Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Risale-i Nur arrow ALLAH ÖLÜDEN HAYAT ÇIKARIR
Advertisement
ALLAH ÖLÜDEN HAYAT ÇIKARIR PDF Yazdır E-posta
Salı, 04 Mart 2008
M. Ali KAYA

 Kur’an her zaman geçerli olan külli kaideler mecmuasıdır. Kur’an ayetlerinin ve prensiplerinin ferde, cemaate, nev’e ve mesleğe şümûlü vardır. “Allah diriden ölüyü, ölüden diriyi çıkarır” (Rum, 19) ayeti kerimesi de umumi ve külli bir kaideyi nazara verir.

Hayatı yoktan yaratan ve ölüye hayat veren Allah’tır. Cansız toprağı, suyu, ışığı ve havayı hayatın menşei yapıp ölülerden diriyi, devamlı çıkaran Allah elbette insanları da öldükten sonra dirilterek hesaba çekecektir. Ayetin zahiri anlamı bu olmakla beraber bu ayetin insanın sosyal yönüne ve cemiyete bakan anlamlarının da olduğunu Bediüzzaman bize ders vermektedir.

            Bazı oluyor ki cahilin oğlu alim, alimin oğlu ise cahil oluyor. Cahil insanın ilim aşkı çocuğunda tevarüsle ortaya çıkar. Alim ise ilimdeki şevkini kaza etmiş olduğundan çocuğunda ilme karşı açlık  hissini uyandırmıyor.

Lakayt Emeviler “Ehl-i Sünnet” gibi orta yolu ve istikamette karar kılarken, salabetli Alevilik ifrat ile “Rafıziliğe” dayandı. Zalime karşı miskinliği esas tutan Hıristiyanlık sonunda zulum ve cebbarlığa dayanırken, zalime karşı cihat ve izzet-i nefsi esas tutan İslamiyet ne yazık ki miskinlikte karar kıldı.

Batı hayranı ve batı ile müsamaha ve dostluk taraftarı olan dinde lakayt Jön Türkler sonunda husumet ve salabet taraftarı çıkarak hürriyetin başındaki mevkilerini değiştirdiler. Bütün bu misaller gösteriyor ki “diriden ölü, ölüden diri çıkmaktadır.”

İnsanlıkta devamlı bir değişim ve yenilik vardır. Bu değişimin ve teceddüdün gereğidir ki sonradan gelenler öncekileri kamil ve mükemmel görse, bu kemali devam ettirerek artırmaya çalışmazsa meylinin tatminini başka tarzda arar. Bazen da aksül-amel yaparak tam tersine yönelir. Bunun için Kur’an “Birisinin hatası ile bir başkası mesul olmaz” (En’am, 164) buyurarak suçun şahsiliğini nazara vermiştir. Kur’anın siyasete, ferde, cemaate ve millete ait adaleti temin edecek önemli bir prensibi bu ayettir. Birinin hatası ile ailesi, atası, milleti ve cemaati mesul olmaz. İnsan ise kendisindeki zulüm damarı ile birinin hatası ile cemaatini, aşiretini ve milletini suçlayarak dehşetli bir zulme kapı açmaktadır.

Bediüzaman’ın “Sünuhat-ı Kalbiye” tarzında Kur’andan aldığı derslerin bir kısmını bizim istifademize “Sünühat” isimli eserinde notalar halinde sunmaktadır. İçerisinde  psikolojik ve sosyolojik  pek çok dersler vardır. İstifade edene ne mutlu..

 

 

 

 
< Önceki   Sonraki >