Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Risale-i Nur arrow FITRATTAN ESMAYA ÇIKMAK
Advertisement
FITRATTAN ESMAYA ÇIKMAK PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 31 Ocak 2008


M. Ali KAYA

        Bediüzzaman hazretleri On birinci sözde insanın vazifelerini anlatırken “Senin fıtratında vazedilen cihazatın anahtarlarıyla, esma-i kutsiye-i ilâhiyenin gizli definelerini açmak, Zât-ı Akdesi o esma ile tanımaktır” demektedir. (Sözler, 2004, 11. Söz, s.210)
        İnsan fıtratına yerleştirilen cihazat öncelikli olarak her insanda bulunan ve ruhundan dış âleme açılan pencereler olan beş duyudur. Bunlar, göz, kulak, dil, deri, burundur. Her biri bir âlemin penceresidir. O pencerelerden bakarak o âlemi tanımaya ve o âlemlerde tecelli eden esma-i ilâhiyeyi anlamaya çalışır. Meselâ, göz ile şekiller, varlıklar ve renkler âlemini tanır ve bu aynalarda tecelli eden esma-i ilâhiye ile Rabbini tanır. Kulak ile sesler âlemini ve o âlemlerde tecelli eden esmayı, kelimelerdeki ve eşyanın çıkardığı ayrı ayrı sesler aynasında Allah’ı tanımaya çalışır. Burun ile kokular, deri ile sıcak, soğuk, yumuşak, sert, ince, kalın vb. şeyleri tanır. Dil ile de tatlar âlemini ve o âlemde tecelli eden esma aynasında Rabbini tanır.
    Aynı şekilde insanda bulunan akıl, kalp, hayal ve duygular vasıtası ile de Rabbinin esmasını ve esma ayinesinde de Rabbinin kudretini, ilmini, iradesini, hikmetini, rahmetini ve sair esma ve sıfatını tanır. Bu isim ve sıfatlar aynasında da Zât-ı Zülcelâli tanımaya çalışır. Yüce Allah’ın âlemleri ve bu âlemlere bakan pencereler hükmündeki duyguları sonsuz olduğu için terakkiyat da sonsuzdur.
    Mesela, akıl bir alettir. Altıncı Sözde ifade edildiği gibi,   “Akıl bir âlettir. Eğer Cenab-ı Hakk'a satmayıp belki nefis hesabına çalıştırsan, öyle meş'um ve müz'iç ve muacciz bir âlet olur ki; geçmiş zamanın âlâm-ı hazînanesini ve gelecek zamanın ehval-i muhavvifanesini senin bu bîçare başına yükletecek, yümünsüz ve muzır bir âlet derekesine iner. İşte bunun içindir ki: Fâsık adam, aklın iz'ac ve tacizinden kurtulmak için, galiben ya sarhoşluğa veya eğlenceye kaçar. Eğer Mâlik-i Hakikî'sine satılsa ve onun hesabına çalıştırsan; akıl, öyle tılsımlı bir anahtar olur ki: Şu kâinatta olan nihayetsiz rahmet hazinelerini ve hikmet definelerini açar. Ve bununla sahibini, saadet-i ebediyeye müheyya eden bir mürşid-i Rabbanî derecesine çıkar.” (Sözler, 6. Söz, s. 50)
    İnsanın her bir aza ve duygusu bir anahtardır. O anahtar ile dış dünyanın pek çok âlemlerini açar. Şayet iman ile kâinata bakarsa o eşyada tecelli eden esmayı tanır. O esmadan da müsemma-i hakiki olan Zât-ı Zülcelali tanır. İmanı yoksa sadece eşyayı tanır. O eşyada terakki ile fen ve sanatta terakki eder. Dünyasına faydalı ilimleri ve sanatları keşfeder.
    Hayal de bir cihazdır. Bu cihaz ile insan tefekkür eder. Aklı ile öğrendiği bilgilerden yeni anlamlar çıkarır. İnsan iradesi ile son derece gayret ederek yeni şeyler üretmek için çaba sarf etmezse Allah’ın yardımı ve ilhamı ona gelmez. Bu konuda Müslüman ve Müslüman olmayan fark etmez. Edison’un ampulü keşfetmesi ilham eseridir. Ama bu ilham kendisine 20.000 deneyden sonra gelmiştir. Bu aradaki düşünceleri ilham veya vesvese-i şeytan olmayıp iradesinin ve bilgisinin ürünüdür. Bu bilgilerin bir kısmı doğrudur, doğru sonuçlara varmıştır ve keşfe zemin hazırlamıştır. Bir kısmı yanlıştır, bundan dolayı da sonuç alamamıştır. Her şey vesvese-i şeytan ve ilham-ı ilâhi olsa insan iradesi ve sorumluluğu ortadan kalkar. O zaman insan ne cezayı ve ne de mükâfatı hak edemezdi.
    İnsan Allah’ın kendisine verdiği cihazlar ile eşyayı keşfetmeye çıkar. Bu keşifler sonucu ya esmaya intikal ile esmada terakki eder veya eşyada terakki ile teknik ve teknolojik keşifler yapar. Gizli defineler ise o eşyada saklı olan maddi ve manevi hazinlerdir.
    Mesela demirin keşfi demek demirin erime özelliğinin keşfi demektir. Bu keşif ile nice sanatlar ortaya çıkmıştır. Elektriğin keşfi demek de elektriğin aydınlatma, ısıtma, soğutma gibi özelliklerinin keşfi demektir. Bu keşifler sonucu çeşitli alet ve edevatlarla bunlardan istifade edilmiştir. Keşif ilham eseridir; ama istifade için aletlerin keşfi ilim ve akıl eseridir. Yoksa insanın akıllı ve iradeli yaratılmasının hikmeti ortaya çıkmazdı.
    İyilik Allah’tan, kötülük nefistendir ama bu yaratılış yönü ile Allah’tan kullanımı ise insan iradesinin ve aklının eseridir. İnsan niyeti, iradesi ve aklı ile bundan iyi sonuçlar da alır kötü sonuçlar da. Burada sorumluluk insana ait olur; çünkü isteyen ve bu konuda çaba sarf eden de insandır; yüce Allah insanın isteğine göre yaratır.
 
< Önceki   Sonraki >