Mustafa CAN
Siyasette 80 öncesinin “sağ ve sol” tabirleri artık geride kalmıştır. 90’lı yılların “Merkez Sağ ve Merkez Sol” gibi arayışları da sonuçsuz kalmıştır. Bütün bunların farkında olan Hüsamettin Cindoruk Demirel’in de kullandığı “Orta Sağ” ve AKP’nin kullandığı “Merkez Sağ” gibi tabirleri kullanmamaktadır. Çünkü her iki tabir de siyasette önemini kaybetmiştir. Bunun yerine doğrudan “Merkez” tabirini bilerek kullanmaktadır. Bu bakımdan “Merkez” tabiri demokrasiyi merkeze alan bir yaklaşım için toparlayıcılık özelliğini ifade etmektedir.
Kürenin dengesini sağlayan merkezi olduğu gibi küresel dünyada dünyanın dengesini ve istikrarını sağlayacak olan da merkezinde liberal demokrasiyi oturtan siyasi yapıdır. Dünya dengelerini hesaba kattığınız zaman da “Merkez” tabiri yerli yerine oturtan güzel bir siyasi yapılanmayı ifade etmektedir. Merkezine demokrasiyi ve hürriyeti alan bir siyasi yapılanmada aşırılıklara, ifrat ve tefrite yer yoktur. Her aşırılık ve radikalizm insanı merkezden uzaklaştırır ve uçlara iter. Veya insanları uç noktalara sürükleyecek olan bağnazlığa götürür. Bu bakımdan “Merkez” tabiri devletin ana değerlerini de ifade eder. Ayağını merkeze basan bir oluşum sağı da solu da toparlayabilir. DP’nin mazisinde de bu vardır. Ne DP ve ne de AP bir devlet partisi değildi; ama devleti en iyi temsil eden ve milleti devlet ve ulus yapan değerleri en çok koruyan yine onlardı. Milleti devletin merkezine oturtarak devleti de milletin devleti yapmak ancak böyle bir felsefe ile mümkündür. Devlet-millet kaynaşmasını sağlamanın başka bir yolu da yoktur.
Merkezî siyaset dediğimiz “Demokratlık” bir söylem olmaktan çok eylemle kendisini ortaya koyan dinamik bir siyasettir. CHP, MHP, DTP, RP (SP), ANAP ve AKP deneyimlerini yaşamış ve DP-AP ve DYP hizmetlerini görmüşlerdir. Hüsamettin Cindoruk DP’nin ortaya koyacağı “hizmet merkezli demokratik açılımları” ve “Avrupa Birliği” hedefli siyasetini bu millete anlatarak halkı ikna ve kabul ettirebilecek midir? Zaman gösterecektir.
Cindoruk bir hiciv ustasıdır ve hicvedeceği siyasilerin açıklarını yakalamada ustadır. Ayrıca yılların siyasetçisidir. Darbelerden ve ara rejimlerden çok büyük darbeler yemiştir. Dağılmış olan siyasi yapıdan ve radikal siyasi söylemlerden bu ülkenin ne kadar zarar gördüğünü büyük tecrübelerle anlamış bir deneyimli siyasetçidir. Demokrasi dışında bir arayışın adamı olamaz. Bu hususu iyi anlatması gerekir.
1950 Türkiye’sinde Demokrat Parti “Yeter söz milletindir” demokratik söylemi ve “ekonomik kalkınma” vaadi ile başarılı olmuştur. Din ve Vicdan hürriyetini de “Bu millet müslümandır Müslüman kalacaktır” sloganı ifade ediyordu. AP ise, “Şehirde ne varsa köyde de o olacaktır” diyerek ekonomik kalkınmanın, “Herkes göğsünü gere gere ben müslümanım demelidir” diyerek din ve vicdan hürriyetinin sınırlarını belirliyordu. İcraatları da bu çerçevede olmuştur. DP ve AP’yi anlatan ve % 99’u Müslüman olan halk kitlesinin % 57’sini arkasına alan bu söylemleriydi.
Acaba günümüz AKP’nin menfaate dayanan siyasetine, MHP ve DTP’nin ırkçı söylemlerine, CHP’nin Atatürkçü, Lâik ve ideolojik yaklaşımına ve SP’nin “milli ve manevi değerler” söylemine karşı ne gibi söylemlerle kendisini ifade edecektir?
1950 DP’nin “Ak devrimi” ve “Demokrasiyi ve Hürriyetleri” hâkim kılan politikalarını eleştirmekten başka bir marifeti olmayan ve İsmet İnönü’nün “muhalefet demek, iktidarı her yaptığına karşı çıkmaktır” felsefesini benimseyen müzmin CHP muhalefeti devamlı olarak “tenkit ve kusur arama” zihniyetini oluşturmuştur. 30 yıllık iktidar olma gururu sonunda 60 yıllık muhalefet ruhuna dönüşmüştür.
CHP’nin 60 senelik muhalefet ruhu, daima negatif ve olumsuz düşünce üretimini sağlamıştır. Bu siyaset pek çok gayr-i memnun üretmiştir. Siyasetlerini daima gayr-i memnunlar üzerine kurmuşlardır. Bu da yıkım üzerine bir siyaset demektir ki pratikte hep öyle olmuştur. İktidardan şöyle veya böyle beklentilerini bulamayan gayr-i memnunları çeşitli bahanelerle kışkırtarak bölünmelere ve yeni oluşumlara destek olmuşlardır. Bu da yetmemiş her ihtilalden sonra yeni bir oluşum ile milletin karşısına çıkarak milletin birliğini bozmuşlardır. Bunun da suçunu yine iktidara yıkarak siyasetlerine haklılık vermeyi marifet bilmişlerdir. Tenkitkarane siyaset çözüm üretme ve çare bulma ile haklılık payını kazanır. Yoksa tamamen tahrip hesabına geçer. CHP’nin muhalefet zihniyeti maalesef çare üretmekten uzak bir politika takip etmiştir. Bunun için halktan istediği desteği bulamamaktadır.
1960 darbesi Millet Partisi ile “Milliyetçi söylemleri öne çıkran MHP zihniyetini, 12 Mart muhtırası “Siyasal İslam” düşüncesi ile siyasete giren “Milli Görüş” zihniyetini, 12 Eylül “Pragmatizmi” esas alan ve “Menfaat zihniyetini” esas alan ANAP’ı ve 28 Şubat terörden nemalanan DTP ile ANAP’ın devamı olan AKP zihniyetini siyasete kazandırmıştır. AKP siyasetini tamamen “siyasi istismar” üzerine kurmuştur. Milli Görüş ve ANAP deneyimini yaşadıkları için dini de demokrasiyi de istismar ederek menfaatlerini takip etmeyi çok iyi başarmaktadırlar.
AKP’nin iki gerekçesi vardır. Birincisi, “alternatifimiz yoktur.” İkincisi ise “kalkınmak için siyasi istikrar şarttır; siyasi istikrar ise tek parti iktidarı ile olur” söylemidir. İstikrarsızlığın sebebini koalisyonlara yükleyen bu zihniyet “Halk koalisyonlardan sıkılmıştır, bunun için AKP’ye mecburdur” gibi bir söylemi basın ve yayın yoluyla dikte etmektedirler.
Her iki söylem de demokratik olmayan söylemdir. Demokrasi alternatif üretme rejimidir. Demokraside alternatif de çare de tükenmez. Alternatifi olmayan sistem dikta sistemidir. Dolayısıyla bu söylem demokratik olmayan bir söylemdir. İstikrar ancak tek parti iktidarı ile olur söylemi de demokratik olmayan, muhalefeti hazmetmeyen tek parti dikta zihniyetidir. Bu düşünce de demokratik bir düşünce değildir.
Demokrasi anlaşma ve uzlaşma zihniyetidir. Dolayısıyla en demokratik iktidar koalisyon idaresidir. Demokrasi ve insan haklarını siyasetin odağına, AB sürecini de hedefine koyan bir siyasi söyleme ihtiyaç vardır. Ancak bu yeterli değildir. Ülkede son 30 senedir çözülemeyen terör ve işsizlik problemine çare üreterek halkın bu konudaki beklentilerini de karşılamak şarttır. Etiketler: Demokrasi DP Süleyman Demirel Merkez Sağ Demokrat Parti Demokratlık Siyasal İslam Milli Görüş Millyetçilik CHP |