Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Siyaset arrow Demokrasi
Advertisement
Demokrasi PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 06 Ekim 2010
M. Ali KAYA
“Demokrasi çok problemli bir yönetim şeklidir.
Ancak diğer yönetim şekilleri daha kötüdür.
Bu nedenle demokrasiyi savunmak durumundayız.”
(W. Churchill)
 
Demokrasi dünyanın en iyi yönetim biçimi olarak kabul görmektedir. Antik Yunanistan yönetiminden adını alan Demokrasi, Monarşi, Oligarşi ve Aristokrasiye zıt bir yönetim şeklidir. Günümüz dünyasında etkili olan demokrasi türü liberal ve çoğulcu demokrasidir. Abraham Lincoln’a göre demokrasi “halkın, halk tarafından, halk için” yönetimidir. Halk çoğunluktur. Çoğunluğun ölçüsü ise % 50+1’dir. Üstün ve nitelikli çoğunluk ise 3/2 çoğunluktur. Demokraside önemli olan basit çoğunluğun azınlık üzerine baskı kurmasını engellemektir. Liberal demokraside çoğunluğun hakimiyeti esastır. Bu nedenle “Liberal Demokrasi, çoğunluğun hakimiyetini, azınlığın da haklarına sahip olmasını” sağlamaya çalışır. Ancak demokrasinin açmazlarından birisi azınlığın siyasi oyunlar ve bölünmelerle çoğunluğa hükmetmesinin de yolunu açmış olmasıdır. Bu nedenle bilhassa geneli ilgilendiren konularda sadece iktidarın değil, nitelikli çoğunluğun rızası aranmaktadır.

Liberal demokraside halkın görüşü esas, devletin rolü ise sınırlıdır. Kararların alınması kişisel alana bırakılmıştır. Liberal devlet sınırlı ve sorumlu devlettir. Demokrasi devletin sınırsız ve mutlak egemenliğine karşı çıkılır. Halk ise 18 yaşını dolduran tüm bireylerdir. (Batı kültüründe bireyin sorumluluk yaşı 18 kabul edilirken İslam anlayışında sorumluluk yaşı dini olarak ‘buluğ’ hukuki olarak da 15 yaşı kabul görür.) Demokraside halk/seçmenler temsilcilerini seçerler, seçilenler/milletvekilleri de parlamentoda/mecliste halkı temsil ederler. Doğrudan halkın karar vermesi ise çok daha önemli ve hayati konularda “Referandum” yoluyladır. Ancak buna ara-sıra başvurulur.

Devletin yönetim şekli olarak demokrasiyi benimsemiş ve halkına hizmet etmeyi ve onların mutluluğunu esas almış olması gerekir. Devlet kendisini bireyin üzerinde görürse istenen demokrasi, yani liberal/hürriyetçi demokrasi gerçekleşemez. Bu durumda demokrasi göstermelik olmaktan öte geçmez.

Liberal demokrasi dolaylı ve temsili demokrasi olarak da tanımlanabilmektedir. Halkın çıkarları denilince kişilerin ve grupların “özel çıkarları” değil, daha genel olan çoğunluğun çıkarları anlaşılmalıdır. Saadet ve mutluluk genel, yani çoğunluğun saadeti ve mutluluğu olursa gerçek saadet olur. Çoğunluğu mutsuz edip azınlığı mutlu edecek bir sistem doğru bir sistem değildir. Kişilerin ve grupların çıkarları da çoğunluğun çıkarları içinde ele alınırsa bir anlam ifade eder.

Demokrasi insanların doğal/temel haklarını/özgürlükleri savunan ve hakların istismarını önleyen bir sistemdir. Platon, muhafızların/yöneticilerin bilgeliğine dayanan bir sistem önerirken talebesi Aristoles “muhafızlara kim muhafızlık edecek?” demişti.
Buradan yöneticilerin yetkilerini kendi çıkarları için kullanmalarına nasıl engel olunabileceği problemi ortaya çıkmaktadır. Bu ancak halkın denetimi ve yönetimi sorgulayabilmesi ile mümkün olabilir. Bu da dört yılda bir yapılacak olan adil bir seçim sistemi ile ve yenilenebilen parlamento ile mümkündür. Bu en akılcı ve en iyi bir denetim mekanizmasıdır.

Demokrasilerde en büyük tehdit çoğunluğun azınlığa tahakkümü ve zulmüdür. Alxander Hamilton (1787) “İnsanlar gücü sever. Bütün gücü çoğunluğa verirseniz azınlığı ezersiniz, azınlığa verirseniz çoğunluğu ezersiniz” demiştir. Demokrasinin eksikliklerinden birisi de seçime hile karıştırmak, hile, korkutma ve aldatma yoluyla iktidara gelen partinin zulmüdür. Bu nedenle liberal demokrasi sınırlı bir demokrasidir, toplumun ahlâkî ve kültürel gelişimi ile gelişmeye müsaittir. Devlet ve onu teşkil eden kurumlar (hukukçular ve millet meclisi) çıkardığı yasalarla sınırlar koyarak azınlığın ve bireylerin haklarının korunması sağlanmalıdır.

Demokrasi sadece devlete ve yönetenlere değil, bireylere ve ülkede bulunan azınlıklara ve herkese lazımdır. Zaten demokrasi halkın ve bireylerin çıkarını gözeten bir sistemdir ve herkes için gereklidir. Bu nedenle herkes demokrasiye sahip çıkarak haklarını korumasını bilmelidir. Bediüzzaman Said Nursi “Bir millet cehaletle hukukunu bilmezse ehl-i hamiyeti de müstebit eder” (Münazarat, 1999, s.18) buyurarak bu hususa dikkatimizi çekmiştir.

Demokrasilerde halkın çıkarlarını korumayı amaçlayarak partilere ve seçime müsaade edilmiştir. Her ülkede iktidar vardır. İktidarı ve meşru ve rejimi demokrat yapan partilerin bulunması ve muhalefetin olmasıdır. Amaç “mutlu azınlık” değil, çoğunluğun mutluluğu ve memnuniyetidir. İnsanların bütün çıkarlarını ve isteklerini karşılamak mümkün değildir. Bu nedenle halkın genelinin rızası ve mutluluğu esas alınmıştır.

İnsanların büyük bir kesimi politika ile ilgilenmez. Toplumda bulunan insanların çoğunu meşgul eden ihtiyaçlarını gidermek ve para kazanmaktır. Pek çok politikacı da bu amacı takip eder ve etmektedir. Demokrasi de insanların politikaya gereğinden fazla ilgilenilmesini gerektirmez. Ancak halka hizmet etmek isteyen az ve ideal bir kesime demokrasi politikanın bir parçası olması için büyük fırsatlar tanır ki bu imkan totaliter rejimlerde asla bulunmaz. Bu imkanların başında halka açık tartışma, müzakere, aday olma, parti kurma, aday olma ve oy verme hakkı gibi haklar ancak demokrasi ile elde edilebilir.

Politik katılım en çok istenen bir şeydir. Bu katılımcılara ahlakî meziyetlerini, zekalarını geliştirmek ve entelektüel gelişimi için fırsatlar tanır. Politika çok yorucu ve uzun uğraşı gerektirse de kişiler bunu severek yaparlar. Sıradan kişiler de politikacıların tartışmalarından çok şeyler öğrenebilirler. Bu bakımdan politik tartışmalar da ülkenin ve ülke insanlarının yararınadır.

İnsanların geneli mantık ve dikkat yerine hisle hareket etme eğilimindedirler. Bu nedenle duygusal konuşmalar mantık ve bilimsel ifadelerden daha çok kitleleri harekete getirirler. Menfaat, kıskançlık, öfke, arzular ve duygular kitleleri daha çok yönlendirir. Bunların içinde menfaat duygusu ve güçlünün yanında yer alma arzusu daha ön plandadır.  “Düşenin dostu olmaz” sözü sanki politikacılar için söylenmiştir ve politik hayatta vefaya yer yoktur. Ayrıca korkular ve kaygılar da kitleleri yönlendirir.

Halk meseleler üzerinde dikkatli bir şekilde düşünemez. Farklı fikirleri analiz ve sentez yeteneğinden çok taraflı hareket etmeyi tercih eder. Bu nedenle halkın temsilcilerin seçimi ve kanunlar üzerinde tartışmaları demokratik açıdan daha sağlıklıdır.

Demokrasilerde halk ile temsilciler arasında partiler vardır. Bu nedenle temsilciler sadece işlerini değil, düşünme ve karar verme yetkilerini de seçmenlerine borçludurlar. Halkın düşüncelerini almak ve buna göre onlara hizmet etmek yerine kendi düşünce ve fikirlerini halka empoze etmeye kalkışırlarsa halka ihanet etmiş olurlar. Milletvekillerinin ayrıca mecliste kendilerini seçenler yanında tüm ulusun çıkarlarını da gözeterek hareket etme gibi bir sorumlulukları da vardır. İktidar sadece seçmenlerine değil, tüm ulusa hizmet etme ve ülkenin genel çıkarlarını gözetme sorumluluğu ve görevini de unutmamalıdır.

Demokraside iktidarın meşruiyetinin kaynağı halkın iradesi ve çoğunluğun rızasıdır. Bu da hür seçimle ortaya çıkar. İktidarın uzun dönemde karar alabilme ve uygulayabilme yeteneğine sahip olması gerekir. Bu duruma “istikrar” denir. Halka hesap verme konumunda olan iktidar, politikalarını uygulayabilmelidir ki halk onu sorgulayabilsin.

İktidar idare etme yetkisidir ve bu yetkiyi kendisinde bulan iktidar gücünü kullananlar her yerde vardır. Bu gücü ya zulümle veya ilimle kullanır. Ya bu yetkiyi halktan alır veya bir başka yerden alır. İktidar yetkisini halktan alırsa buna demokrasi denir. İktidarı meşru yapan yetkinin halk tarafından verilmiş olması ve muhalefetin bulunmasıdır. İktidar tek parti iktidarı olmayabilir. Uzlaşma ve anlaşma demokrasinin gereğidir ve tek başına iktidar olma şansı olmayan partilerin bir araya gelerek meclis ve halk iradesinin çoğunluğunu sağlayarak iktidar olmaları da demokrasinin daha sağlıklı işlediğini gösterir. Bu nedenle koalisyonlar gelişmiş demokrasilerde daha sağlıklı hükümetlerin kurulmasını ve işlemesini sağlayabilir. Bu durum demokrasi ve uzlaşma kültürünün gelişmişliğinin de göstergesidir. Hatta sistemi sağlam temellere oturmuş olan bir demokraside koalisyon hükümetleri çoğu zaman tek parti iktidarından daha sağlıklı ve istikrarlı hükümet modelleri ortaya çıkarabilir.

Halkın hükümetlerin aldıkları her karara katılmaları ve kabul etmeleri gerekmez; ancak kararın alınma şeklinin halk tarafından kabul görmüş ve hukukî geçerliliği olmuş olması gerekir. Süreci halk belirler, sonucu ise hükümetler icraatları ile oluştururlar. Bu durumda sorumluluk halkın değil hükümetlerin olmuş olur ve halk beğenmediği hükümetleri yeni bir seçim sürecinde değiştirme yetkisine sahiptir. Bu nedenle demokrasi diğer bütün rejim ve sistemlerden daha istikrarlıdır; çünkü insanların gözünde meşruiyeti vardır ve değiştirme yetkisine sahiptir.

Demokrasi her bireyin tek bir oya sahip olmasından daha fazlasını içerir. Demokraside herkesin hem oy verme hakkı vardır, hem de sorgulama ve hesap sorma hakkı vardır. Hür, serbest, açık ve periyodik seçimler bu hak ve yetkiyi bireylere sağlamıştır. Seçmen her türlü baskıdan uzak vicdanı ile baş başa kalarak kararını vermelidir. Oylamanın gizli yapılması gerekir. Seçimler periyodik olarak en fazla 4 veya 5 senede mutlaka yapılmalıdır. Genel kabule göre 4 senede bir seçimlerin yenilenmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Politikacının da aday olma, halkı bilgilendirme, vaatlerini seçmene sunma fırsatına sahip olması gerekir ki demokrasi bunu sağlayan bir sistemdir. Yaşanan politik tecrübeler bunun böyle olması gerektiği genel kanaatini oluşturmuştur.

Demokrasi tek parti diktasını engelleyen bir sistemdir. Bu nedenle tek parti demokrasisi olmaz. Tek parti iktidarı tecrübelerle ve uygulamalarla anlaşılmıştır ki parti diktatoryasını netice vermektedir. Bu nedenle demokrasi çok partili bir sistemdir.

Konuşma, bir araya gelme ve herkesin her platformda fikirlerini hür bir şekilde ifade etme hürriyeti olmalıdır. Fikir hürriyeti tüm hak ve hürriyetlerinin önündedir. Fikrini söylemekten çekinen bireylerin başka bir hak aramaları zaten mümkün değildir. Fikir ve ifade hürriyetinin sağlanmadığı yerde  halkın temsilcileri nelerin halkın çıkarına olduğunu nereden bileceklerdir? Bunun doğal sonucu olarak da çıkar gruplarının kurulması ve parti kurma özgürlüğü olmalıdır.

Seçim sisteminde gerek azınlığın gerekse çoğunluğun zulmünden korunmak için bir denge ve adalet mekanizması kurulmalıdır. Gücün tek bir kişinin veya kurumun tekelinde toplanmaması gerekir. Liberal demokrasi gücün belli ellerde bilhassa yürütme organında, yani hükümette toplanmasını engellemek amacını takip eder. Bu nedenle demokrasi şahıs hakimiyetini değil, kanun hakimiyetini esas alır. Bediüzzaman Said Nursi demokrasiyi “Adalet, meşveret (seçim) ve kanun hakimiyeti” olarak tarif eder ve “Kuvvet kanunda olmalıdır, yoksa istibdat tevzi olunmuş olur” buyurmaktadır. (Volkan, 10 Mart 1909)

Demokrasi şahısların değil, kanunların hakim olduğu bir sistemin adıdır. Bu nedenle ülkede devlete ilişkin yasaları ve prosedürleri belirleyen bir “Anayasa” bulunmalıdır. Anayasalar örf ve geleneklerin, hukuk ve ahlâkî olguların etkisi altında toplumun ruhuna uygun olmak ve adaletin teminini esas almak amacını takip ederler. Yasalar kimseye imtiyaz tanımamak ve eşitliği sağlamak için vardır. Bu nedenle şahsa özgü yasa ve kanun yapılamaz. Liberal demokrasilerde çok ayrıntılı katı anayasalar ile güncelliğini kaybetmiş politikalara yer verilmez.

Bütün bunlara rağmen Liberal demokrasiler kusursuz değillerdir. Temsil ile sorumluluk arasında denge kurmaya çalışır; ancak bu kolay değildir. Bununla beraber bu iki amacı paylaşan başka bir sistem de henüz yoktur. Bu nedenle demokrasiyi geliştirmek herkesin görevidir ve bunun için son derece gayret göstermek gerekir.

Etiketler:  Demokrasi Liberal Demokrasi Adalet Meşveret Kanun Hakimiyeti Anayasa Muhalefet İktidar Hükümet Devlet Halk
 
< Önceki   Sonraki >
ADALET
DEVLET
HALK
İKTIDAR
DEMOKRASI
MEşVERET
MUHALEFET
KANUN HAKIMIYETI
ANAYASA
LIBERAL DEMOKRASI
HüKüMET