Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Siyaset arrow Hz. Ali Döneminde İdari Durum
Advertisement
Hz. Ali Döneminde İdari Durum PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 08 Aralık 2011

M. Ali KAYA

1. İDARİ DURUM
Hz. Ali (ra) halife seçme yetkisi olan “Eshab-ı Bedir” tarafından halife seçilerek hilafet makamına oturmasından sonra ilk olarak Mescid-i Nebevî’de açıktan biat aldı. 
Şurâ üyelerinden Hz. Zübeyir, (ra) Hz. Talhâ (ra) ve Sa’d b. Ebi Vakkas (ra) dâhil sahabelerin çoğu kendisine biat ettiler.

Hz. Ali (ra) ilk icraat olarak valileri değiştireceğini, “Beytü’l-Mâli” denetim altına alacağını söylemiş ve “Millete ait olan bir tek dirhemi kimsede bırakmam” demişti. Hz. Osman’ın (ra) evindeki bütün silahlara el koydu. Zekât malı olarak toplanan hayvan sürülerini Beytü’l-Mâle devretti. Hz. Osman’ın (ra) bir kısım akrabalarının ellerinde bulunan toprakları ellerinden aldı. 

Benî Ümeyye’den Hz. Muaviye b. Ebi Süfyan (ra) Şam’da, Abdullah b. Âmir (ra) Basra’da Abdullah b. Sa’d b. Ebi Sarh (ra) Mısır’da ve Ya’lâ b. Ümeyye (ra) Yemen’de valilik yapıyorlardı. Hz. Ali (ra) valileri değiştireceğini söylediği zaman Benî Ümeyye’de bir telâş baş gösterdi.  Hz. Osman’ın (ra) müsamahalı yönetiminden yararlanarak devletin kilit noktalarını ele geçirmiş ve aristokrat bir tabaka teşkil etmişlerdi.

Biat için Medine’ye gelen Velid b. Ukbe Hz. Ali’ye (ra) biat ederken “Yâ Ali! Sen hepimize zarar verdin. Bedir’de babamı öldürdün. Mervan’ın babasına hakaret ettin. Daha önce biriktirdiğimiz mallar ile şu anda elimizde bulunan servetimize dokunmazsan sana biat ederiz” dedi. Hz. Ali (ra) bu söze son derece öfkelendi ve “Size zarar verdiğimi dile getirdin. Hâlbuki size yapılanlar Allah’ın emri gereği yapılmıştır. Ele geçirdiğiniz mallara dokunmamamı istersin. Allah’ın hakkını size bırakmak benim yetkimi aşar. Şu anda elinizde bulunan mallara gelince bilin ki, Allah’a ve müslümanlara ait olan mallar konusunda adalet yerini bulacaktır. Sizleri Allah’ın kitabı ve peygamberin sünneti ışığında idare edeceğime söz veririm. Kimi hak rahatsız ederse, batıl daha da rahatsız eder. Buna rağmen hepiniz serbestsiniz. İstediğiniz yere gidebilirsiniz”  dedi.

Hz. Ali (ra) Medine’de ayrıca Beytü’l-Mâl’de biriken malları Arap ve Mevâli, erkek ve kadın ayırmaksızın eşit olarak dağıtma usulünü getirmesi de Medine’lileri gücendirmişti.  Bu durum Hz. Zübeyir (ra) ve Hz. Talhâ’nın (ra) da tepkisini çekmişti.  Bu tatbikatlar Hz. Ali’nin (ra) takip edeceği iktisadî politikayı yansıtıyordu.

1.1. Vilayetlerin İdaresi:
İslam’dan önce Irak ve Fars Sasanî’lerin, Şam ve Mısır ise Bizans’ın egemenliği altındaydı. Yemen’de Main, Sebe ve Himyer isimli küçük devletler kurulmuş, son dönmede de Habeş’in taht-ı idaresine girmişlerdi. Hicaz bölgesinde ise kabilelerin idaresine dayanan oligarşik bir yapı ve Mekke site/şehir devleti vardı. Bizans Suriye topraklarını on bir bölgeye ayırmış hepsine birden “Şark Vilayeti” adını vermişti. Her bölgenin bir merkezi olup her birinde bir asilzâde vali bulunuyordu.

Peygamberimiz (sav) Medine’ye hicretinden sonra kendisine bağlı bir yönetim sistemi oluşturunca İslam dinini öğretmek üzere bazı seçkin sahabeleri Hicaz ve Yemen bölgesine gönderdi. Bunların idarî ve siyasi bir yetkileri olmayıp vazifeleri dini tebliğ, inananlara namaz kıldırıp farz olan zekâtlarını almaktan ibaretti.  Peygamberimiz (sav) ilk olarak H.8 yılında Mekke’nin fethinden sonra Attab. b. Üseyd’i (ra) vali olarak atamış ve kendisine 30 dirhem maaş bağlamıştır.

Hz. Ebubekir (ra) halife seçildikten sonra önce karışıklıkları bastırdı. Sonra Arap yarımadasını idarî bakımdan çeşitli vilayetlere ayırdı, sonra her vilayete bir vali atadı.  Bu dönemde Mekke, Taif, San’a, Hadramut, Necran, Coraş ve Bahreyn vilayetlerine vali ataması yapılmıştır.

Hz Ömer (ra) döneminde ise fatihler çoğaldığı için bu vilayetlerin idaresi için askerî bir bölgeye ihtiyaç hâsıl olmuştu. Bu nedenle Irak’ta Basra ve Kûfe, Mısır’da ise Fustat şehrini kurdu.  Ayrıca Suriye, Irak ve Mısır’ı çeşitli vilayetlere böldü ve buralara namaz kıldırmak ve halkı aydınlatmak için imamlar, haraç ve zekât toplamak için de memurlar tayin etti. Orduların idaresini, polis teşkilatının kurulmasını ve kadıların tayinini ise bu vilayetlerin valilerine bıraktı. Vilayetlere atanan valiler de fethettikleri bölgelerdeki idarî sisteme dokunmadılar. Sasanî ve Bizanslıların idarî sistemini ve vergi toplama usulünü islâmî ölçüler içinde muhafaza ettiler.

Hz. Osman (ra) bu vilayetlere yenilerini kattı; ama bazı vilâyetleri de idarî kolaylık için birleştirme yoluna gitti. Azerbaycan ve Ermenistan’a yeni valiler atarken Kıbrıs’ı Şam vilayetine bağladı.

Hz. Ali (ra) halife seçildikten sonra siyasi gelişmelere bağlı olarak idarede bazı düzenlemeler yapmak durumunda kaldı. Çünkü önce Şam, sonrasında Mısır Hz. Ali’nin (ra) idaresi dışında kalmış ve İslam devleti ikiye bölünme görüntüsü vermişti. Hilafeti zamanında Basra, Kûfe, Mekke, Taif, Medine, Yemen, Bahreyn, Mısır, El-Cezire, Horasan, Fars, Kirman, Hemedan, Isfahan, Rey, Destuba, Sicistan, Azerbaycan ve Ermenistan gibi bölge ve şehirler birer vali ile idare edilmekteydi. Hz. Ali (ra) döneminde birçok şehir ve kasabayı içine alan Mısır, Yemen, Horasan benzeri vilayetlerde valiler merkezde kadı, ordu, polis, beytü’l-mal gibi kurumlara memur tayin ettiği gibi, kendisine bağlı diğer şehir ve kasabalara da memur tayin edebiliyordu. Bu husus Hz. Ali (ra) tarafından valilere gönderilen “Emirnâme”lerde açıkça ifade edilmektedir.

1.2. İdarî Kurumlar:
Hz Ali (ra) dönemine kadar devlet kurumları genel manada oluşturulmuş ve bilhassa Hz. Ömer (ra) döneminde Bizans ve İran idari teşkilatları örnek alınarak idarî yapılanma ve kurumlar oluşturulmuştu. Bunların en önemlileri adlîye, ordu, polis, maliye ve hac emirliği gibi kurumlardır.

1.2.1. Adlî Teşkilat: (Kadılık / Kazâ)
İnsanlar arasındaki ihtilaflara bakan, şikâyet konusu olan meseleleri Kitap ve Sünnet ölçüleri içinde aklını da kullanarak hükme bağlayan, haklıyı ve haksızı belirleyerek haksızı cezalandıran ve hak sahibine hakkını teslim eden kurumdur. Peygamberimiz (sav) bizzat Hz. Ali (ra) ve Muaz b. Cebel’i (ra) kadılık görevi ile Yemen’e göndermiştir. Hz. Ebubekir (ra) döneminde valiler kadılık görevini de yaparlarken Hz. Ömer (ra) “Yürütme” ve “Yargıyı” birbirinden ayırmış ve valiler yanında ayrıca kadıları da bizzat görevlendirmiş, kadılara tam yetki vererek valilerin siyasi baskı ve tahakkümünden korumuştur.

Hz. Ömer (ra) Medine’ye Ebu’d-Derdâ’yı (ra) Kufe’ye Şureyh el-Kindî’yi (ra) Basra’ya Ebu Musa el-Eş’âri’yi (ra) Mısır’a Osman b. Kays el-Âs’ı (ra) kadı olarak atamıştır. Ayrıca kazaî sistemin temelini oluşturan kazâî kuralları da kanunlaştırmış ve yasa haline getirmiştir.

Hz. Ali (ra) ise, kazâ konusunda Hz. Peygamberin (sav) “Ashabım arasında en iyi hüküm vereniniz Ali’dir” hadisine mazhar olmuş,  Hz. Ömer’in (ra) “Ebu’l-Hasan’ın bulunmadığı bir davada hüküm vermekten Allah’a sığınırım”  dediği büyük bir şahsiyettir. Bu nedenle kazâ konusuna çok büyük önem vermiştir. Mahkemede gayr-i Müslim ile müslimi eşit tutmuş, halifeliği döneminde Kadı Şüreyh’in huzurunda bir Yahudi ile eşit şartlarda mahkeme olmuş ve hüküm aleyhine sonuçlanmıştır. Bundan dolayı da Kadı Şüreyh’in adaletinden memnun olarak ona ayrıca Kufe’de Teravih Namazı kıldırmak üzere tayin etmiştir.

O dönemde muhakeme usulü ve kuralları şöyleydi. “Delil davacıya, yemin de dava edilene düşerdi.” “Dâvacı şâhit gösterirdi. Bazen bir şâhitle de hüküm verilirdi.”  Hz. Ali (ra) davacıya da yemin etme usulünü getirdi. Bunu da “İddia sahibi ya iki şahit getirir veya yemin eder”  hadisine dayandırdı. Bundan amacı iftirayı önlemekti. Ayrıca şahitleri beraber değil, ayrı ayrı dinleme usûlünü getirdi.  Hz. Ali (ra) kadıların denetimine de büyük önem vermiştir.

Suçlular için ilk hapishane yaptıran Hz. Ali’dir. (ra) ilk olarak Kûfe’de bir hapishane inşa ettirmiştir. Hapistekilerin yiyecek ve giyeceklerinin devlete ait olduğunu da o belirlemiştir.

1.2.2. Hisbe Teşkilâtı: (Belediye ve Zabıta)
Âmme işlerinin kontrolü ve “Emr-i bi’l-ma’rûf ve Nehy-i Ani’l-münker” vazifesini ifa etmek üzere görevlendirilen memurlardır. Çarşı ve pazarı, alış-veriş ve fiyatları, ölçü ve tartıyı kontrol ederek ticarî işleri tanzim etme görevidir.

Hz. Peygamber (sav) “Emr-i bi’l-ma’ruf ve nehy-i ani’l-münker” yani iyi ve maruf olanı emretme, kötü ve münker olan hususlardan halkı men etme görevi çerçevesinde çarşı ve pazarı denetleyerek bu görevi bizzat başlatmıştır.  Hz. Ömer (ra) Şifa binti Abdillah ve Semrâ binti Nuheyk el-Esediyye isimli kadınları da Medine Çarşısı’nın kadınlara has bölümüne muhtesip olarak atamıştır.

Hz. Ali (ra) da Kûfe çarşısını yanına Kadı, Şurta’yı (Polis) ve Muhtesib’i alarak denetlediği olmuştur.  Gerek tüccarlarla konuşurken, gerekse camide okuduğu hutbelerde “Ey Tüccarlar! Önce ticaretle ilgili ilmi öğrenin, sonra bu işlerle uğraşın. Zira dürüstçe alıp satmayan tâcir günahkâr sayılır”  diye öğüt vermekteydi. Ayrıca pazarda malını sergileme konusunda da “Müslümanın pazarı onun camisi gibidir, kim bir yere önce gelirse, satış bitene kadar orası onundur” demiştir. Tüccarlara öğütlerde bulunmuş “Allah’tan korkmalarını” ihtar etmiştir. Terzilere kumaşı ve ipliği sağlamından almalarını, dikişi sağlam yapmalarını, hain terzilerin diktikleri elbiselerle teşhir edileceğini söylemiştir. Diktiği elbiseden artan kumaşın sahibine ait olduğunu, saklamanın hıyanet olduğunu söylemiştir.  Hz. Ali (ra) fiyat tahdidi yapmamış ancak fahiş fiyatı önlemek için denetime önem verdiği bir gerçektir.

Muhtesibin bir görevi de namazların vaktinde kılınmasını sağlamaktır. Hz. Ali (ra) Muhammed b. Ebibekr’e yolladığı bir talimatta “Namazları tahdit edilen vaktinde edâ et! Onu ne boşluktan dolayı erkene al, ne de meşguliyetten dolayı geciktirme. Bilmiş ol ki, mükellef olduğun bütün işlerin namazdan sonra gelir.”

Hz. Ali (ra) toplumun ahlâkı konusunda da memurların ilgilenmesini ister. Kendisi de bizâtihî meşgul olurdu. Kadı olarak tayin ettiği Ebu Esved’i aynı gün görevden alır. Sebebini soranlara da “Sesini yükselterek ve öfkelenerek hüküm verdiğini” bu nedenle hissini karıştırdığını söyler.  Kâb b. Mâlik’i de müfettiş tayin eder.

1.2.3. Şurta Teşkilatı: (Polis Teşkilatı)
Hz. Ali (ra) döneminde polis teşkilatı sistemli bir teşkilât haline gelmiştir. Görevleri de hazineyi korumak, suçluları yakalamak ve iç güvenliği sağlamaktı. Adlî teşkilatın işlerini yürütmek de bunlara aitti. Hz. Ali (ra) bu göreve atadığı amirlere de 500 dirhem maaş takdir etmiştir.

1.2.4. Hac Emirliği:
Hac işlerini organize eden, hac kafilesine başkanlık eden idareciye verilen isimdir. Görevi hac kafilesine başkanlık yapmak ve merasimleri usulüne uygun bir şekilde icra ettirmekti.

Peygamberimiz (sav) ilk olarak H.8 yılında Attab b. Üseyd’i (ra) Hac Emiri olarak tayin etmişlerdi. Daha önceki halifeler de ya bizzat bu görevi ifa etmişler veya bir hac emiri tayin etmişlerdir. Hz. Ali (ra) döneminde bu vazife daha sistemli hale getirilmiştir.

1.2.5. Ordu Teşkilatı:
Hz. Peygamber (sav) ilk olarak Bedir Muharebesi için Ensar ve Muhacirden meydana gelen 315 kişiden müteşekkil bir ordu kurmuştu. Bu ordu Mekke Fethinde 10 bin kişiye yükselmiştir. Nihayet Hz. Ömer (ra) döneminde Bizans ve Sasani Devleti ile boy ölçüşecek ve onları mağlup ve perişan edecek düzeye çıkmış en mükemmel bir teşkilat haline gelmiştir.

Hz. Ömer (ra) ilk olarak “gönüllü” askerlik uygulaması yerine “sürekli askerlik” mesleğini getirmiştir.  Hz. Osman (ra) ise “Deniz Askeri” ve “Deniz Filosu”nu kurmuştur. Hz. Muaviye (ra) Şam’da sınırları korumak ve Bizans Devleti gibi güçlü ve teşkilatlı bir devlete karşı sayısı 100 bine yaklaşan düzenli bir ordu kurmuştur.

Hz. Ali (ra) Medinetü’n-Nebi’yi siyasi çekişmelerden uzak tutmak için hilafet merkezini Kûfe’ye taşımış ve bu askerî kentte düzenli bir ordu kurmayı amaçlamıştır. İlk olarak Cemel olayından önce Basra’ya doğru yola çıktığı zaman yanında 700 asker bulunuyordu. Düzenli İslam ordusu Şam’da bulunuyordu. Medine’yi işgal eden isyancıları yanına almadığı, bir kısım şanlı sahabelerin Hz. Aişe (ra) Hz. Zübeyir (ra) Hz. Talha (ra) ve Mekke Emiri’nin askerleri ile beraber Hz. Ali’ye (ra) karşı silahlandığı bir ortamda, “Sıffın Savaşı” için düzenli bir ordu teşkil etmesi Hz. Ali’nin (ra) askerî dehasını gösterir. Hz. Ali’nin (ra) Kûfe’yi hilafet merkezi haline getirmesinde Kûfe’nin askerî bir şehir olarak kurulmuş olması nedeniyle asker temini gibi önemli sebepleri de vardı.

Hz. Peygamber (sav) döneminden itibaren kadınların askerlere su, yiyecek ve malzeme taşıma yanında yaralılara yardımcı olmak için savaşa iştirak ettikleri görülür. Hz. Aişe’nin (ra) askerî bir kumandan gibi davranması ve siyasi çekişmelerde kendi başına taraf olması o dönemde kadınların askeriyedeki rolünü de göstermektedir. Hz. Ali (ra) daha sonra bu durumda son vermiştir.

Hz. Ali (ra) Sıffın Savaşından sonra da Kûfe’de 40 bin kişilik sistemli ve düzenli bir ordu kurmuş ancak ömrü vefa etmemiştir.


Etiketler:  Hz. Ali Hz. Ali Dönemi Hz. Ali Dönemi İdari Durum İdari Kurumlar Adli Teşkilat Hisbe Teşkilatı Hac Emirliği Ordu Teşkilatı
 
< Önceki   Sonraki >
HZ. ALI
HZ. ALI DöNEMI