebu Muhammed el-Medenî’nin yanında tamamladı. Sonrasında bu amcasının kızı ile evlendi. İmam Şeyh Şâmil’in destansı direnişinden sonra Dağıstan’ı terk edenlerle beraber Türkiye’ye geldiler. Bir müddet Bursa’da ikamet ettikten sonra Yalova’ya giderek dağlık bir köye yerleşti. Burası önceleri Elmalı dendi, sonra Reşadiye adını aldı. Günümüzde ise Güneyköy olarak bilinmektedir. Burası özellikle Rusya’dan gelenlerin sığınağı oldu ve köyün içinde inşa edilen bir Medrese ve Tekke’de bine yakın öğrencinin eğitildiği söylenmektedir. Şeyh Şerafettin Dağıstânî hem medresede okunan zahirî ilimleri hem de tasavvuf ilmi olan bâtınî ilmi, yani “ledün ilmini” ders vermekteydi. Nakşibendî’ye yanında Kadiriyye, Rufaiyye, Şâzeliyye, Çiştiyye ve Halvetiyye tarikatının irşat yetkisini aldığı bu zamanda daha henüz 27 yaşındaydı. Bu yaşta “Kutbu’l-İrşat” makamı ile taltif edildi. “Gün boyu kendi nefsini terbiye ile riyazete alıştırmaya çaba sarf etmeyen ve her gece tesbihat vazifesini yapmak için uyanmayan ve kardeşlerine hizmet etmeyen hiçbir talib bu yolda hiçbir dereceye erişemez” diyor ve bu konuda gerçekten örnek oluyordu. Balıkesir, Kastamonu, Sakarya ve çevrede şöhreti ve irşat faaliyeti yayıldı. Şeyh Şerafettin mükemmel bir kemale sahip mürşid-i kâmil olmakla İsm-i Azam da dâhil olmak üzere bütün esmanın mazharı olmuştu. Cemalî ve Celâli bütün isimlere mazhar olmuştu. Bunu gerek Sultan Reşad ve gerekse Yalova Termal’deki köşkünde Mustafa Kemal ile istişârelerinde müşahede olunmuştur. Birçok keramete mazhar olduğu müritleri tarafından söylenmiş ve kerametleri anlatıla gelmiştir. Etiketler: Şeyh Şerafettin Dağıstani Nakşibendi Şayh Şamil Tasavvuf İlm-i Ledün Mürşid-i Kâmil |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|