| Anayasa Değişikliği ve Emr-i Vaki |
|
|
|
| Çarşamba, 24 Mart 2010 | |
|
Mesela, iyi bir insanı halkın gözünden düşürmek için bir ömür boyu yaptığı yanlışlarını bir ay veya bir sene içinde yapmış gibi göstermek. Bir ömür boyu bir insandan çıkan tükürük ve balgamı biriktirerek bir günde bir adamdan çıktığını iddia etmek ne derece insanları ondan kaçıracağı açıktır. İşte bu cerbezenin sonucudur. Aynı şekilde siyah bir gözlükle dünyaya bakmak ve her şeyi siyah göstermek de bir nevi cerbezedir.
Cerbeze ile emr-i vakilerle pek çok işler yapılabilir mi? Yapılabilir... Peki, etik, ahlâki ve doğru olur m? Olmaz... Ya yapılan şey faydalı olur ve yapanların vicdanlarını rahatlatır mı? Hayır, rahatlatmaz ve gerçekten doğru olmaz. Peki, doğru ve ahlâki olan, faydalı ve vicdani olan nedir? Yapılacak işin önceden istişare ederek beraber karar altına alınması ve işi baştan beraber yapmaktır. Sonradan emr-i vaki ile tasdik ettirmeye çalışmak değildir. Soru: “Emr-i vaki ile birine bir şey yaptırmak uygun olur mu?” El-Cevap: Emr-i vaki ile yapılan teklif kişiyi zor durumda bırakır. Kabul ederse kendisi hakkında kötü sonuçlar doğuracaktır. Kabul edilmezse o zaman da kamuoyunda ve başkalarının nazarında kötü duruma düşülecektir. Hani atalarımız derler ya “Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık. Tükürmezsen dert üstüne dert…” İnsan ne yapacağını şaşrırır ve sonuçta birisini yapmaya mecbur kalır. İşte bu bir nevi “örtülü diktadır.” Bu nedenle emr-i vakiye “sosyal terör” denilir. İki genç bir kabahat işlemiştir. Kabahatlerinin ortaya çıkmasından çok rahatsız olmaktadırlar. Bu durumda çareyi evlenmekte bulurlar. İstemeye istemeye evlenirler ve bir ömür mutsuzluğa razı olmaya kendilerini mecbur hissederler. İşte emr-i vaki budur… Bizler de yapacağımız işler için bu emr-i vakiyi çok istimal ederiz. Birisi amirinin müsaade etmeyeceğini bildiği halde bir yere gitmek için bilet alır. Sonra gider “Efendim ben falan yere gitmek istiyorum; müsaadeniz var mı?” der. Amiri de olmaz, gidemezsin diyecek ya demesine fırsat vermeden “Biletimi de almıştım” der. İşte bu ve benzerlerini çok yaparız… Biz millet olarak emr-i vakilere o kadar alışmışız ki her şeyi böyle yaptırmayı adet edindiğimiz için olağan karşılar olmuşuz. Cumhuriyetle beraber Cumhurbaşkanı seçimini emr-i vaki ile kabul etmişiz… Sonra 1960 Anayasası’nı ve bu Anayasa ile beraber Cumhurbaşkanı seçimini… Sonra 1980 ihtilalini ve 1982 Anayasa’sını… 1982 Anayasa’sı ile beraber ihtilal lideri Kenan Evren’in Cumhurbaşkanlığını emr-i vaki ile oldubittiye getirerek kabul etmişiz, sonra da cerbeze ile bu Cumhurbaşkanını % 92 oyla seçtik” diyerek Anayasa’ya baskı ile verilen oyları “İhtilali oylama ve onaylama” şekilden topluma yutturmuşuz. Şimdi aynı metotla Anayasa’nın 20 Maddesini değiştirme teklifini tek taraflı olarak hazırladıktan sonra, emr-i vaki ile muhalefete ve halka, sivil toplum kuruluşlarına kabul ettirme turlarına başlamış bulunuyoruz. Efendim, “Bu bir emr-i vakidir, yapılışında ben yoktum ve lütfedip bana sorulmadı. Onaylanması için neden bana geliyorsunuz?” dediğiniz anda halka dönerek “İşte görüyorsunuz bunlar her yapılan şeye itiraz ederler. Bunlar 1980 ihtilal Anayasasının değişmesini istemeyenlerdir. Bunlar bu taslağı hiç okumamışlardır; sırf biz yaptığımız için buna karşıdırlar” diye şikâyete başlayacaklardır. İşte “cerbeze” budur ve “emr-i vaki” buna derler… ** Etiketler: Anayasa Değişikliği Emr-i Vaki Anayasa Cerbeze Anayasa Değişikliği Paketi 12 Eylül 60 Anayasası 1982 Anayasası |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|