| Bediüzzamanın Siyasi Görüşleri |
|
|
|
| Çarşamba, 09 Şubat 2011 | |
|
M. Ali KAYA Bediüzzaman “din adına siyasete” karşı çıkmıştır. “Din mal-i mukaddes-i umumiyedir, hiçbir partiye ya da zümreye inhisar edilemez” demiştir. Din adına siyasete girenlere “Siyasal İslam” düşüncesine karşı çıkmış ve “Ahrarlar” dediği hürriyetçileri ve demokratları desteklemiştir. Her hal ve şart altında “İmana ve Kur’âna” hizmet etmeyi amaç edinmiştir. “Müspet hareket” etmeyi kendisine prensip edinmiş ve talebelerine de bunu tavsiye etmiştir. “İttihad-ı Muhammedi” namındaki cemiyetin kurulduğunu işitmiş ve siyasete alet edilmemesi, siyasi bir düşünce taşımaması konusunda çok ısrarlı olmuş, siyasi bir maksat gütmesin diye “İttihad-ı Muhammedi tüm ehl-i imana şamildir. Tahdid ve tahsis kabul edemez” demiştir. (Divan-ı Harb-i Örfî, 27) Bediüzzaman “partiler üstü”yüm dememiş, siyasi partilere eşit mesafedeyim dememiş tercihini açıkça ifade ederek DP’yi tercih etmiş ve neden tercih ettiğini de izah etmiştir. Zaman içinde kurulmaya çalışılan “İttihad-ı İslam” ve “İslam Demokrat Partisi” gibi siyasi oluşumlara karşı tavır almıştır. Zayıflayan esasat-ı imaniye, bozulan genel ahlak ve İslam terbiyesiyle beraber “ecnebi sömürgesi ve siyaseti altına girmiş müslümanların” (Münazarat, 53) takip etmesi gerekenin günlük siyasi çekişmeler yerine “Yüksek İslam Siyaseti”nin ölçülerini koymuş ve günlük siyasete de istikamet vermiştir. Her şeyi yerli yerinde anlayabilmek için “Kim demiş, kime demiş, niçin ve hangi maksatla söylemiş” kuralına uymak gerekir. Bediüzzaman “Hürriyet ve Demokrasinin tesisine çalışmıştır.” (Mesnevi Nuriye, 89) Meşrutiyet-i meşruya Şeriat namına sahip çıkmış ve “Cemaatin ruhu olan şahs-ı manevi daha metin olduğunu” (Mesnevi Nuriye, 87) muhtelif yerlerde beyan etmiştir. Bediüzzaman “Menfaati esas tutan siyaseti canavara” (Sözler, 648) benzetir. Siyaseti menfaat aracı gören zihniyeti canavara benzetir. Böyle bir siyasetten şeytandan kaçar gibi kaçar ve başkalarının da böyle bir siyasete bulaşmamasını tavsiye eder. “Particilik lâzım-i meşrutiyettir” (Sünuhat, 68) diyerek çok partili hayatın demokrasinin gereği olduğunu vurgulamıştır. Ancak din namına ve din adına particiliğe kesin bir dille karşı çıkmıştır. Siyasi partilerin mukaddes dinin kutsal mefhumlarını kullanmadan, kendisine tahsis etmeden umuma şamil kılarak, din gayreti ve İslamiyet aşkı ile hareket etmesi gerektiğini belirtmiştir. Siyaset ve tarafgirlikle hareket eden isabet bile olursa tehlikeli olduğunu beyan eder. “Kim fasık siyasetdaşını, mütedeyyin muhalifine su-i zan ile tercih ederse, tarafgirane davranmışsa siyasi hırsla ortaya çıkmış ve umumun malı olan dini kendi meslektaşlarına has göstermekle de dine aleyhtarlık uyandırmış, dini nazarlardan düşürdüğü için tarafgirane davranmış” (Sünuhat, 65-66) ve dine zarar vereceğini ifade etmiştir. Bediüzzaman sosyolojik olarak bu vatandaki partileri tahlil etmiş ve toplumun zihniyetine, fikrî yapısına göre şekillenen ve taban tutan partileri dört taban üzerine oturtmuştur. “Bu vatanda şimdilik dört parti var. Halk Partisi, Demokrat Parti, Millet Partisi ve İttihad-ı İslam Partisi” diyerek siyasi cereyanları tasnif etmiş, Halk Partisini bir daha milletin başına tek başına iktidar olamayacağını, Demokrat Partinin millete ve dine hizmeti esas alması halinde Kur’an’a dayandığını, Millet Partisinin, Demokrat Parti’ye yardım etmesi gerektiğini, İttihad-ı İslam Partisinin ise % 60-70 tam mütedeyyin bir toplum olmadan dini siyasete alet edebileceğini, bunun için ortaya çıkmaması gerektiği” (Emirdağ Lahikası, 2:132) sonucunu çıkarmıştır. Burada ifade edilen % 60-70 halk ve avam tabakasının olmadığı açıktır. Halkla beraber asker, idareci, bürokrat, hâkim, savcı, ilim adamı ve teknik elemandır. Bunlar olmadığı için ehven-i şer olarak Demokrat Parti’nin desteklenmesini Kur’an, İslamiyet ve vatan namına istemiştir. “Ehven-i şer” “şer” demek değildir. toplumun % 60- 70’inin tam mütedeyyin olması çok zor olduğu için bu prensip kıyamete kadar geçerliliğini koruyacak demektir. Zira hayatta mutlak hayır, mutlak güzellik ve mutlak hak azdır. Gerisi hep nisbidir, izafidir. Bu nedenle sosyal hayatta maslahat esas alınmıştır. Nisbi, izafi ve maslahatın şeriat ve dindeki adı “Ehven-i Şer”dir. Demokratlar zamanında Bediüzzaman’a zulümler yapıldığı halde (Tarihçe, 562) Bediüzzaman “Kur’an, vatan, İslamşyet ve millet namına ve hesabına, dindar ve dine hürmetkâr Demokrat Parti’nin iktidarda kalmasını temin etmek için talebelerine DP’yi destekleme dersi vermiştir.” (Emirdağ, 2:176) Bediüzzaman kendi menfaatini feda etmiş, vatan, kur’an ve İslamiyet yararına oy verilmesini istemiştir. Bediüzzaman daima talebelerine Demokratları desteklemelerini tavsiye etmiş, talebelerine son dersinde dahi “Demokratlar dine taraftardırlar” (Emirdağ, 2:215) diye onlara karşı cephe alınmaması ve başka siyasi oluşumlara girilmemesini tavsiye etmiştir. “Nurcular Demokratlara bir nokta-i istinaddır” (Emirdağ, 2:25) diyerek “Nur talebelerini Demokrat Parti lehinde hareket etmelerini” (Emirdağ, 2:185) istemiştir. Demokrat Partinin yanlışlarını kolun kesilmesine bedel parmağı kesmek gibi ehven-i şer olduğunu belirterek yanlışlarına “ehven-i şer” olarak bakılmasını istemiştir. (Emirdağ, 2:177) Demokratlara da “Demokratlar İslam hakikatlerine dayanmaya mecburdur” (Emirdağ, 2:60, 113) diyerek dine hizmet etmeye “Ezan-ı Muhammedi’yi” aslına çevirdiği gibi “Ayasofya’yı ibadete açmaya” ve “Din eğitimine önem vermeye çağırmıştır. (Emirdağ, 2:25) Sonuç olarak: Etiketler: Bediüzzaman Said Nursi Siyaset Siyasi Görüş Bediüzzamanın Siyasi Görüşleri |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|