| DİNDEKİ DÜNYA İDARESİ VE SİYASETE DAİR |
|
|
|
| Salı, 11 Mart 2008 | |||||
Sayfa 1 Toplam: 3 M. Ali KAYA Dinin idare ve siyasete dair prensipleri “Kamu Hukukunu” kapsamaktadır. “İmamet ve Hilâfet”
müessesesi, “İmam-Halife”, yani “İdareci” kavramı üzerinde yoğunlaşmıştır. İslam hep sistem üzerinde durmuştur. Ancak İslam bilginleri ele aldıkları konuları sistemleştirerek değil, şahsileştirerek anlatmışlar ve bir sistem kurma yoluna gitmemişlerdir. Kur’anın ve Peygamberimiz (SAV) in hadislerine dayanarak İslam’ın idarecilikle ilgili prensiplerini ortaya koyduğumuz zaman dinin genellikle bir idari sistem üzerinde durduğu anlaşılacaktır. İslam bilginlerinin “Sistem” üzerinde durmamalarının sebebi bilgisizliklerinden ve gafletlerinden değildir. Bulundukları asırların ferdiyete ve krallık idarelerine bağlı olmaları, hürriyet ve şura kavramlarının asrımızdaki kadar gelişmemiş olması ve bir sistem ihtiyacına insanların muhtaç olmamalarından kaynaklanmaktadır. Asrımızda ise hep sistemler tartışıldığı için asrın imamı ve bilgini olan Bediüzzaman hep prensipler ve bunların sonucu olan sistem üzerinde durmaktadır. Bediüzzaman’ın bu konudaki yaklaşımını daha sonraya bırakarak biz Kur’an ve Sünnette dünya siyaseti, ve idareye bakan ayet ve hadisleri üzerinde duracağız. Bu konudaki Kur’an ayetleri: 1. “Ey iman edenler! Allah emanetleri ehline vermeyi ve insanlar arasında hükmederken adaletle hükmetmenizi emreder. Allah’a peygamberine ve içinizden seçtiğiniz, buyruk sahibi yaptığınız idarecilerinize itaat ediniz. Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsanız anlaşmazlığa düştüğünüz hususları Allah’a ve peygambere havale ediniz. Bu sizin için sonuçta en hayırlı ve en güzel bir seçimdir.” 2. “İyilik ve takvada birbirleriniz yardımcı olunuz; günaha düşmanlığa ve taşkınlığa götürecek hususlarda birbirinize yardım etmeyiniz.Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah’ın azabı çok çetindir.” 3. “Ey iman edenler! Allah’a ve Rasülüne ihanet etmeyin! Bile bile kendi emanetlerinize hainlik yapmış olursunuz.” 4. “Şüphesiz Allah adaleti, iyilik yapmayı ve akrabalarla güzel geçinmeyi ve yardımlaşmayı emrede; zulüm ve haksızlık yapmaktan, her türlü kötülük ve fuhşiyattan nehyeder. Tutasınız diye size öğüt verir.” 5. “Mü’minlerin işleri kendi aralarında istişare iledir.” 6. “Sen de onlarla istişare et ve karar verdin azmettin mi Allah’a tevekkül et. Allah kendisine dayanıp güvenenleri sever.” Peygamberimiz (SAV) in bu ayetlerin izahı babında buyurdukları hadisler: 1. “Allah sizin üç şeyinizden hoşlanır ve sizden razı olur: Hiçbir şeyi kendisine şirk koşmadan ibadet etmeniz. (Tevhit) Dağılmadan toptan Allah’ın ipine sarılmanız. (Birlik) İdarecilere itaat ile beraber öğütleşmeniz. (İstişare) 2. Peygamberimiz (SAV) in yanına bir topluluk girer ve idarecilik talebinde bulunurlar. Peygamberimiz (SAV) onlara şöyle buyurur: “Biz idareciliği ona talip olanlara vermeyiz; ancak ayık olana veririz” buyurdu. 3. Peygamberimiz (SAV) Abdullah bin Semure’ye: “Yâ Aburrahman! Memuriyeti isteme, şayet istemeden sana verilirse yardım görürsün; şayet sen istersen tüm sorumluluğu ve yükü üzerine almış olursun.” 4. “Memuriyet emanettir hakkı verilmezse kıyamet gününde rüsvaylık ve pişmanlıktır. Hakkı verenler müstesna.” 5. “Emanete ihanet edilirse ve kaybedilirse kıyameti bekleyin. Soruldu: ‘Emanetin kaybı ne demektir?” Buyurdular: ‘İşler ehline verilmezse kıyameti bekleyiniz.” 6. “Hepiniz çobansınız; hepiniz güttüğünüzden mesulsünüz. İmam, idareci çobandır, güttüğünden mesuldür. Kadın kocasının evinden, köle efendisinin malından sorumludur. Herkes eli altındakilerden sorumludur.” 7. “Allah’ın kendisine idarecilik verdiği kimse onlara ihanet eder ve ölürse, cennetin kokusunu alamaz. Cennet o kimseye haramdır.” Bu ayet ve hadislerin ışığı altında baktığımız zaman idareciliğin dört temel prensibi vardır: 1. İşi ehline vermek. 2. İstişare ile iş görmek, 3. Liyakata önem vermek, 4. Adaletle hükmetmek, Halkın da vazifesi bu vasıflar taşıyan ve işe ehil olan idarecilere yardımcı olmaktır. İtaatin sınırı ise emredilenin “Ma’ruf “olması, “Münker” olmamasıdır. Emredilen husus insanı Allah’a isyana itmemelidir. Bu da “Kamu düzenini bozmak, genel ahlaka aykırı davranmak, devlet reisine isyan etmek ve “Hukukullah” ile “Hukuk-u İbadı” ihlal etmek gibi hususlardır. Nitekim peygamberimiz (SAV) “Hâlik’a isyan hususunda mahluka itaat yoktur” buyurmuşlardır. İşi ehline verme konusu da çok önemlidir. Bilhassa “Kamu yönetimi” işin ehli olan liyakatli kimselere verilmelidir. Peygamberimiz (SAV) Mekke’nin fethinden sonra Kâbe’nin anahtarını Benî Şeybe’den aldı. Hz. Abbas (ra) bu hizmetin kendisine verilmesini talep etti. Yüce Allah “Emaneti ehline verin” ayetini inzal buyurdu. Bunun üzerine peygamberimiz (SAV) Kabe’nin anahtarını yine Benî Şeybe” ye geri verdi ve “Kim işin ehli varken ehline vermez de bir başkasına verirse Allah’a ve Rasülüne ihanet etmiştir” buyurdular. Bir başka hadislerinde de “Herhangi bir sebeple layık olmayana işi tevdi eden de Allah ve Rasülüne ihanet etmiş olur” buyurmuşlardır. |
|||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|