Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Risale-i Nur arrow AMEL-İ SALİH
Advertisement
AMEL-İ SALİH PDF Yazdır E-posta
Cuma, 29 Şubat 2008
M. Ali KAYA

 Salih amel dediğimiz insanın kendisine, ailesine ve topluma faydalı olan davranışlar Allah’ın Kur’anda emir ve tavsiye ettiği şeylerdir. Yüce Allah onları isimlendirerek kayıt altına almamıştır. Mutlak bırakmıştır. Çünkü ahlak ve faziletler, hayırlar ve iyilikler nisbî, yani görecelidir. Duruma göre değişirler.

Mesela, cesaret ve cömertlik erkekte gayrete, vatan ve din müdafaasına ve yardımlaşmaya sebep iken, kadınlarda erkeklere karşı çıkmaya ve itaatsizliğe ve kocanın malını israfa sebep olacağından zararlı ve kötü bir huy haline gelir.


Mesela, zayıfın güçlüye karşı izzet-i nefsi, güçlü zayıfa gösterse bu kibir ve gurur olur. Güçlünün zayıfa göstereceği tevazu, zayıf olan güçlüye karşı gösterse bu da tezellül olur. Aynı şekilde bir amiri makamında takındığı izzetli ve ciddi ve vakarlı tavrı evinde ailesine karşı göstermesi kibir sayılır. Evindeki mütevazı tavrını makamına taşırsa bu da zillet olur.

Yine bir insanın sebeplere sarılmadan işin başında işi Allah’a havale etmesi tembelliktir. Neticeye kanaatı ise tevekküldür. Kanaat çalışmaya değil, sonucadır. Kişinin kısmetine razı olmasına kanaat denir. Mevcuda iktifa edip çalışmamak ise tembellik ve gayretsizliktir.

Yine bir kişinin kendi malından harcaması ve fedakârlığı salih amel olurken, başkasına ait olan maldan harcaması ve fedakârlığı hıyanet sayılır. Bir fert kendisi ile övünemez; ama milleti ile övünebilir. Birincisi kötü, ikincisi iyi huy sayılır.

Daha bunun gibi davranışlar ve huylar duruma göre iyi ve kötü olabilir. Bunun için yüce Allah salih amelleri isimlendirerek sınırlandırmamış, gayet geniş bırakmıştır. Çünkü Kur’an bütün zamanlarda bütün asırlarda bütün insan tabaklarına hitap etmektedir. Bu gibi nisbî hayırlar ve güzellikler de çoktur. Bu Kur’anın Allah kelamı olduğunun da bir delilidir.

Kur’an sözü az söyler ta ki çok olsun. Kısa ifade eder ta uzun anlaşılsın. Kur’anın veciz ve mucize olmasının bir yönü de budur.

Bediüzzaman “Sünuhat” isimli eserinde bize Kur’anın bu veciz yönünü göstermektedir. Kur’anı anlamak için mutlaka Risale-i Nurların okunması gerekir.

 
< Önceki   Sonraki >