| Demokrasinin Gelişim Süreci |
|
|
|
| Cuma, 04 Mart 2011 | |
|
Siyaset kurumunun halka hizmet edebilmesi için her şeyden önce demokratik bir ortamın bulunması şarttır. Demokrasinin sağlıklı işlemesi için de halkın eğitimli ve demokrasi bilincinde olması, hak ve hürriyetlerini araması ve bunun yollarını öğrenmiş olması da gereklidir. Demokrasi uygar bir milletin ve toplum tarafından benimsenir ve uygulanabilir. Bu nedenle demokrasinin sağlıklı uygulanması o ülkenin gelişmişlik ve ilerlemişlik düzeyinin de bir göstergesidir. Demokratik bir ülkede her şeyden önce egemenliğin halka ait olması gerekir. Halkın temsilcilerine verilen haklar sınırlı olmalı ve her an geri alınabilmelidir. Bu nedenle dokunulmazlık zırhı olmamalıdır. Demokraside dokunulmazlık ancak “kürsü dokunulmazlığı” şeklinde olabilir. Yani milletin vekili kürsüde konuşurken kimse ona müdahale etmemelidir. Buna “kelama serbestlik vermek” denir. Dokunulmalık istediğini yapmak için değil, istediğini konuşmak içindir. Demokrasi insan iradesinin, yani seçim hürriyetinin olmasıdır. Seçim için de farklı alternatiflerin olması gerekir. Zira alternatif olmayınca seçim hürriyetinden de bahsetmek doğru olmaz. Demokrasi vatandaşlık bilincinin gelişmesi, idarede fikir ve söz sahibi olması ve çözüm üretmede herkesin katılımının sağlanması demektir. Kanunlar adil olmalı ve hukukun, yani yasaların hâkimiyeti sağlanmalıdır. Toplumun güvenliği baskı ile değil, hukukun üstünlüğü korunarak kişisel özgürlükler zedelenmeden sağlanması gerekir. Demokrasi bunu sağlayan bir sistem ve rejimdir. Ülkemizde demokrasi uygulamalarına baktığımız zaman pek çok eksikliklerin varlığını ilk anda fark etmek mümkündür. Hem yapısal, hem de uygulamaya dönük eksikliklerimiz vardır. Her şeyden önce “demokrasi nedir?” ve “nasıl bir demokrasi?” sorularının bireylerin kafasında çözüme kavuşmadığını görmekteyiz. Zira büyük bir çoğunluğun kafasında demokrasi konusunda şüpheler ve demokrasiye güvensizlik vardır. Bir kısmı demokrasi bu millete bol gelmekte olduğunu ifade ederken, büyük bir kısım da “demokrasiyi” kendi kafalarında özlemini kurdukları rejimin aracı olarak görmekte ve “demokrasi bir araçtır” ifadeleri ile bunu dillendirmekten de çekinmemektedirler. Dolayısıyla henüz demokratik sürecin başında olduğumuz anlaşılmaktadır. Türkiye 1980’li yıllara kadar demokrasi kafalarında komünizmi ideal sistem olarak gören sol ideolojilerinin aracı olarak görülmekteydi. Komünizm sistemini getirmek için anarşik eylemlerin yapılması tezine karşı ılımlılar “demokrasi aracı” ile istenen ve özlenen sisteme geçiş yapılabilirdi. Onlara göre demokrasi bir “kapı kolu” mesabesinde kolay bir araçtı ve özlenen sistem için “kapının tokmağını çevirmek” yeterliydi. 1980’li yıllardan sonra ise demokrasi artık İslamcı kesimin kafalarında bulunan “Siyasal İslama” geçmek için kullanacakları bir araç haline gelmişti. Bu iki örnekten anlaşıldığı gibi “demokrasi eğitimi” olmadan demokrasiyi sağlıklı olarak uygulamak ve hayata hâkim kılmak mümkün görülmemektedir. Her şeyden önce demokrasi bir eğitim sürecinden geçirilerek sağlıklı bir demokrasi bilinci oluşturulması gerekmektedir. Demokrasinin temelinde “hürriyet” düşüncesi vardır. Hürriyet ise bireysel hürriyetten geçer. Zira hürriyet insan iradesinin seçimini yapmada hür olmasıdır. İradenin seçimi ve hürriyet ancak iyiyi yapmak içindir. Bu durumda “iyi olan nedir?” sorusuna doğru ve sağlıklı cevaplar verilmesi gerekir. “Kişinin hakları nelerdir?” “Kişi haklarını istemede ve savunmada ne kadar hürdür?” ve “Başkasının hürriyeti nerede başlar ve nerede biter?” gibi hususların da bilinmesi gerekir. Bu da faydalı ve sağlıklı bir eğitimle öğrenilebilir. Demokrasinin ihtiyacı olan bilgili, hakkını savunmasını bilen ve başkasının haklarına saygılı olan kişilik modelini geliştiremediğimiz için demokrasiyi de geliştirememekteyiz. Özgür toplum, özgür bireylerden oluşan toplumdur. Bireyler özgürlüğün değerini bilmedikleri ve istemedikleri zaman özgür toplumu ve bu toplumun idari sistemi olan demokrasiyi işletmekte zorlanmaktayız. Demokrasiyi tüm kurum ve kurallarıyla uygulamak için bir diğer önemli husus da devletin buna uygun biçimde örgütlenmesi ve işletilmesidir. Yani demokratik bir devlet yapılanması olmalıdır. Toplum devletten etkilendiği için demokrasiyi söylemden ibaret gören ve gerçekte topluma demokrasi adına baskı uygulayan, kaygılarla ve korkularla hareket eden bir devletten toplum ve halk da olumsuz etkilenmektedir. Devlet kendisini korumak adına vatandaşlarının hak ve hürriyetlerine kısıtlama yönüne gittikçe insanlar da demokrasi talebinden (etki-tepki kanununa göre) vazgeçerek farklı arayışlara girerek demokrasiye güvensizlik duymaktadır. 1876 yılında itibaren demokrasiye geçen, meşrutiyetle demokratik parlamenter sistemle tanışan halkımız “Meşrutiyet ve Cumhuriyet” adına uygulanan katı devletçi ve ideolojik istibdat ve baskı sisteminin demokrasi ve cumhuriyetin gereği imiş gibi algılama yanlışlığına bilerek itilmiştir. Demokrasi dışı arayışın bir sebebi de budur. Bu da siyasal sistemin ve buna bağlı ekonomik gelişime de engel teşkil etmiştir. Ülkemizde siyasal sistemin işleyişini engelleyen ve tıkayan unsurların başında siyasal parti sisteminin bölünmüşlüğü ve parçalanmışlığı gelmektedir ki bu da bilinçli olarak planlanmış ve askerî müdahalelerle uygulanmıştır. 1960 ihtilali ile DP kapatılmasaydı ve 1980 ihtilali ile tüm siyasi partiler kapatılmasaydı bu gün siyasi istikrarsızlıktan söz edilemezdi. Ülkemizdeki siyasi istikrarsızlığın ve demokrasi bilincinin gelişmemesinin en önemli sebeplerinden birisi siyasi partilere yapılan müdahaleler ve toplum mühendisliği ile toplumun yönlendirilme çabalarıdır. Normal şartlarda su akar ve yolunu bulur. Sudan faydalanmak isteyenler de suyum mecrasını değiştirmeye çalışmak yerine suya ayak uydurması gerekir. Ülkemizde siyasal sistemi düzeltmenin yolu her yönden demokratikleşmeye ve normalleşmeye katkı sağlamaktan geçer. Bunun için herkes elinden geleni yapmakla yükümlüdür. 1908’li yıllarda II. Meşrutiyetin ilanında doğudaki aşiretlere hürriyet ve meşrutiyeti anlatmaya giden Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Henüz size meşrutiyetin ancak on kısmından bir kısmı gelmiştir. Hürriyet ve demokrasinin tam olarak size gelmesi ancak vahşet, cehalet, husumet gibi engellerden kaynaklandığını” belirtmiş “demokrasinin gelişmesi için tembelliği bırakıp çalışmak gerektiğini” anlatmıştır. Demokrasinin gelişmesine katkı sağlamak için cehalet, fakirlik ve husumet gibi düşmanlarla mücadele etmek gerektiğini ders vermiştir. Bediüzzaman bütün bunların yanında demokrasinin gelmesi ile istibdat heveslilerinin menfaatleri zarar göreceği için demokrasinin bu faydalı cezasını hazmedemeyenler, gıybet ve dedikodu gibi başkasının etini yemekten dişi çıkarılanlar, demokrasinin icraatlarına Bektaşi gibi anlam verenler hürriyetin ve demokrasinin gelişmesini istemeyerek engel olmaya çalıştıklarını da belirtir. Sonra “demokrasinin gelmesi için ona yol ve balon yapınız” der. Demokrasi mücadelesi gerçekten zordur ve uzun bir süreç olduğu için de sabır gerektirir. Bunun için acze ve ye’se düşmemek gerektir. Bediüzzaman “Yeis aczden gelir. Yeis, yani ümitsizlik mani-i her kemaldir. Her gelişmeye engeldir. Hamiyet ve gayret ise şiddetli engellere ve manilere dayanmak ve mücadele etmeyi gerektirir. Çabuk ye’se ınkılap eden hamiyet, hamiyet değildir. Bu nedenle demokrasinin gelişmesi için marifet ve faziletten demir yolu yapınız ki kısa zamanda yukarıda sayılan engelleri aşarak size gelsin” tavsiyelerinde bulunmaktadır. (Münazarat, 1993, s. 29-30) Etiketler: Demokrasi Gelişim Demokrasinin Gelişim Süreci Meşrutiyet Bediüzzaman Hamiyet Hürriyet Cumhuriyet |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|