Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa
Advertisement
DİB IV. DİN ŞURASI PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 11 Kasım 2009

M. Ali KAYA
Diyanet İşleri Başkanlığının 12-16 Ekim 2009 tarihleri arasında Ankara’da “Din ve Toplum” konulu “IV. Din Şurası” da benzer bir görüntüde olduğunu, etkinliği ve uygulanabilirliği bir tarafa, derde deva ve hastalığa şifa olabilecek herhangi bir kararın çıkmadığını da rahatlıkla söyleyebiliriz.

Hızla gelişen ve değişen dünyada din sosyal bir olgudur; varlığı inkâr edilemez, bu nedenle din her zaman olduğu gibi bu modern çağda da birey ve toplum hayatının vazgeçilmezidir. Dinin farklı kesimler tarafından farklı olarak algılanması sonucu farklı anlayışlar ortaya çıkmıştır. Bu nedenle İslam dininin doğru anlaşılmasının, insanlık için rahmet olan boyutu ile hayatımıza yön vermesinin önemi vurgulanmıştır. Sosyal bir gerçeklik olan dinin, laiklik bağlamında devlet ve siyaset gereklilikleri içinde ele alınmasının kaçınılmazlığı ifade edilmiştir.

“Sosyal Problemler Karşısında Din ve Diyanet” konusunun ele alındığı “IV. Din Şurasının” 06.11.2009 tarihinde yayınlanan özet kararları şunlardır:


1. Toplumu din konusunda aydınlatmakla görevli olan Diyanet İşleri Başkanlığı dinin “İnanç, ibadet ve ahlak” esasları ile ilgili işleri yürütmekle görevlidir bu üç esası duygu, düşünce ve davranış bütünlüğü içinde, İslam’ın temel kaynaklarından beslenen sağlıklı bir dindarlık anlayışı yaygınlaştırılmaya çalışılmalıdır.

2. Diyanet toplumun akıl ve ruh sağlığının, manevi ve ahlâkî değerlerinin korunması için gerekli adımları atmalı ve bu konuda çalışan diğer kurum ve kuruluşlarla işbirliğine gitmelidir.

3. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu İslam’a ve Müslümanlara yönelik saptırma, suçlama ve saldırılara karşı kamuoyunu bilgilendirecek açıklamalar yapmalıdır.

4. Bid’at ve hurafelere karşı, dinin ana kaynaklarının sahih bilgisi esas alınarak mücadele edilmelidir.

5. “Din ve Toplum Araştırmaları Merkezi” kurulmalıdır.

6. Camiler farklı kültür ve bilgi düzeyleri dikkate alınarak düzenlenmeli ve işlevsel hale getirilmelidir.

7. Yaz kurslarının verimliliğini artırmak için Kur’an Kursu Öğreticilerinin pedagojik formasyon almaları sağlanmalı, verimliliğini artıracak önlemler alınmalıdır.

8. Planlı programlı ve kapsamlı ve verimli bir şekilde “Sosyal Açılımlı Din Hizmetlerini” planlamak ve yürütmek,

9. Diyanet Aileyi korumaya yönelik ve kadınlara yönelik şiddeti önleyici çalışmalar yapmalı, cinsel davranış bozukluklarını önlemeyi amaçlayan çalışmalar yapmalıdır.

10.  DİB huzur evleri, yetiştirme yurtları, SHÇEK, hastaneler, cezaevleri gibi manevi rehberliğe ihtiyaç duyulan kurumlara destek verilmesi,

11. Sigara, alkol, uyuşturucu ve benzeri zararlı alışkanlıklardan korumak için Milli Eğitim Bakanlığı ile diğer kurum ve kuruluşlarla iş birliği halinde kampanyalar düzenlenmeli,


12. DİB çevre sorunları ile ilgili sorumluluğun artırılmasında aktif katılım sağlamalı, sadece kriz ve afet anlarında değil bu süreç öncesi ve sonrası tedbirlerin alınmasında ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmalıdır.

13.  DİB Anayasa’nın 24. Maddesinin gereği olan din öğretiminin temel eğitimle başlatılması ve derslerin branş öğretmenleri tarafından okutulması konusunda gerçekleştirilecek her nevi girişimi desteklemelidir.

14. DİB istihdam ihtiyacını İlahiyat Fakültesi mezunları ile karşılama hedefini belirlemeli bunun için YÖK ile işbirliği sağlayarak İlahiyatlarda Dini Hitabet ve Meslekî Uygulama dersinin uzun süreli olarak okul deneyimi dersine benzer düzenlemeler yapılmalıdır.

15. Eğitim Fakültesi bünyesinde yer alan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Bölümünün İlahiyat Fakültesi bünyesine aktarılmasının yararına inanmaktadır.

Kararları iyice inceleyerek içinde hastalıklarımızı teşhise, uygulandığı zaman da tedaviye ve din hizmetlerinde gelişmeye katkı sağlayacak kararları aradığımız zaman şunları rahatlıkla ifade edebiliriz:

 IV. Din Şurasının adı üstünde olduğu gibi “Sosyal Problemler Karşısında Din ve Diyanet” konusu ele alınmış ve DİB (Diyanet İşleri Başkanlığı) nın Sosyal hayata bakan görev ve sorumlulukları belirlenmiştir.

 Bu sorumluluklar belirlenirken DİB’nın Anayasa’da belirlenen görev ve yetkilerini aşmamasına ve 24. Madde’de ifadesini bulan “Din Öğretimi” çizgisini korumayı amaçladığı görülmektedir.

 Din hizmetlerinin yalnızca Türkiye’nin dini faaliyetlerden sorumlu Diyanet İşleri Başkanlığı tekeline verilmiş, DİB dışındaki kurumlar yok sayılmıştır. Din hizmetlerini yapan resmi kurum dışında din hizmeti veremeyecekleri anlayışı kendisini göstermektedir.

 Din resmi bir kurum olmadığı ve devletin dini sınırlayamayacağı görmezlikten gelinmiştir. Bu gerçekten çok büyük bir eksikliktir. Böyle bir din şurası eksik bir din şurasıdır.

“Din Şurası”nın amaçlarını, kapsamını ve çalışma esaslarını belirleyen ve 30.04.1993 tarih ve 21567 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Din Şurası Tüzüğü”ne göre bu şuranın amacı “Bilimsel yeterlikleri ve dini hizmetleriyle tanınmış olan bilim ve din adamlarının katılımıyla Diyanet İşleri Başkanlığınca yürütülen hizmetlerin geliştirilmesi konusunda görüş oluşturmaktır.” (Bu amaç 24.07.1998 - 98/11470 kararı ile bu şekli almıştır.) Dolayısıyla bu amacın dışına çıkması mümkün değildir. Zira resmi kurumlar kendi amaçlarını gerçekleştirmek için kurulurlar. Yetkileri ve sınırları yasalarla ve tüzüklerle çizilmiştir.

Devletin Din hizmetlerini yürütmek için DİB gibi bir kurumu oluşturmasının ve bu hizmetleri bu kurum aracılığı ile yürütmesinin amacı dini siyasete alet ettirmemek ve hurafelerden korumaktır. Ama ne var ki bu durum en büyük siyasi örgüt olan devletin resmi ideolojisinin siyasi çıkarına hizmet etme riskini de beraberinde getirmektedir. Bu nedenle Diyanet İşleri Başkanlığının bir görevi de 22.06.1965 tarih ve 12038 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Diyanet İşleri Başkanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunun” Birinci Maddesine göre “İslam Dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek üzere; Başbakanlığa bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur” denmektedir. Devletin gözetimindeki bir kurum elbette devletin amaçlarını gerçekleştirmek amacına yönelik faaliyet yapacak ve devlet de ancak buna müsaade edecektir. Bütün faaliyetleri de yasaların kendilerine tanıdığı çerçevede olacaktır.
  
Bediüzzaman Said Nursi (ra) iman ve Kur’ân hizmeti için el yazması ile Risale-i Nurları telif ve neşrine başladığı zaman “Bize ahkâm-ı diniyeyi ve hakaık-ı islamiyeyi talim edecek resmi bir dairemiz var. Sen ne salahiyetle neşriyat-ı diniye yapıyorsun?” diye kendisini suçlamaya çalışanlara “Hak ve hakikat inhisar altına alınamaz. İman ve Kur’ân nasıl inhisar altına alınabilir?” soruları ile cevap vermişti. (Mektubat, 2004, s. 116) Günümüzde de dini hizmeti diyanetin tekeline vererek bunun dışındaki hizmetleri irtica olarak niteleyen ve suçlamaya çalışan anlayış devam etmektedir.

Din umumun mal-i mukaddesidir. Dolayısıyla kimsenin inhisarı altına alınamaz. Kendisini Allah'ın kulu olarak gören her mü’minin Allah'ın dinine, kitabına ve peygamberine sahip çıkarak hizmet etme hakkı elbette vardır. Dini kalbe ve vicdana hapsetmek isteyen anlayışın din hizmetlerini de resmi kurumların inhisarı altına alarak istedikleri gibi yönlendirmeye çalışmaları kendi açılarından anlaşılabilir; ama gerçekçi olmaz. Gerçeği yansıtmayan bir anlayışın da din konusunda gerçekçi olması ve problemleri çözmesi mümkün değildir. Çünkü böyle bir şura her şeyden önce herkesin itimadını ve güvenini temin edemez.     

Bediüzzaman Hazretleri çağın ve medeniyetin gelişmesi çerçevesinde dini hizmetlerin şuralarla yapılması ve dini fetvaların meşveretlerle alınması gerektiğini ifade etmekle beraber “Din Şurasını” oluşturacak bir heyetin de adi komisyonlardan değil “Âlem-i İslâm’ın itimadını kazanacak şekilde hâlis ve herkesi kapsayacak şekilde geniş ve umumi bir şura” olmasının gereği üzerinde durur. (Sünûhat, 1993, s. 51-53)

Sonuç olarak Bediüzzaman’ın görüşleri ışığında geneli kapsayan, tüm inananları ve tüm İslam dünyasını içine alan bağımsız şuralar ancak istenilen sonuçları netice verebilir.

Kaynaklar:
(http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dy/Diyanet-Isleri-Baskanligi-Duyuru-3701.aspx)


Etiketler:  Din Şurası Din ve Toplum Sosyal Problemler DİB Diyanet Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Din Şurası Tüzüğü
 
< Önceki   Sonraki >