Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Risale-i Nur
Advertisement
Risale-i Nur
KIZIL İCÂZ VE BEDİÜZZAMANA GÖRE MANTIK İLMİ PDF Yazdır E-posta
Cuma, 08 Şubat 2008
M. Ali KAYA
Kızıl İ’câz, Bediüzzaman’ın mantıkla ilgili bir kitabıdır. Bediüzzaman bu eserini Abdurrahman Ahdarî’nin “Süllemü’l-Münevrak” isimli eserine bir hâşiye olarak yazmıştır. Bediüzzaman bu eserle ilgili olarak şöyle demektedir. “Hem Eski Said’in ilm-i mantık noktasında bir şaheser hükmünde bulunan gayr-ı matbu Ta’likat’tan süzülen i’câzlı bir îcâz-ı harikada müdakkik ulemaları hayret ve tahsinle dikkate sevk eden matbu “Kızıl İcaz” namındaki risale-i mantıkiye Risale-i Nur’la bağlanmasına ve şakirtlerinin, âlimler kısmının nazarına göstermek lâyık gördüm; fakat çok derindir. Bugünlerde, Feyzi’ye bir parça ders verdim. Belki bir zaman Feyzi kendisi, başkasının da anlaması için dersini Türkçe kaleme alacak” demektedir. (Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı, Nesil Yayınevi, İstanbul 1996, 2:1628)
Devamını oku...
 
MEDRESETÜZ-ZEHRA PROJESİ PDF Yazdır E-posta
Cuma, 08 Şubat 2008
M. Ali KAYA
İnsanın yaratılış amacının “Tallüm ile tekemmül” olduğunu izah eden Bediüzzaman’ın en önemli meselesi hayatı boyunca eğitim olmuştur. Kendisini eğitime adayan Bediüzzaman doğuda bir Üniversite açılması amacı ile 1907 yılında İstanbul’a geldi. Amacı Ortadoğu’da açılan bu üniversite sayesinde Türk, Arap, Kürt ve diğer unsurların birliğini ve beraberliğini sağlayarak hem Osmanlı’nın parçalanmasını önlemek, hem İslam birliğini temin etmek, hem de cehaletlerinden istifade batının ve ülke düşmanlarının ile kendi emellerine alet olmalarının önünü kapamaktı. Projesini uygulamak amacı ile Sultan Abdülhamit ile görüşemeyen Bediüzzaman daha sonra Sultan Reşat’ın Kosova Seyahatine katılır ve Kosova’da yapmak istediği Üniversite projesine katkıda bulunur ve kendisine “Şark böyle bir darülfünuna daha ziyade muhtaç ve âlem-i İslamın merkezi hükmündedir”  der ve doğuda da böyle bir Üniversite için söz alır. Ancak 1914 yılında başlayan I. Dünya savaşı ve dünyada gelişen olaylar ile Osmanlı’nın yıkılması sonucu projesini gerçekleştiremez.
Devamını oku...
 
RİSAE-İ NURLARI ANLAMA METODU PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 06 Şubat 2008
M. Ali KAYA
Risale-i Nurlar yirminci asrın dalalet vadilerinde bulunan insanlar için bir iman ve ilim hazinesidir. Her dikkatli okuyanına bu hazineden istidadı ve iştiyakı nispetinde ilim ve iman dersi verir. Kur’an-ı Kerimin hazinesinden iman ve irfan dersi verdiği içindir ki vahy ve din dili ile yazılmıştır. Çünkü ilahi hakikatler ilahi terimler ve kelimelerle ifade edilebilir.

Risale-i Nur’ları okuyanların anlamaları için şu hususları bilmesi gerekir:
Birincisi: Her ilmin kendisine has terminolojisi vardır. Terminolojiyi bilmeyen o ilmi tam olarak anlamaz. Bunun için bir ilmi öğrenmek isteyen onun terimlerini ve bu terimlerin ifade ettiği manaları çok iyi öğrenmesi gerekir. Ayrıca terminoloji yanında o ilmin amacını ve hedefini de iyi tespit etmek gerekir.
Devamını oku...
 
YUNUSUN (AS) MÜNACATI PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 06 Şubat 2008
M. Ali KAYA
Hz. Yunus ibn-i Metta (as) Ninova’da yaşamaktaydı. Yüce Allah onu oranın halkına tebliğ için peygamber olarak görevlendirdi. Kavmi kendisin dinlemeyince onları Allah’ın azabı ile korkuttu. Azabın gelmesi yaklaşınca da bir gemiye binerek oradan ayrıldı.

Hz. Ynus’un ayrılmasından sonra azabın geldiğini gören Ninova halkı toplanarak Allah’a tövbe ettiler ve azabın kaldırılmsını istediler. Yüce Allah da onların tövbesini kabul etti ve azabı üzerlerinden kaldırdı. Yunus (as) ise Allah’ın emri olmadan yerinden ayrıldığı için Allah tarafından cezalandırıldı. Bindiği gemide anormal bir durum oldu. Kaptan “Burada efendisinden kaçan bir köle var. O bulunmalı ve denize atılmalı” diye gemiyi durdurdu. Hz. Yunus (as) hatasını anladı ve “O köle benim” dedi. Yunus’u (as) denize attılar. Gece karnlığında bir balık onu yuttu.
Devamını oku...
 
FITRATTAN ESMAYA ÇIKMAK PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 31 Ocak 2008


M. Ali KAYA

        Bediüzzaman hazretleri On birinci sözde insanın vazifelerini anlatırken “Senin fıtratında vazedilen cihazatın anahtarlarıyla, esma-i kutsiye-i ilâhiyenin gizli definelerini açmak, Zât-ı Akdesi o esma ile tanımaktır” demektedir. (Sözler, 2004, 11. Söz, s.210)
        İnsan fıtratına yerleştirilen cihazat öncelikli olarak her insanda bulunan ve ruhundan dış âleme açılan pencereler olan beş duyudur. Bunlar, göz, kulak, dil, deri, burundur. Her biri bir âlemin penceresidir. O pencerelerden bakarak o âlemi tanımaya ve o âlemlerde tecelli eden esma-i ilâhiyeyi anlamaya çalışır. Meselâ, göz ile şekiller, varlıklar ve renkler âlemini tanır ve bu aynalarda tecelli eden esma-i ilâhiye ile Rabbini tanır. Kulak ile sesler âlemini ve o âlemlerde tecelli eden esmayı, kelimelerdeki ve eşyanın çıkardığı ayrı ayrı sesler aynasında Allah’ı tanımaya çalışır. Burun ile kokular, deri ile sıcak, soğuk, yumuşak, sert, ince, kalın vb. şeyleri tanır. Dil ile de tatlar âlemini ve o âlemde tecelli eden esma aynasında Rabbini tanır.
Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 73 - 80 Toplam: 80