Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Siyaset
Advertisement
Siyaset
Din ve Siyaset-2 PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 15 Mart 2012

M. Ali KAYA
Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Hayat-ı içtimaiye-i beşeriye bir yolculuktur. Şu zamanda Kur’anın nuru ile gördüm ki o yol bir bataklığa girdi. O bataklıktan insanları kurtarmanın iki çaresi vardır. Birincisi, topuz ile onları ayıltmak ve yola getirmek, ikincisi ise nur göstermekle mütehayyirlere selamet yolunu göstermektir” (Mektubat, 45) demektedir. Burada topuz siyaset yoludur, nur ise iman ve Kur’an hizmetidir.

Burada siyasetten kast edilen oy verme ve bir siyasi partiye destek olma değildir. Zira bu bir vatandaşlık görevidir ve yasal olarak da oy kullanmamak para cezası gerektiren bir suçtur. Bu nedenle istenen oy kullanmamak ve bir siyasi partiye destek vermemek değildir. Bu suça teşvik ve vatandaşlık görevini yapmamayı teşvik olur. Burada siyasetten kast edilen bir siyasi parti kurarak iktidar mücadelesine girmek ve hükümeti hedefleme faaliyetidir. Bediüzzaman Said Nursi’nin yolundan giden Risale-i Nur Talebelerinin böyle bir amacı ve faaliyeti yoktur. Yani, siyasi bir parti kurup hükümet olmak veya bir siyasi partiyi idare etmek gibi bir çalışma yerine, akıllara ve kalplere iman ve Kur’an hakikatlerin ders verme ve anlatma, yani nur gösterme şeklinde bir faaliyet hedeflenmiştir.


Etiketler:  Din ve Siyaset Vatandaşlık Görevi Siyaset Demokrasi İnhisar zihniyeti Irkçılık Demokratlar Hürriyet Hürriyet-i Şeriye
Devamını oku...
 
Din ve Siyaset PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 14 Mart 2012

M. Ali KAYA
“Taallüm-ü siyaset, siyaset değildir.”
“Kâinatta en yüksek hakikatin iman olduğu” inkâr edilemez en büyük bir gerçektir. İnsanın birinci vazifesi Allah’ın birliğini ve azametini kabul ederek onu şirkin her nevinden tenzih etmektir. İnsan iman ile Rabbini tanır, ibadet ile kendisini ona sevdirir. Dinin en önemli ve vazgeçilmez meseleleri, İman, ibadet ve ahlaktır. İnsanlık âleminde insanların hayatına bunlar hükmettiği zaman her şey kendiliğinden düzelir. Bu nedenle din siyasetten önce vardır ve dinin hâkim olduğu yerde siyasetle insanları idare etmeye gerek kalmaz; ama ne var ki insan hayatında dinden başka nefis, şeytan ve menfaatler hükmettiği için insanları hayra ve iyiye yönlendirmek, insanlar arasındaki anlaşmazlıkları gidermek için siyasete ve diplomasiye ihtiyaç doğmuştur.

Siyasi inkılapların din üzerinde hiçbir etkisi yoktur; ancak insanların dine yaklaşımlarını etkiler. Din yüksek imanî, ahlâki değerler ve Allah’a itaattir. Diktatörler ve baskıcı rejimler dinin prensiplerine zarar veremezler; ancak dini hayatı ve ibadeti yasaklamakla insanlara ve topluma zarar verirler. Bu da imanı zayıf olanları telaşa sevk eder. Gerçek ise Bediüzzaman’ın dediği gibi “İslamiyet güneş gibidir; üflemekle sönmez, göz yummakla gece olmaz. Gözünü kapayan ancak kendisine gece yapar.” Ancak cahil ve gafil olan insanlar tembellik kulağı ile nefsine aldanarak her şeyi hükümetin cebinden tahayyül ettiği için kalbini ve aklını da hükümetin cebine koyduğu için “din elden gidiyor” diye kendi korkusunu izhar eder.


Etiketler:  Din Siyaset Din ve Siyaset Adalet Hakkaniyet Doğruluk Teknik İman İbadet Ahlak Dinin Yüze Biri
Devamını oku...
 
Şeyh Edibalinin Nasihati PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 07 Mart 2012

M. Ali KAYA
Şeyh Edibali Osman Gazi Kayı Aşireti’nin başına geçince ona idarecilik hayatında uyması gereken prensipleri anlattı. Biz de âcizane bu nasihati cümle cümle yorumlayacağız.

“Ey oğul, artık Bey’sin! Bundan sonra:
“Öfke bize, uysallık sana.”
Halk ve tebaa kendilerine yapılan haksızlıklardan dolayı öfke duyabilir ve bunu da dışa vurarak taşkınlık yapabilirler; ama idareciye öfke yakışmaz. Halkına daima uysallıkla yaklaşmalıdır. Öfke duyanlar liderin destekçileri olmayabilir. Muhalefetin de öfkeli olmaya hakları vardır. Lider onlara da uysallıkla yaklaşması gerekir. Lider öfke ile hareket ederse etrafındakiler ondan cesaret alarak daha öfkeli hareket ederler. Bu da büyük haksızlık ve zulümlere sebep olur.

“Güceniklik bize, gönül almak sana.” Tebaa ve halk idarecilere küsebilir, gücenebilir ve kırgınlık duyabilir. Ancak idarecilerin halka küsme ve kırgınlık duyma lüksü yoktur ve olmamalıdır. Tebaasına küsen bir lider onların haklarını vermez. Bu da haksızlık ve adaletsizliğin başlangıcıdır. Lider bunu yaparsa etrafındakiler âlâsını yaparlar. Bu ise haksızlığın yaygınlaşmasına sebep olur.


Etiketler:  Şeyh Edibali Osman Gazi Nasihat İdareci Adalet Tebaa Halk Hak Haksızlık Zulüm
Devamını oku...
 
Devlet Nedir, Ne Değildir? PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 29 Şubat 2012

M. Ali KAYA
“Devletin varlık sebebi; adalet ve siyasettir.
Amacı; üyelerinin korunması ve refahıdır...”

Bu gün, devletin her zamankinden daha gelişmiş olduğu bir dönemdir. Tarihte hiçbir zaman devletin bu derece müesseseleştiği, insan hayatına her yönüyle karıştığı görülmemiştir. Anarşist ve Marksist görüşe göre devlet çok kötü bir şey... Onun için, devleti ortadan kaldırmayı amaçlamışlardır. Onlara göre, özgürlüklerin önünde en büyük engel devlettir. Ama ne var ki, devleti ortadan kaldırmış hiçbir anarşist akım yoktur. Devlet; -iktidarda kim olursa olsun- her yerde gücünü göstermiştir.

Liberaller de devleti pek çok özgürlüklerin önünde bir engel olarak görürler. Muhafazakârların da devletin katı tutumlarını onayladığı söylenemez. Sosyal demokratlar ise, devleti sosyal bir devlet haline getirme çabası güderler. Devlete devlet olarak değer veren tek siyasi akım ise faşizmdir. Kapitalizmin taşkın gelişmesini, liberal devletin kurulması önlemiştir. Bunun sebebi, tekelci kapitalizmin ortaya çıkışı ve işçi sınıfının gelişmesidir.


Etiketler:  Devlet Devlet Nedir Devletin Doğası Siyaset Hukuk Devletin Görevleri Toplum Toplumun Çıkarları
Devamını oku...
 
Bediüzzaman Yaşasaydı Hangi Partiye Oy Verirdi? PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 08 Şubat 2012

M. Ali KAYA
Siyaset hastalığına tutulan ve siyaseti her şeyin önüne alan bir kesim, düşüncelerini kabul ettirmek için “fikir” üretecekleri yerde “Kur’ân-ı Kerimi” Peygamberimizin (sav) “hadisi-i şeriflerini” ve “Bediüzzaman Said Nursi” gibi tüm kesimlerin saygı duydukları büyük zatların arkasına sığınarak siyaset yapmaktadırlar. Her şeyden önce şunu ifade etmekte yarar var: Bediüzzaman’ın takipçileri olan “Risale-i Nur Talebeleri” hiçbir zaman “Bediüzzaman yaşasaydı falan partiye oy verirdi” düşüncesi ile oy vermezler ve vermemişlerdir. Hayatta olmayan birisi hakkında bu gün “hayatta olsaydı şöyle yapardı” düşüncesi hiçbir zaman hayatta olmayanın düşüncesini yansıtmaz; ancak o ifadeyi kullananın şahsî düşüncesini yansıtır.

Bediüzzaman’ın hayatta olan talebeleri de, takipçileri de asla böyle bir ifade kullanarak siyaset yapmamışlardır. Bediüzzaman’ın “siyasi” düşünceleri, siyaset konusundaki fikirleri eserlerinde mevcuttur ve bu fikirler “tarafgirlik” telkini şeklinde anlaşılamaz. Bediüzzaman’ın siyaseti “şahıs odaklı” değil; “fikir odaklıdır.” Risaleleri okuyup anlamak için kafa yormayan ve zaman harcamayanlar Bediüzzaman’ı ve siyasi düşüncesini elbette anlayamazlar.


Etiketler:  Siyaset Bediüzzaman DP CHP Risale-i Nur Talebeleri İlim ve Fikir Hürriyeti Said Nursi Bediüzzaman Yaşasaydı
Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 10 - 18 Toplam: 236