Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Siyaset arrow Hürriyetlerin Genişletilmesi
Advertisement
Hürriyetlerin Genişletilmesi PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 23 Eylül 2009
M. Ali KAYA
Bediüzzaman eserlerinde, Meşrutiyet döneminde gazetelere yazdığı makalelerinde ve nutuklarında daima “ittihat ve muhabbet-i milli”den bahseder. (Eski Said Dönemi Eserleri, 2009, s. 183-184) Herkesi vatan ve millet sevgisi ile birlik içinde hareket etmeye davet eder. “Zülâl-i medeniyet” dediği medeniyet çeşmesinden su içmenin ve istifade etmenin ancak “muhabbet ve uhuvvetle” mümkün olabileceğini ifade eder.

Tabii ki muhabbet ve uhuvvetin esbabı vardır. Bunlar lafla ve emirle olacak şeyler değildir. İttihadın temeli imandır. “Cihetü’l-vahdet-i ittihadımız, Tevhittir. Peyman ve yeminimiz imandır. Mademki muvahhidiz; müttehidiz” (Divan-ı Harb-i Örfî, 1993, s.64) buyurur. Bu da merkezi hükümetin “usul-i merkeziye” ile milleti birbirine bağlayan “iman” etrafında birleştirmesi, yani dine ve imana değer vermesi ile mümkündür. Bediüzzaman “Tevaif-i Mülük” sistemine karşıdır. Siyasi amacı ve hedefi ise “İttihad-ı İslamdır.” Adem-i merkeziyet ve muhtariyet gibi hususlar sonuçta “tevâif-i mülûku” netice verir. Bu ise bölünme ile sonuçlanır.

Ülkemiz için an büyük tehlikelerden birisi Kur’ân-ı Kerimin “Asabiyet-i Câhiliye” olarak nitelendirdiği ırkçılığın körüklenmesidir. Milliyetçilik milletin üstünlüğü temeline oturduğu için Bediüzzaman “milliyeti” milliyetçiliğin alternatifi olarak görür. “Milliyetimiz bir vücuttur, ruhu İslamiyet, aklı iman ve kur’ândır” ifadeleri ile “İslam milliyetinin” öne çıkarılması gerektirdiğini belirtir.

İslam milliyeti “din, dil ve vatan” üzerinde birliği sağlamaktır. Bu da ancak “serbestî inkişaf” ile olur. Serbestî inkişaf ise “demokratik hak ve hürriyetlerin genişletilmesi” anlamındadır. (Sebilürreşad, 4 Mart 1336 (17 Mart 1920) Eski Said Dönemi Eserleri, 108)

Bediüzzaman “Adem-i merkeziyetçi” ve “Muhtariyetçi” “Beylik ve tevaif-i mülûk” benzeri sistemleri eleştirir. (Münazarat, 48; Eski Said Dönemi Eserleri, 183-184) Bu konuda “az ihmal” ile “Tevâif-i mülûk temelleri atılmakla on üç asır evvel ölmüş olan asabiyet-i câhiliyeyi ihya ile fitne ikâz olunmaktadır.” (Hutbe-i Şâmiye, 228)

Bediüzzaman’a göre “Sebeb-i saadet-i akvam” “Meşrutiyet ve Hürriyettir.” Hürriyetler İslam dininin istediği şekilde uygulamaya konulduğu zaman her millet kendi kabiliyetini gösterme imkânı bulacaktır. Hürriyet, “hayat makinesinin buharı” ve “sebeb-i saadet-i akvam”dır. “Mevcudiyetinizi ittihatla gösteriniz ve hâmiyet-i millî ile fikir ve vicdan-ı şahsiyenizi milletin kalb ve akl-ı müştereki gibi gösteriniz” tavsiyesinde bulunur. Aksi halde “sıfır çekeceklerini” belirtir. (ESDE, 161-165)

Bediüzzaman “Tevhit ile mükellef olduğumuz gibi, ittihadı temin etmekle de mükellef olduğumuzu ve muhabbet-i milliye ile muvazzaf bulunduğumuzu” belirtir. “Eğer, unsur lâzımsa bize İslâmiyet kâfidir” der. (ESDE, 183-184)

Bediüzzaman’a göre bizim üç temel düşmanımız vardır. Birincisi, cehalettir. Bunun ilâcı maarifi ihya etmek ve eğitime önem vermektir. İkincisi, fakirliktir. Bunun çaresi, üretime ve sanayiye önem vermektir. Üçüncüsü, bölünmüşlüktür. Bunun devası da birliği sağlayacak olan hususlara önem vermektir. Birliğimizi sağlayacak hususların başında “İslamiyet” gelir. Sonra “Temel Hak ve Hürriyetlerin” kullanımı ve “Bireysel özgürlükler” gelmektedir. Devletin görevi bireyin temel hak ve hürriyetlerini korumak ve kullanılmasının önündeki engelleri kaldırmaktır. İkincisi ise insanî değerlerdir. Hz. Ali’nin (ra) prensip olarak uyguladığı “Müslümanların İslamiyet cihetiyle kardeş olmaları, diğer insanların ise insaniyet noktasında eşit haklara sahip olması” prensibidir.

Ülke içinde birliği sağlayacak olan en önemli hususlardan birisi de “dil birliği”dir. Bediüzzaman vatandaşlık bilincinin oluşmasını üç temel hususa bağlar. Birincisi, din birliği, ikincisi, dil birliği, üçüncüsü de vatan birliğidir. Bununla beraber “din ve dil bir ise millet birdir” buyurur. (Mektubat, 2004, s.546-547) Bediüzzaman’ın dil birliğini sağlamadaki teklifi Resmî dilin Türkçe olması ve okullarda “Türkçe Eğitim” verilmesidir. Bununla beraber ilim dili ile eğitim vermenin ve mahalli dile dokunmamanın da sağlanması gerektiğini belirtir. (ESDE, s.290)

Sonuç olarak millet olgusu din, dil ve vatan birliği çerçevesinde bir araya gelen insanlar topluluğudur. Aralarında birliğin sağlanması islamî ve insanî değerlerin “Temel Hak ve Hürriyetler” çerçevesinde hâkim olmasına bağlıdır. Bu da ancak “Cumhuriyetçi Demokrasi” ile mümkündür. Ülkede birliği sağlayacak olan inançların “Din ve Vicdan Hürriyeti” çerçevesinde uygulanması ve anlaşmayı eğitimi sağlayacak olan “Dil Birliği”nin resmiyette ve eğitimde uygulanmasına bağlıdır. Bunlar birliğin olmazsa olmaz şartlarıdır. Bunlar sağlanmadan ne ekonomik kalkınma olur, ne de birlik ve beraberlik sağlanır. 

Etiketler:  Hürriyetlerin Genişletilmesi İttihad-ı İslam Birlik ve Beraberlik Türkçe Eğitim İttihad Muhabbet Bediüzzaman Ülke Vatan Dil birliği Asabiyet-i Câhiliye
 
< Önceki   Sonraki >
BEDIüZZAMAN
ASABIYET-I CâHILIYE
İTTIHAD
İTTIHAD-ı İSLAM
MUHABBET
VATAN
ÜLKE
BIRLIK VE BERABERLIK