Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Risale-i Nur arrow KIZIL İCÂZ VE BEDİÜZZAMANA GÖRE MANTIK İLMİ
Advertisement
KIZIL İCÂZ VE BEDİÜZZAMANA GÖRE MANTIK İLMİ PDF Yazdır E-posta
Cuma, 08 Şubat 2008
Yazı Index
KIZIL İCÂZ VE BEDİÜZZAMANA GÖRE MANTIK İLMİ
Sayfa 2
M. Ali KAYA
Kızıl İ’câz, Bediüzzaman’ın mantıkla ilgili bir kitabıdır. Bediüzzaman bu eserini Abdurrahman Ahdarî’nin “Süllemü’l-Münevrak” isimli eserine bir hâşiye olarak yazmıştır. Bediüzzaman bu eserle ilgili olarak şöyle demektedir. “Hem Eski Said’in ilm-i mantık noktasında bir şaheser hükmünde bulunan gayr-ı matbu Ta’likat’tan süzülen i’câzlı bir îcâz-ı harikada müdakkik ulemaları hayret ve tahsinle dikkate sevk eden matbu “Kızıl İcaz” namındaki risale-i mantıkiye Risale-i Nur’la bağlanmasına ve şakirtlerinin, âlimler kısmının nazarına göstermek lâyık gördüm; fakat çok derindir. Bugünlerde, Feyzi’ye bir parça ders verdim. Belki bir zaman Feyzi kendisi, başkasının da anlaması için dersini Türkçe kaleme alacak” demektedir. (Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı, Nesil Yayınevi, İstanbul 1996, 2:1628)
Abdurrahman Ahdarî, (918/1512) tarihinde doğduğu tahmin edilmektedir. Cezayir’in Biskire şehrinde vefat etmiştir. Süllem, merdiven anlamına gelmektedir. Süllemü’l-Münevrak isimli eseri yüz beyitten ibaret manzum olarak yazılmıştır. “Mantık ilminin semasına onunla çıkılır” diyerek ona Süllem adını vermiştir. (Mahmud Nedim, Senedü’l-Muhkem fi Tercümetü’s-Süllem, İstanbul 1317, s. 10) Ahdarî, Cezayirli mantık, matematik ve astronomi âlimidir. Bu eser, Ebherî’nin İsaguji isimli meşhur mantık kitabının manzum şeklidir. (Naci Bolay, DİA, “Ahdarî” md. 1:508) Süllem’in pek çok haşiyeleri vardır.

Bediüzzaman Kızıl İ’caz’da Süllem’i şerh etmekten ziyade müstakil bir eser gibi, mantıkla ilgili kendi görüşlerini ortaya koymuştur. Mantık bir âlet ilmidir. Doğru düşünmenin yollarını gösterir. Mantık zihnin bileyidir. Bileği taşı ile keskinleşmeyen pıçaklar bir şey kesemezler. Zihni ve aklı çalıştırmanın metotlarını göstermek amaçlanmıştır. İmam-ı Gazali, “Mantık bilmeyenin ilmine itibar edilmez” demektedir. (Necip Taylan, Mantık Tarihçesi Problemleri, İstanbul 1996, s. 67)

Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Sathî nazar, muhali mümkün görür” sözleriyle yüzeysel incelemelerin insanı yanlış sonuçlara götüreceğini ifade etmektedir. “Zihinlerin mülahazada dikkati ve nazarda im’anı alışkanlık haline getirmeleri için ala külli hal bu eseri yazdım” (Bediüzzaman Said Nursi, Kızıl İcaz, İstanbul 1995, Sözler Yayınevi, s. 164.) demektedir. Bediüzzaman aynı şekilde Gelenbevî’nin Burhan’ı üzerine de “Ta’lîkât” isimli eserini yazmıştır.

İlmi gıdaya benzeten Bediüzzaman aceleci zihinlerin bilgileri hazmetmediğini bunun için bilgiyi iyice hazmetmek gerektiğini ifade etmektedir. Kızıl İ’caz’da şöyle der: “Bil ki! Şüphesiz ilim bir gıdadır. Elbette ki hazmedilmesi gerekir. Rahvan ve aceleci zihin, hakikatlerin kaymağından yer. Yani hakikate varır, fakat onu almaz veya onu kazanır ve alır. Lakin hakikat onun zihninin elinde parçalanır. Çoğalmaz, genişlemez. Bilakis zihinden kaçak olarak çıkar. Sonra zihin, hakikatin parçalarını toparlar, onlardan hafızasında çoğalanların özelliklerini soyar. Hazmetmez ve büyütmez. Bilakis hakikatler kusmuk olur veya zihinde bozulur. Zihnin yüzeyselliği, elem veren bir hastalıktan daha şiddetlidir. Ey okuyucu! Zihinlerin dikkate teşvik edilmek için, bu risaleyi veciz yazarak, sizleri aciz bıraktım.” (Kızıl İcaz, s. 236) Bediüzzaman “Âlim-i mürşid, koyun olmalı, kuş olmamalı. Koyun yavrusuna süt, kuş yavrusuna kay (kusmuk) verir” diyerek bunu açıklamıştır. (Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, 455)

Kızıl İ’câz’ın bir tek şerhi vardır. O da Abdulmecid Nursi’nin (Ünlükul) tarafından 1965 yılında Konya’da yapılmıştır. 1995 yılında Sözler Yayınevi tarafından basılmıştır. (Abdulmecid Nursi, “Şerhu Kızıl İcaz”, Saykalü’l-İslam, Tahkik: İhsan Kasım Salihi, Sözler Yayınevi, İstanbul 1995, s. 163–238)

 
< Önceki   Sonraki >