Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Siyaset arrow AHRARLAR
Advertisement
AHRARLAR PDF Yazdır E-posta
Salı, 19 Şubat 2008
Yazı Index
AHRARLAR
Sayfa 2


Bediüzzaman ve Ahrarlar:

Bediüzzaman hazretleri her şeyden önce siyasete aktif siyasete karışmamış, talebelerini de bundan men etmiştir. Ancak siyasi hakların kullanımını bir vatandaşlık görevi olarak tavsiye etmiştir. Bizzat kendisi de siyasi tercihini belirterek, fikir ve düşüncelerini açıklayarak ve oy kullanarak göstermiştir. Siyasi partilerde görev yapmayı, seçme ve seçilme konusunu da bireylerin kendi tercihlerine ve ferdî kararlarına bırakarak bu konuda talebelerini hür bırakmıştır. Yine bu bağlamda siyasilerin kendisine vereceği görevleri de nazik bir lisan ile reddetmiştir.

Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin partilere bakışı şahıs ve parti odaklı değil fikir ve düşünce odaklıdır. Bunun için İttihat ve Terakki Fırkasının “Hürriyet-Adalet ve Müsavat” fikrini desteklemiş ve bu kavramların içini doldurmaya çalışmıştır. Haksızlık ve istibdada yönelmesini ise tenkit ederek yöneticilerini ikaz etmiştir. Aynı şekilde “Ahrar Fırkası”nın “Teşebbüs-ü Şahsi ve Adem-i Merkeziyet” fikrini benimsemiş ve bunların da içini doldurmaya çalışmıştır. Prens Sabahattin’in “Adem-i Merkeziyet” düşüncesini de güzel ama zamansız bir fikir olduğunu açıkça belirterek gerekli ikazlarını da yapmıştır.

Bediüzzaman Said Nursi Ahrar fırkasının İttihad-ı Muhammedi’ Cemiyeti ile manen müttehit olduğunu ifade etmiştir. 31 Mart 1909 da olaylardan Ahrar Fırkasını da sorumlu tutanlar her ne kadar bunu ispat edemedi iseler de Bediüzzaman’ı yargıladıkları gibi yargılayarak haksız şekilde cezalandırmışlardır. Bediüzzaman “Divan-ı Harb-i Örfi”deki müdafaası ile berat etmiştir. Bu mahkemede “İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti’nin tarifini yapmıştır. Bu tarife göre her mü’min İttihad-ı Muhammedî’nin manen üyesidir. Yoksa bozguncuların ve isyancıların girdikleri ve siyasete alet ettikleri “Şeriat ve İttihad-ı Muhammedî” cemiyeti ile bir ilgisi yoktur. Bediüzzaman “Şeriat” adına ve “İttihad-ı Muhammedî” ismi altında siyasi faaliyetlerin yapılmaması için çok gayret etmiştir; ama buna engel olamamıştır. Kendisi de “manen tarif ettiği “İttihad-ı Muhammedi Cemiyeti”nin üyesi olduğunu ifade etmiştir.

Bediüzzaman’a göre Ahrar ve Demokrat olmanın gereği “Şeâir-i İslâmiyeye” taraftar olmaktır. Demokratlar Şeâir-i İslâmiyeden olan “Ezan-ı Muhammedi”yi ilan etmekle Nur Talebelerinin manevi desteğini hak etmişlerdir. Bunun için “Nurcular demokratlara bir nokta-i İstinattır.” Ama ne var ki, Ahrarlar iki defa başa geçtikleri halde İttihatçıların Mason kısmı onlara müthiş darbe vurarak az bir zamanda onları devirdiler. Demokratlara da aynı şekilde iki müthiş darbe vurmaya hazırlandıklarını ifade etmektedir. Gerçekten de 1960 darbesi ile Demokrat Parti, 1980 ihtilali ile de onların devamı olan Adalet Partisi, İttihatçıların devamı olan CHP ve onlara destek verenler tarafından iktidardan uzaklaştırılmışlardır.

Ahrar Fırkası iki defa seçime girmişler ve hükümete ortak olmuşlardı. 1909 Ahrar Fırkası mensupları 31 Mart olayı kendilerine yıkılarak iktidardan uzaklaştırıldı ve parti kapatıldı. 1913 de Hürriyet ve İtilaf Partisi “Bab-ı Âlî” baskını ile iktidardan uzaklaştırıldı. 1946 da kurulan ve 1950 de iktidara gelen DP Ahrarların yeniden dirilmesidir. Bediüzzaman’ın “Hürriyetçi Demokrat” misyona sahip olan fırka yaklaşımını esas aldığımız zaman ANAP ve AKP’nin Ahrarların ve Demokratların devamı olmadıklarını görürüz. Çünkü her iki parti de “Şeâir-i İslâmiye”yi ihyaya yönelik herhangi bir icraatta bulunmadıkları gibi, Demokratların kazanımlarını dahi koruyamamışlardır.


Bediüzzaman yine Demokrat ve Ahrar tanımı ve tarifi çerçevesinde “Eski tahribatı tamire başlamak” “Hürriyetperver olmak” ve “Nur ve Nurcuları takdir etmek” gibi kıstasları da ortaya koyar. Bu sayılan vasıflara sahip olan siyasi oluşuma daima dua ettiğini ifade eder. Gelecek ile ilgili temennisini de “İnşallah, o Ahrarlar istibdad-ı mutlakı kaldırıp tam bir hürriyet-i şer’iyeye vesile olacaklar” şeklinde özetler.

NOT:
Demirel, Türkiye'nin yeniden yapılanmasıyla ilgili görüşlerini açıklarken Ahrar Partisi'ne değinip şöyle demiş: "1900'lü yılların başında daha nasıl ileriye gidebiliriz, diye bazı partilerin seçim beyannamelerinde düşünceler yer alır. Ahrar Partisi'nin seçim beyannamesine bakarsanız, Avrupa ile farkın nasıl kapatılabileceği konusunda üç fikir görürsünüz. Birincisi liberalizm, ikincisi adem-i merkeziyetçilik ve üçüncüsü de ordunun siyaset dışı kalmasıdır."

Bu ifadelere bozulan Doğu Perinçek, "Ahrar Partisi'ni savunan Demirel istifa etmelidir" diye dikkat çekmiş ve Milliyet Gazetesinden Hasan Pulur bunun üzerine bir yazı yazmıştır.

Hasan Pulur, “Demirel'in seçim beyannamesinden örnek gösterdiği Ahrar Partisi budur; Perinçek, bu yüzden kendisini istifaya çağırmakta ve "Bu konuşması Cumhuriyet devrimi açısından dehşet vericidir; kendisine tarihsel hak olarak gerici, isyanı örgütleyen Ahrar Partisi'ni bulmuştur" diyerek Ahrar Partisini 31 Mart isyanını körükleyen parti olarak gördüğünü ifade etmiştir.

Hasan Pulur Ahrar Fırkasını ezmek için hiçbir delil ve belge olmadığı halde 31 Mart olayını üzerine yıkmaya çalışan İttihat ve Terakki’yi savunmaktadır. İttihat ve Terakki geleneğinden gelen CHP zihniyetinden başka bir şey beklemek de zaten doğru değildir.
 
Etiketler:  Ahrarlar Ahrar Fırkası Osmanlı Ahrar Fırkası Mizancı Murad Hasan Fehmi Bey Bediüzzaman


 
< Önceki   Sonraki >
BEDIüZZAMAN
AHRARLAR
AHRAR FıRKASı
OSMANLı AHRAR FıRKASı