Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa
Advertisement
Bürokratik Cumhuriyetten Demokratik Cumhuriyete PDF Yazdır E-posta
Pazar, 01 Kasım 2009
M. Ali KAYA
İki çeşit iktidar vardır. Birincisi bürokratik iktidar, ikincisi demokratik iktidardır. Bürokratik iktidar bürokrasinin yönetimidir. Bürokrasiyi halk seçmez. Atama ile gelirler. Halkın vergileri ile halka hizmet etmekle mükellef oldukları halde halka tepeden bakarlar. Zaman içinde kendisini korumak için hukûkî, ekonomik ve siyasi dayanaklar edinmişlerdir. Memurlarını halktan devşirirler ve onları toplumun efendisi olduklarına inandırırlar. Bürokrasinin ülkeye ve iktidara hâkim olduğu yerlerde demokratik iktidarın da sınırlarını belirlemeye çalışırlar.

Ülkemizde bilhassa tek parti ve milli şef dönemlerinde ülkeye tam bir bürokratik iktidar hâkim olmuştur. 1923 yılından 1950 yılına kadar 27 sene bürokratik bir iktidar dönemi olmuştur. Cumhuriyet rejimini de kendilerine benzeterek tam bir bürokratik cumhuriyet haline getirmişlerdir. 1950’de siyasi olarak çok partili sisteme, yani demokrasiye geçildikten sonra da ülkeye hâkim olan bu bürokratik yapı tek parti döneminin değer, amaç ve iktidar paylaşımını devam ettirmek için ellerinden geleni yapmışlardır. Bunlar demokratik süreç bunların kendilerine verdikleri hayalî hâkimiyetlerini sınırladıkları için demokrasiyi asla sevmezler. Bu iktidar elitlerinin dillerindeki demokrasi kelimesi bir süs olmaktan öte herhangi bir mana ifade etmez. Bütün gayretleri demokrasiyi de kendilerine benzer hale getirmektir. İstedikleri totaliter bir cumhuriyet ve demokrasidir.


Demokratik iktidar ise halkın hür seçimle belirlediği geçici bir iktidardır. Halk onu her şeye yetkili bilir ve her sorunun altından kalkması beklenir. Gerçekte ise her konuda yetkili değildir; ama her konuda sorumludur. Zira yetkilerin belirlendiği anayasa ve yasaların dışına çıkması mümkün değildir. Anayasa’yı değiştirmek ve yasaları yapma yetkisi vardır; ama bunu kullanmak o kadar da kolay değildir. Yılların bürokratik gelenekleri ve anti-demokratik yasaları buna imkân vermez. Bu durumda da davul demokratik iktidarın boynunda çomak ise bürokrasinin elindedir. Demokrasinin gelişmesi için atılan adımlar bürokratlar tarafından geleneksel cumhuriyete aykırı gibi gösterilerek bir de cumhuriyet düşmanı olmakla suçlanırlar. Demokratik iktidarın cumhuriyet ile bir problemi yoktur, cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırmak isterler. Amaçları demokratik bir cumhuriyettir; ama ne ki, ülkeye hâkim olan bürokratik iktidar tarafından cumhuriyeti ortadan kaldırmakla suçlanırlar.

Demokratik iktidar demokrasinin gereği olan kişi hak ve hürriyetlerinin lehinde çalışan ve bürokratik iktidarı sınırlayan iktidardır. Ama ne ki ülkenin her sıkıntısının sorumlusu demokratik iktidar, her başarının sahibi bürokratik iktidar olduğu vurgulanır. İhtilalleri doğuran, militarizmi destekleyen ve alkışlayan bürokrasi, bütün olumsuzlukların sebebini demokratik iktidarlara yüklediğini bilmeyenimiz yoktur. 12 Eylül ihtilalini yapanların siyasi partileri “tencereyi pisletmekle” suçlayıp kapatmasının nedeni budur. Bürokratik iktidarın destekçileri azınlıktır; ama kendilerini destekleyen yasalardan, kurumlardan, medya ve kilit bürokratik mevkidekilerle çoğunluktadır.

Ülkemizde 1950 yılında çok partili siyasi hayata geçişten sonra yaşanan cumhuriyeti koruma ve kollama mücadelesi bürokratik cumhuriyeti demokratik cumhuriyete dönüştürme mücadelesinden başka bir şey değildir.
Demokrasiye direnen askerî, bürokratik ve anayasal kuruluşlar, yanlarına üniversiteleri, sendikaları ve sivil kuruluşları da alarak iki ihtilal ve iki muhtıra ile demokrasiyi askıya almışlar ve cumhuriyetin demokratik bir cumhuriyet olmasını engellemeye çalışmışlardır. Ama ne var ki demokrasi kaçınılmaz bir süreçtir. Dolayısıyla cumhuriyeti “birinci cumhuriyet” “ikinci cumhuriyet” gibi sloganlarla müdafaa yerine “demokratik cumhuriyet” haline getirmek kaçınılmaz olacaktır.
 
Demokratik cumhuriyete geçişin iç ve dış dinamikleri vardır. Nasıl ki demokrasiye geçiş 1945’li yılların dış baskıları ve NATO gibi içinde bulunma zorunluluğundan dolayı ihtiyaç olmuş ise, Demokratik Cumhuriyete de AB gibi içinde bulunma zaruretinin zorlaması ile kaçınılmaz hale gelecektir. Zira yeniden şekillenmekte olan dünyada ya AB’nin içinde bulunduğu demokratik bir dünyada yerimizi alacağız veya geri kalmış ülkelerin yanında yerimizi alarak ABD ve İsrail politikalarının oyuncağı olmaya devam edeceğiz. Umarım kaderin bize çizmiş olduğu gelecek Demokratik AB, zengin ve gelişmiş ülkelerin yanıdır. Bunu da ülkemizi Ortadoğu ve İslam dünyasının lideri olmaya götüren bir süreç takip edecektir.


Etiketler:  Cumhuriyet Bürokratik Cumhuriyet Demokratik Cumhuriyet Demokrasi İktidar Halk Hür Seçim AB ABD NATO
 
< Önceki   Sonraki >
HALK
CUMHURIYET
İKTIDAR
DEMOKRASI
ABD
AB
DEMOKRATIK CUMHURIYET