Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Siyaset
Advertisement
Siyaset
Siyaseti Etkileyen Faktörler ve Bediüzzaman PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 26 Aralık 2011

M. Ali KAYA
Günümüzün siyaseti çoğunluğun istirahati için ekallin rahatını feda eder. Belki ve bilakis zalim olan küçücük bir azınlık ekser avamı ve halkı kurban eder. Kur’an’ın adaleti ise tek masumun hayatını ve kanını değil ekseriyete, umum insanlığa da feda edemez.
  “Kim bir cana kıymamış veya yeryüzünde fesat çıkarmamış birisini öldürürse bütün insanları öldürmüş gibidir”  ayeti ile bir masumun hakkını bütün halk için ve bütün insanların selameti için de olsa, rızasını almadan feda etmez. “Hak haktır, büyüklüğüne, küçüklüğüne bakılmaz” der. Kur’an’ın nazarında ferdin hukuku ön plandadır. Adalet-i mahzasının gereği budur. Siyaset ise, adalet-i izafiyeye göre hükmeder. Toplumun selameti için ferdi feda eder. Devletin ve milletin menfaati için ferdin hukukunu nazara almaz. Yani ehven-i şer ile hükmeder.  Bunun için siyasette hayr-ı mutlak olmaz ve tam adil olamaz.

Siyaset fertlerin yaptığı ve fikirleri, hevesleri ile yürüttüğü bir şeydir. Bilhassa hodgam ve bencil insanlar, enaniyetli reisler, hırs ve heves yolunda pek çok insanın hukukunu çiğner. Can ve kan kaybına önem vermez. Hevesine mani olan her şeyi yıkmayı ve harap etmeyi göze alır. “Harap eder dünyayı, imha eder beni âdemi”  İşin içerisine inat da girerse o zaman durum daha vahim bir hal alır. Çünkü insanın işi budur ki, “şeytan birine yardım ederse, melekler rahmeti okutur. Muhalif tarafta melek görse onu libasını değiştirmiş şeytan zanneder, ona adavet ve lanet eder.”  Bu da siyasetin kötü bir neticesidir.


Etiketler:  Siyaset Menfaat Efkâr-ı Amme 31 Olayı Siyasi Cereyanlar Adalet Adalet-i İzafiye
Devamını oku...
 
Hz. Ali Döneminde İdari Durum PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 08 Aralık 2011

M. Ali KAYA

1. İDARİ DURUM
Hz. Ali (ra) halife seçme yetkisi olan “Eshab-ı Bedir” tarafından halife seçilerek hilafet makamına oturmasından sonra ilk olarak Mescid-i Nebevî’de açıktan biat aldı. 
Şurâ üyelerinden Hz. Zübeyir, (ra) Hz. Talhâ (ra) ve Sa’d b. Ebi Vakkas (ra) dâhil sahabelerin çoğu kendisine biat ettiler.

Hz. Ali (ra) ilk icraat olarak valileri değiştireceğini, “Beytü’l-Mâli” denetim altına alacağını söylemiş ve “Millete ait olan bir tek dirhemi kimsede bırakmam” demişti. Hz. Osman’ın (ra) evindeki bütün silahlara el koydu. Zekât malı olarak toplanan hayvan sürülerini Beytü’l-Mâle devretti. Hz. Osman’ın (ra) bir kısım akrabalarının ellerinde bulunan toprakları ellerinden aldı. 

Benî Ümeyye’den Hz. Muaviye b. Ebi Süfyan (ra) Şam’da, Abdullah b. Âmir (ra) Basra’da Abdullah b. Sa’d b. Ebi Sarh (ra) Mısır’da ve Ya’lâ b. Ümeyye (ra) Yemen’de valilik yapıyorlardı. Hz. Ali (ra) valileri değiştireceğini söylediği zaman Benî Ümeyye’de bir telâş baş gösterdi.  Hz. Osman’ın (ra) müsamahalı yönetiminden yararlanarak devletin kilit noktalarını ele geçirmiş ve aristokrat bir tabaka teşkil etmişlerdi.


Etiketler:  Hz. Ali Hz. Ali Dönemi Hz. Ali Dönemi İdari Durum İdari Kurumlar Adli Teşkilat Hisbe Teşkilatı Hac Emirliği Ordu Teşkilatı
Devamını oku...
 
Şeriatte Millet İradesi ve Seçim PDF Yazdır E-posta
Salı, 04 Ekim 2011

Mustafa CAN
Giriş:
Asr-ı Saadette sahabelerin kurduğu idari sistem “seçime dayalı” millet iradesini ve halkın rızasını esas alan hilafet sistemidir. Hilafet sisteminde seçim esastır. Peygamberimiz (sav) “Benden sonra hilafet otuz senedir” buyurarak seçime dayalı halifelerin seçimine “hilafet” sıfatını vermiş, “ondan sonra ısırıcı saltanat gelir” buyurmuşlardır.

Hz. Ali’den (ra) sonra siyasi bir mezhep olarak ortaya çıkan “Şia”nın iddiası ise “hilafetin seçimle değil, atama usulü ile gerçekleşmesidir.” Şia’ya peygamberin en önemli görevlerinden birisi de kendisinden sonra müslümanları idare edecek olan halifeyi belirlemesi ve atamasıdır. Hz. peygamber de bunu yapmış ve Hz. Ali’yi halife olarak atamıştır; ancak Hz. Ebubekir, Ömer ve Osman bunu kabul etmeyerek kendilerini halife seçtirmişlerdir.” Hulefa-i Raşidini ve onları seçen bütün sahabeleri peygambere karşı çıkmak ve hükmünü kabul etmemekle itham eden böyle yanlış bir düşüce ile “Ehl-i Sünnet” çizgisinden sapmışlar ve dini siyasete alet etmişlerdir.


Etiketler:  Şeriat Millet Millet İradesi Seçim Hilafet Teokrasi İyiliği Emretme Hukuk Halkın İradesi
Devamını oku...
 
Neden Demokrasi ve Demokratlar PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 28 Eylül 2011

Mustafa CAN
“Hayır ve bereket kıyamete kadar atın perçemine bağlıdır.”
(Hadis-i Şerif)

Giriş:
İki nevi idari sistem vardır. Biri hürriyet ve adaletle, ikincisi ise istibdatla yönetim şekli. Bu iki sistem arasında karışık, kısman adalete ve kısmen istibdada benzer ara sistemler vardır. Mutlak hayır olan tam hürriyet ve adalet-i mahza ile mutlak şer olan tam bir istibdad-ı mutlak arasında ehven-i şer pek çok idari sistem ve yöntemler vardır. 
Pek çok sistemler şerden hayra, istibdad-ı mutlaktan hürriyet ve adalete geçişi sağladığı için ehven-i şer ve adalet-i izafi olarak nitelendirilirler. Sosyal ve siyasi hayatta hürriyet ve istibdat,  adalet ve zulüm mücadelesi Hz. Âdem (as) zamanından başlamış kıyamete kadar insanlık tarihinde var olmaya devam edecektir. Bilhassa “helaket ve felaket asrı” ve “âhirzaman” olan asrımızda yönetimden kaynaklanan pek çok istibdat çeşitleri vardır.

Hangi konuda olursa olsun “Kanun-u Fıtrata” uygun hareket etme mecburiyeti vardır. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Hayat-ı içtimaiye-i beşeriyede bir çığır açan, eğer kâinattaki kânun-u fıtrata muvafık hareket etmezse hayırlı işlerde ve terakkide muvaffak olamaz; bütün hareketi şer ve tahrip hesabına geçer” (Lem’alar, 174)


Etiketler:  Ahrarlar Demokratlar DP Demokrasi İdari Sistem Hürriyet Adalet Meşrutiyet Şeriat Asr-ı Saadet
Devamını oku...
 
Bediüzzamandan Hürriyet ve Demokrasi Dersi PDF Yazdır E-posta
Cuma, 16 Eylül 2011

M. Ali KAYA
Giriş:
Her şeyden önce şiddetin ortadan kalkması şarttır. Şiddet akl-ı selimi ortadan kaldırır, toplumsal meseleler üzerinde farklı düşüncelerin ortaya konmasına sebep olan demokratik zemini yok eder. Demokratik tavır, şiddeti kesin bir dille reddetmeyi gerektirir. Şiddeti yaygınlaştırmaya odaklanan bir dil, barışçı ve demokratik bir çözüm üretemez. Husumeti ve öç alma hissini körükler ve "toplumsal barışı" imkânsız kılar. Bunun için silahların susması gerekir.

Türkiye, Doğu meselesini sadece askeri önlemlerle çözmeye uğraştı, bu da şiddeti artırmaktan başka bir şeye yaramadı. (Hala da böyle devam ediyor..) Devletin baskıya ve inkâra dayalı politikalara yaslanması farklılıkların tanınmasına ilişkin taleplerin siyasi kanallardan dile getirilmesine de fırsat tanımamaktadır. Sorunların çözümüne yönelik farklı sivil anlayışların önünün kesilmesi, politikanın içinde olanları pasif duruma sokmaktadır. Diğer taraftan meşru, demokratik siyasete olan inancın kaybolmasına da sebep olmaktadır. Bunun için şiddet dilinin terk edilmesi şarttır. Şiddeti toplumsallaştıran dili dışlamalı ve özgürlükçü bir dil geliştirilmelidir.


Etiketler:  Demokratikleşme Doğu Meselesi Anarşi ve Terör Şiddet Eğitim Irkçılık Kalkınma Kürtler Bediüzzaman
Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 19 - 27 Toplam: 236