| Din ve Siyaset |
|
|
|
| Perşembe, 03 Şubat 2011 | |
|
Her bir adam vatanla, milletle, hükümetle alakadardır. Fakat bu alakadarlık muvakkat, geçici cereyanlara kapılarak millet vatan ve hükümetin menfaatini bazı şahısların muvakkat siyasetlerine tabi kılmak, belki aynı telakki etmek çok yanlıştır. (Kastamonu Lâhikası, 30-31) Ömür sermayesi pek azdır, lüzumlu işler pek çoktur. Bu nedenle kendisini ilgilendiren vazifeler içinde en önemli olanını birinci sıraya, diğerlerini de önem sırasına koymak aklın gereğidir. Sermaye-i ömrünü kıymetsiz ve değersiz şeylere sarf ederek zayi etmek ve öldürmek akıl işi değildir ve böyle birine akıllı demek mümkün değildir. İnsanın gerek kendisinin, gerekse kendisi ile beraber geliştirmekle görevli olduğu çevresini ve ülkesini geliştirmek için; Çarşıda mevsimlere göre birer mal rağbete mazhar olur. Zamanla birer mal revaçta olur. Bunun gibi âlem çarşısında, medeni ve sosyal hayatta da insanlığın değer verdiği yükselen değerler vardır. Günümüzde siyaset ve dünya hayatının kazanımı, saadet içinde yaşama arzusu ön plana çıkmıştır. (Sözler, 507) ** Her şeyden önce insanın kendisini eğitmesi, geliştirmesi ve yetiştirmesi gerekir. Hasta olanın kendisini tedavi etmesi gerekir. Uyuyanlar başkalarını uyandıramaz; hastalar tedavi edemezler. Gökte yıldız arayıp nice turfa müneccim, Onlar ki lâf ile verirler dünyaya nizamat, ** İnsanlar ya ilimle veya zulümle idare edilirler. İlimler idare hürriyet ve adaletle idaredir. Zira hürriyet olmazsa ve korku hâkimse adalet sağlanmaz. İman olmazsa hak ve hürriyetlerden bahsedilemez. Hz. Ali (ra) buyurur ki: “İki zümre daima beni şaşırtmış ve belimi bükmüştür. Birincisi, mütehettik / saygısız âlim ve mütenessik / abid cahildir.” Evet, dinde hassas ve muhakeme-i akliyede noksan olanlar daima dine ve millete zarar vermişlerdir. ** Sevad-ı Azam ve Çoğunluk: Siyasi olarak meseleye baktığımız zaman “Adil ve eşit bir seçim sisteminde” ümmetin çoğu olan % 51 üzerinde oy alan DP ve AP dışında hiçbir siyasi parti çoğunluğu elde edememiştir. DP % 52 ve 54 kadar oy almışlardır. Diğerleri bu orana ulaşamamış ve % 50’yi geçerek çoğunluğu memnun edememişlerdir. % 48 de olsa sonuçta % 50’nin altı sayılır. İkinci husus, bu oran oy verenlerin yüzdesidir. Oy kullanma oranı ise % 80 olduğunu düşündüğümüz zaman seçmenlerin % 20’sinin iradesi zaten sandığa yansımamış demektir. Böylece hadis-i şerifin manası yine hak ve hakikat olarak tezahür eder.
Deccal ve süfyan gibi dehşetli şahıslar müdafaa edilmez ve tarafsız kalınırsa yine de şıkk-ı muhalifi iltizam etmiş ve deccala yardımcı olunmuş olur. Hakka taraftar olmak deccala ve süfyana karşı olmakla mümkündür. Deccal açıktan küfrü teşvik ettiği için Allah düşmanıdır. Süfyan ise münafıkane hareket ettiği için daha tehlikelidir. Süfyan ise gerçekte münkirdir ve kâfirdir. Bediüzzaman onu “Onu bütün bütün münkir bildim” (Şualar, 2006, s. 929) demektedir. Ancak münafık gibi davranır. Böylece ehl-i bid’a ve ehl-i dalaleti yanına alır ve onlarla dini tahrif eder. Bu nedenle Süfyan’a karşı bî-taraf kalmak süfyana yardım etmek demektir. ** “Meşrutiyet ve kanun-u esâsi işittiğiniz mesele ise, hakiki adalet ve meşveret-i şer’iyeden ibarettir. Hüsn-ü telakki ediniz. Ve istibdattan herkesten ziyade biz zarar-dîdeyiz” (Divan-ı Harb-i Örfî, 46) Bediüzzaman haksızlığa daima karşı olmuş ve daima hakkı müdafaa etmiştir. Fenalıkları teşhir ederek değil, iyilikleri teşvik etmek metodunu kullanmıştır. “Fenalıklar iyilik perdesi altında kalıp perde yırtılmadıkça kendisini ıslaha çalışır” (Münazarat, 36) demiştir. “İyi adama fenasın fenasın dersen fenalaşması çok vuku bulur” demiştir. Meşrutiyet, Cumhuriyet ve Demokrasi “Meşveret, adalet ve hürriyeti” esas aldığı sürece aynı hakikate ve insanlığın saadet ve selâmetine hizmet eder. Aynı manaları ifade eder. ** Siyaseti dinsizliğe âlet edenler, dindarları dini siyasete âlet etmekle suçlarlar. Bediüzzaman siyaseti, devleti, makamları dinsizliğe alet edenlere karşı vazifemiz siyaseti dine alet ve dost yapmaktır, tâ ki mü’minlerin kardeşliğini bu vatandaki kardeşlere kazandırmaktır” (Beyânat ve Tenvirler, 8) demektedir. Siyasetin dine alet edilmesi ise siyasilerin dini siyasete alet etmeden dine hizmet etmesidir. Yani dinin emirlerine uygun “Meşveret, adalet ve hürriyeti” sağlamaktır. Etiketler: Siyaset ve Din Vatan Mİllet Hükümet İdare şekli Cumhuriyet Demokrasi Hürriyet Adalet Meşveret |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|