Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Siyaset arrow HAKİKİ HÜRRİYETPERVERLER
Advertisement
HAKİKİ HÜRRİYETPERVERLER PDF Yazdır E-posta
Salı, 05 Şubat 2008
M. Ali KAYA
 
Bediüzzaman Said Nursi (ra) “Münazarat”ta 31 Mart Hadisesini yorumlarken enteresan bir tahlil yapar. “Meşrutiyeti şeriata tatbik ederek, hükümeti adalet namazında kıbleye irşat ve şeriatı, meşrutiyet kuvveti ile i’la edip, meşrutiyeti de şeriat kuvvetiyle daimi kılmak için çalışan İslamiyet’in meşrutiyetperver ve hamiyetli fedailerinin “gayretleri” 31 Mart ihtilaliyle inkıtaa uğramıştır.
 

Sağını solundan fark edemeyip, şeriatı istibdada müsait zannedenler papağan gibi “Şeriat isteriz” sloganı ile ortaya çıkıp velveleye verdiler. “Dikkat et. Alihimmet olanlar o hadisede sükût ettiler. Garazkâr cerideler, hakiki hürriyetin sadasını susturdular. Meşrutiyet pek az adamların üstüne münhasır kaldı. Fedakârları da dağıldılar.”
Osmanlı’nın yıkılışına kadar Bediüzzaman gibi hakiki hürriyetperver İslamiyet fedaileri de Ahrarlar da amansız bir baskı altına alındı. 1950’ye kadar Cumhuriyet döneminde daha şedid bir baskı uygulandı. 1950’de istibdat peresi yırtıldığında İttihad-ı Muhammedinin devamı Nurcularla Ahrarların devamı Demokratlar el ele vererek dine, millete ve ülkeye büyük hizmetler yaptılar.

Hürriyet atmosferinde gerçekleşen hizmetlerden hoşlanmayan istibdad zihniyeti bu hürriyetperver hareketi üç kez inkıtaa uğrattı. Her defasında garazkâr cerideler – Bu gün TV ile beraber – hakiki hürriyetperverlerin sadasını susturmaya devam ediyorlar. Hürriyet/demokrasi pek az adamların üstüne münhasır kalıyor ve fedakârları darmadağın edilmek isteniyor.

Bu tablonun en sarsıcı şekli 12 Eylül’de oldu. Medya alkış tuttu. Hürriyetperverlerin sesi kısıldı. Zihinlerdeki kargaşa hala bitmedi. Tahribat başka başka şekillerde devam ediyor. 28 Şubat ayrı bir şekilde bunu tezgâhladı ve halen tesiri devam etmekte ve bu durum devam ettirilmek istenmektedir.

Bediüzzaman’ın ifadesi ile “Hakiki Hürriyetperverler olan Nurcular” bütün bu hengâmede asla yanlış yerde olmadılar. Daima ahrar ve hürriyetperverler ile beraber hürriyet ve demokrasinin yerleşmesi için çalışıp duruyorlar. Ama ne var ki Demokratların içine giren ve onları bozmaya çalışanlar da yok değil. Onların yanlışları demokratların yanlışları olarak değerlendirmemek gerekir. “Suç işleyenin, hata yapanındır” kuralını asla unutmamak gerekir. Bir toplulukta bulunan bir bireyin işlediği hata ve yanlış o topluma, guruba ve cemaate mal edilemez.

Tarihçe-i Hayatta Demokrat kitleyi şaşırtan taktikleri de bize haber veren Bediüzzaman onların; Birincisi, “Demokratları kendilerinden daha dinsiz gösteren” masonlar ve onların uzantıları, İkincisi, “Dindarlık perdesine girip Demokratların vaadettikleri din hürriyetini vermeyeceklerini iddia edenler” ve Demokratları din aleyhine çevirmeye çalışanlar... Üçüncüsü de “Nur Talebelerini Demokratlar aleyhine çevirmeye çalışarak” Demokratların sessiz ve gösterişsiz destekçileri olan dindarlardan istinatgâhların yok etmeye çalışanlar olarak belirtmektedir.
40 sene önce böyleydi. Bu gün de öyle. Değişen sadece insanlar...

Bu durumda “Hakiki Hürriyetperver olan Nurculara” büyük iş düşmektedir. Onlar görevlerini hakkıyla yapmazlarsa sıkıntı bütün ülkeyi sarar.

Bu dün böyleydi. Bu gün de öyledir. Değişen sadece insanlar…
 

Etiketler:  Meşrutiyet Şeriat Hürriyet Hakiki Hürriyetperverler Münazarat Bediüzzaman
 
< Önceki   Sonraki >
BEDIüZZAMAN
ŞERIAT
HüRRIYET
MüNAZARAT
MEşRUTIYET