| Demokrasiye Karşı Olanlar |
|
|
|
| Cuma, 20 Mayıs 2011 | |
|
Günümüzde radikal temayüllü müslümanların, demokrasiyi küfür rejimi olarak ilan edenlerin dayadıkları ikinci referans ise İran Devrimini yapan “Ayetullah Humeynî” olarak görünmektedir. Humeynî’ye göre demokrasi “şirk düzeni” “tâğuta tabi olmak” “hizbuşşeytan” “kıyam etmek” “ümmetin fesada verilmesi” gibi demokrasi aleyhtarı radikallerin dilinde pelesenk ettikleri kelimleler Humeynî’nin “İslam Fıkhında Devlet” isimli kitabında İran Hükümetinin “İrşâd-ı İslam” bakanlığınca yayınlanan kitap, dergi ve broşürlerde sık sık yer almaktadır. Humeynî Şii geleneğinden gelen bulanık görüşleriyle “Allah’ın inzal ettikleri ile hükmetmeyenler kafirlerdir” (Maide, 5:44) ayetine “Ehl-i Sünnet” müfessirlerinden farklı mana vererek “hâkimi tağut olan, şirk-âmiz, şirke bulaşmış” olarak gördüğü demokratik sistemlere karşı kıyam çağrısında bulunmaktadır. “İslam ülkesindeki tağut hakimiyetini, yani gayr-i meşrû siyasi görüşleri yıkmak hepimizin vazifesidir” (A. Humeynî, İslam Fıkhında Devlet, çev. Hüseyin Hâtemî, 1979-İstanbul, s. 40, 185 vd.) demektedir. Bu düşünce akıldan çok hissiyatın neticesi olup, “Sünnetullah” denen Allah’ın kanunlarına da aykırıdır. Bu düşünce Hz. ali (ra) zamanında onun yönetimini kabul etmeyerek “Sen Allah’ın hükmü ile hükmetmiyorsun” diyen Haricilerin düşüncelerine benzemektedir. Böyle bir inanca kapılanlar Müslüman memleketlerinde yıkıcı hareketlere girmektedirler. Yaptıkları terör harketlerine de “Cihat” adı vererek masumları insafsızca katletmektedirler ve pek çok zulme sebep olmaktadırlar. Bu hareketler yukarıdaki ayetin yanlış yorumlanmasından kaynaklanmaktadır. Sadece “Allah’ın hükmü ile hükmetmeyenler kâfirlerdir” ayeti esas alınmakta buna karşılık “Barış daha hayırlıdır.” (Nisa, 4:128) “Birisinin hatası ve günahı ile bir başkası suçlanamaz” (Fatır, 35:18; Zümer, 39:7) ayetlerini yok sayarlar. Demokrasi uygar ve gelişmiş bir toplumun yönetim sistemidir. Bediüzzaman “Zaman-ı meşrutiyetin zembereği, ruhu, kuvveti, hâkimi, ağası, haktır, akıldır, marifettir, kanundur, efkâr-ı âmmedir. Kimin aklı keskin, kalbi parlak olursa yalnız o yükselecektir.” (Münazarat, 38) buyurarak bize yol göstermektedir. Demokrasi ancak akıl, gerçeklik, bilgi, kanunlara uymak ve kamuoyudur. Bunun için de “tecrübe, hamiyet, nur-u kalb ve nur-u fikri cemedenler vezaife kifayet etmezler. Bazı ehl-i gayret ve hamiyette meyl-i tahrip meleke olmuş, tamire pek alışık değildir. bâzı ehl-i tecrübe ve tâmir ise eskisine bir derece meyl ile istidatları pek müsait değildir. demek bize bir nesl-i cedit lâzımdır” (Münazarat, 40) demektedir. Hz. İsa’nın (as) buyurduğu gibi, “Yeni yemekler yeni kaplara konduğu gibi, yeni akideyi almanız için de eskiyi bırakıp yeni adamlar olmak gerekir.” Aynen bunun gibi istibdadın insanına hürriyet ve demokrasiyi anlatmak gerçekten zordur. Hürriyetin insanı hürriyet ortamında yetişen ve hür düşünen insan olmalıdır. Fikirleri bulandıran ve demokrasiyi takdir etmeyen ve istemeyenler Bediüzzaman’ın ifadesi ile “Cehalet ağa, inat efendi, garaz bey, intikam paşa ve taklit hazretleri ve mösyö gevezelikten mürekkep bir cemiyettir.” İnsanlardan bu cemiyete intisap edenler ise “Bir dirhem zararını bin lira milletin menfaatine feda etmeyen, menfaatini insanların zararında gören, muvazenesiz, muhakemesiz mana veren, meyl-i intikam ve garaz-ı şahsisini feda etmediği halde mağrurâne millete feda etmek davasında bulunanlar, hem de beylik ve tevâif-i mülük başlangıcı olam muhtariyet davasında bulunanlar, istibdad-ı mutlak manasında bir cumhuriyeti savunanlar, zulüm gören ve kin bağlayanlar demokrasinin ve hürriyetin birinci prensibi olan af ve istirahat-i umumiyi fikr-i intikamına yediremeyenler herkesin damarına dokundurarak ortalığı karıştırmak isteyenlerdir.” (Münazarat, 47-48) Etiketler: Demokrasiye Karşı Olanlar Humeyni Seyit Kutup Harici Sünnetullah Akıl Kamuoyu Cehâlet Tecribe Hamiyet |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|