| Gülen ve Devletçi Zihniyet |
|
|
|
| Pazartesi, 25 Ağustos 2008 | |
|
Bir süredir kafama takılanlar arasında Fethullah Gülen cemaatinin dini ve sosyal yaşantıya ilişkin konularda klasik “devletçi zihniyet”le ve resmi ideolojiyle örtüşür bir tavır alması büyük yer kaplıyor. Endişelerimi paylaştığım arkadaşlar da yer yer kimi eklemeler yaparak düşüncelerimi destekliyor, yer yer de düşüncelerime karşı çıkarak tamamen farklı pencerelerden olaya bakıyorlar. Cemaatin gerek din adına, gerekse Türkiye adına yapmış olduğu uygulamalar ve gösterdiği açılımlar pek çok kesim tarafından takdir ediliyor. Ben de yeri geldiğinde cemaatin demokrasi, insan hakları ve eğitim alanında yaptıklarına genel olarak olumlu bakıyorum. Ancak cemaatin etkisi ve gücü gözönünde bulundurulduğunda bazı sosyolojik hadiselerde “kırılma noktaları” yaşattığı da yadsınamaz bir gerçek.
Cemaatin “devletçi” bir çizgi izlediğini düşünmemdeki ilk önemli etken, Fethullah Gülen’in 12 Eylül rejimine gösterdiği muhabbet ve Kenan Evren’e karşı düzülen methiyeler... Kenan Evren’in okullarda din dersini zorunlu tutmasını Gülen “böyle bir sevabın kişinin cennete girmesine vesile olabileceği” şeklinde değerlendiriyor. Yine Evren’in iddialarına göre Gülen kendisiyle görüşmek için talepte de bulunmuş, fakat Evren kabul etmemiş. Zaman Gazetesi’nin ve Gülen cemaatinin bugünkü Ergenekon terör örgütüne karşı almış oldukları tavır ve bu örgütle olan mücadelesini göz önünde bulundurduğumuzda, Gülen’in darbeci general Evren’e gösterdiği bu muhabbet ilginç bir ikilem gibi gözüküyor. Başörtüsü konusunda da Gülen cemaati olabildiğine devletçi bir duruş sergiliyor bana kalırsa. Başörtüsü yasağına karşı en şiddetli kitlesel eylemlerin yaşandığı dönemlerde Gülen bir fetva vererek başörtülü kızların üniversiteye başlarını açarak girebileceklerini söylemiştir. İşte bu söz yasağa karşı gösterilen kitlesel eylemlerde bir “kırılma noktası” yaşatmıştır. Yine Gülen’in 25 Ocak 2005 tarihli Milliyet Gazetesi’ne verdiği demeçte aynen şunlar geçmektedir: “Başörtünün şekil ve çeşitleri de, sanki bir felsefenin, bir hareketin sembolü gibi algılanıyorsa, o tarz ve şekillerde de ısrar etmemek lazım.” Bu cümlenin öztürkçesi “Başlarınızı açabilirsiniz” demektir ve bu da bir “kırılma noktası”dır. Başörtüsü konusunda sadece fetva yönlü değil, psikolojik bir etkide de bulunuyor cemaat. STV’de yayınlanan “Sır Kapısı”, “Beşinci Boyut”, “Büyük Buluşma” gibi dizilerde son derece dindar-muhafazakar bayanların ve “iyi” temasını üzerinde barındıranların başlarının açık olması “aslında başörtüsüne gerek yok, baş açık da dinin gerekleri tamamıyla yerine getirilir” alt mesajı veriyor bana kalırsa. Elbette dinin başörtüsüz yaşanıp yaşanmayacağı kararını vermek benim ne haddimdir ne de bu konuda yeterli dini bilgiye sahibim. Ancak eğer ki başörtüsü Kuran’da geçen bir farzdır, yani “olmazsa olmaz”dır, şu halde kerametlere mazhar olanlar da, dizinin temasındaki mucizevi olaylara şahitlik edenlerin de dinin gereklerini emredildiği gibi dosdoğru yerine getirenlerin olması gerekmez mi? Ben, cemaatin başörtüsü konusundaki bu tavrının iki nedenden olabileceğini düşünüyordum açıkçası. Birincisi çağdaşlık adına, modernite adına dinin bazı gereklerinin içtihatlar yoluyla değişebileceği ve “başörtüsü”nün de bu içtihatlara tabi olabileceği düşüncesi. İkincisi de Gülen cemaatinin uzlaşma ve hoşgörü adına Kemalist buyrukbeyleri gibi resmi söylemi benimsemeleri, dahası “devletçi” bir ideanın peşinden gittiği düşüncesi. Birincisini ele alacak olursak çağdaşlığın ve modernitenin tabirini yapmak, bununla birlikte dinde “içtihat”ın nerelerde ve ne koşullarda geçerli olabileceğini ortaya koymak gereklidir. İçtihat mevzuunda çok fazla bilgiye sahip değilim ancak çağdaşlık için liberal perspektiften bakarak birşeyler söyleyebiliriz. Türk liberallerinin önde gelenlerinden olan Atilla Yayla çağdaşlığı özgürlük olarak tanımlıyor. İnsan ne kadar özgürleşirse o derece çağlaşmış olur aynı zamanda. Bu tanımdan hareketle çağdaşlık giyim-kuşamın tektipleştirilmiş bir görünüme sahip olması değil, dileyenin dilediğini giyip, dilediği şekilde yaşayabilmesidir. Şu halde çağdaşlık adına başörtüsünün unutmaya ve unutturulmaya çalışılması hayli ironik bir durum teşkil ediyor. Bu gibi konuları arkadaşlarla paylaşırken cemaatin TV kanallarının Kürt sorununda da devletçi söylemi esas alması ve buna yönelik yayınlar yapması da arkadaşlar tarafından tartışmaya eklemlenen parça oluverdi. Çok fazla takip edemiyorum ama iddialara göre “Tek Türkiye”, “Ölümsüz Kahramanlar” gibi dizilerde pompalanan milliyetçilik ve devletçilik, Kürtlerin sorunlarının gözardı edilerek isyancı Kürtleri “dinden uzaklaşmış başıbozuk serseriler güruhu” olarak tanımlamak ve devletin Kürt sorununda esas rolü oynadığını, PKK’nın bir sonuç olduğu gerçeğini gözardı etmek bu gibi dizilerin altında yatan düşünceymiş. Eğer Gülen cemaatinin Kürt sorununa bakışı gerçekten böyleyse ve başörtüsü, İHL gibi kendi hitap kitlesinin sorunlarını da resmi söyleme yakın bir söylemle ele alıyorsa Gülen cemaatine “devletçi” yakıştırmasında bulunmamız pek de zor olmasa gerek. Gülen ve cemaatinin “devletçi” gibi gözükmesinin veya hakikaten öyle olmasının birçok nedeni olabilir. Benim aklıma gelenler klasik siyasal İslamcı bakışının Gülen cemaatinde de filizlendiği veya başından beri bulunduğu gerçeği. Buna göre devletin üst kademelerini ele geçirerek dindarlaşmayı tepeden tabana bir etkiyle gerçekleştirmek istenebilir. Fakat dinde ve hoşgörüyü esas alan Gülen cemaatinde bireyleri veya bir topluluğu “bir şeye yöneltme” (mesela muhafazakarlaşmaya) gibi bir zorlama bulunmadığından ufak bir ihtimaldir bu. Bir diğer ve daha makul düşünce de Gülen cemaatinin konjonktüre göre hareket etmesi ve fazlaca pragmatist oluşu. Evren, Özal, Ecevit, Erdoğan gibi farklı çizgide bulunan siyasilerle cemaatin aynı mesafede ve yakınlıkta bulunuşu da bu pragmatizmin bir göstergesi kanaatimce. NOT: Bu yazı ispat kaygısı taşıyan bir makale değildir, tartışmaya kapı açması beklenen bir denemedir. Yanlış olduğu düşünülen bilgilerin ve gözlemlerin düzeltilmesi başta benim açımdan son derece faydalı olacaktır.
Etiketler: fethullah gülen cemaat devletçilik devletçi zihniyet |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|