Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Siyaset arrow Din Adına Siyaset
Advertisement
Din Adına Siyaset PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 14 Nisan 2011

M. Ali KAYA
1908 yılında II. Meşrutiyet ile çok partili siyasi hayata geçildi. İlk olarak “İttihat ve Terakki Cemiyeti” parti olarak değil, “Cemiyet” olarak siyasete girdi ve mensupları “Meclis-i Mebusana” hâkim oldu. Daha sonra partileşti.
Daha sonra iktidarı korumak adına şiddete, istibdada yönelmeleri ve dinde lâubâlî davranmaları dindarların “İttihad-ı Muhammedî Cemiyeti” adı altında teşkilatlanmalarına ve siyasete karışmalarına sebep oldu.

Kendilerine “Ahrar” diyen bir grup aydın ise batı tipi demokrasi isteyerek “Osmanlı Ahrar Fırkası” adı altında partileşme yoluna girdiler ve ilk kurulan siyasi parti namını aldılar. Daha sonra “Hürriyet ve İtilaf Fırkası”na dâhil oldular. “İttihad-ı Muhammedî Cemiyeti”nin 31 Mart 1909’da isyana önayak olduğu ve “Şeriat adına” isyana kalkıştığı gerekçesi ile kapatıldı ve lideri Derviş Vahdetî “Divan-ı Harb-i Örfî” yani Sıkıyönetim mahkemesince idam edildi.

Bu tecrübeyi de dikkate alan Bediüzzaman 1918 yılında esaretten döndükten sonra siyasete karışmamaya, “Daru’l-Hikmetü’l-İslâmiye” “Cemiyet-i Müderrisîn” ve “Yeşilay” gibi dine, ilme ve millete hizmeti amaç edinmiş cemiyetlere üye olup müspet “İman Hizmeti” yapmaya başladı.

İngiliz İşgalinden sonra İstanbul’da dinsizlik ve ahlaksızlığın yayılmaya ve teşvik edilmeye başlayınca bir kısım ulemâ Bediüzzaman’a “Dinsizliği görmüyor musun, meydan alıyor. Din namına meydana çıkmak lazım” dediler. Bediüzzaman “Evet lâzımdır. Fakat kat’î bir şart ile ki muharrik aşk-ı islâmiyet ve hamiyet-i diniye olmalı. Muharrik ve müreccih siyasetçilik ve tarafgirlik olursa tehlikelidir. Birincisi hata etse de ma’fuvdur; ikincisi isabet etse de mesuldür” cevabını verir.

“Nereden anlarız?” diyenlere de “Kim fasık siyasetdaşını mütedeyyin muhalifine su-i zan bahaneleri ile tercih ederse muharriki siyasetçiliktir. Hem umumun mal-i mukaddesi olan dini inhisar zihniyeti ile kendi meslektaşlarına daha ziyade has göstermekle kavi bir ekseriyetle dine aleyhtarlık uyandırmakla nazardan düşürmek ise muharrik-i tarafgirliktir” (Sünuhat, 50-51) cevabını verir.

Bediüzzaman dine hizmetin her mü’minin görevi olduğunu ve ancak irşatla yapılabileceğini belirtir. “Dine imale etmek, iltizama teşvik etmekle ve vazife-i diniyelerini ihtar etmekle dine hizmet olur. Meselâ: İki adam dövüşürler. Biri kendisini zayıf hissedip yere düşeceğini anlayınca elindeki Kur’ânı kaviye uzatmakla himayesine davet edip kavi bir ele vermek lazımdır. Tâ beraber çamura düşmesin. Kur’ânı Kur’ân olduğu için sevsin. Eğer kavinin karşısında siper etse, hamiyet damarını tahrik etmeye bedel hiddetini celb edecektir. Kur’ânı kavi bir hadimden mahrum bırakmakla zayıf bir elde yere düşse o kur’ânı kendi nefsi için sever demektir.” (Sünuhat, 50)

Bediüzzaman Said Nursi hazretleri burada Hz. Ali’nin (ra) Sıffîn Savaşında mızrakların ucuna Kur’ânı takarak kendisine siper eden Hz. Muaviye’nin bu tutumuna rağmen daha sonra zayıf düşeceğini anlayınca elindeki Kur’ânı Muaviye’ye uzatmış ve himayesine davet etmiştir. “Muaviye’nin hilafetini hor görmeyin” diye onun hilafetinin meşruiyetini “Ehve-i Şer” olarak kabul etmiştir. Hz. Hasan (ra) da daha sonra Muaviye (ra) lehine hilafetten feragat ederek Kur’ânın himayesini ona bırakmıştır. Böylece peygamberimizin (sav) övgüsüne mazhar olduğunu ispat etmiştir.

Bediüzzaman ayrıca “Din dâhilde menfî tarzda istimal edilmez. Otuz sene halife olan bir zat menfî siyaset namına istimal edildi zannıyla şeriata gelen tecavüzü gördünüz. Acaba şimdiki menfî siyasetçilerin fetvalarından istifade edecek kimlerdir bilir misiniz? Bence İslam’ın en şedit hasmıdır ki, hançerini İslam’ın ciğerine saplamıştır” (Sünuhat, 51) demektedir.

Gerçekten de Halife Sultan Abdulhamid’in halife unvanı ile din hissiyatını önde tutması iç ve dış mihrakların dine hücum etmelerine sebep olmuştur. Kurduğu jurnalcilik sistemi ve baskının dinden kaynaklandığı imajını doğurmuş, bazı müfrit ulemanın batıdan geldiği zannı ile meşrutiyete karşı çıkması da buna sebep olmuştur. 31 Mart olayında da gerek askeriyede alaylı zabitlerin, gerekse medrese talebelerinin meşrutiyete karşı ayaklanması bu zannı güçlendirmiştir.

Siyasi partiler dünyevi ve milli amaçlarla kurulurlar be nedenle doğrudan uhrevi bir amaçları yoktur. Ancak bilvesile adalet ve hakkaniyete riayet etmek şartıyla uhrevi faydası olabilir ki bu çok zordur. Dinde ise öncelikli amaç ve hedef Allah rızası ve uhrevi saadettir. Bu nedenle siyasi partiler dindarlığı ölçme aracı değillerdir. Siyasi partilerin amacı proje üreterek insanların dünyevi saadetlerine çalışmaktır. Ülkede farklı ırk, din, inanç, fikir ve düşüncede olan insanları ortak dünyevi amaçlar, milli ve ekonomik menfaatler etrafında bir araya getirerek asayişi korumak ve birliği sağlamaktır. Çıkaracakları yasalar ile toplumda devletin herkese eşit hizmet vermesini temin etmektir.

Bütün bu gerekçelerden dolayı Bediüzzaman kendisini “din adına” politika içine çekmek isteyenlere red cevabı vermiş ve gerekçesini de böyle izah etmiştir. Ülkeyi işgal eden İngilizlere karşı da siyasi olarak değil, doğrudan mücadele etmeye ve “Milli Mücadele” için Anadolu’da kurulan “Kuvay-ı Milliye”ye destek oldu ve “Milli Mücadelede” yerini aldı. Gerek İstanbul’da gerekse daha sonra ısrarlı davetler üzerine geldiği Ankara’da siyasi çekişmelerden uzak durdu. Daima haklıya destek oldu ve haksızın karşısında yerini alarak hiçbir siyasinin kendisini istismar etmesine de fırsat ve imkân tanımadı. Duruşu daima ilkeli ve net oldu. Nerede durduğu açık ve net olduğu için de kimse nüfuzunu istismar edemedi.


Etiketler:  İttihat ve Terakki Cemiyet Meclis-i Mebusan İttihad-ı Muhammedi 31 Mart Siyasi Partiler Osmanlı Ahrar Fırkası Hürriyet ve İtilaf Fırkası
 
< Önceki   Sonraki >
OSMANLı AHRAR FıRKASı
CEMIYET
MECLIS-I MEBUSAN
SIYASI PARTILER
31 MART
İTTIHAD-ı MUHAMMEDI
İTTIHAT VE TERAKKI
HüRRIYET VE İTILAF FıRKASı