Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Siyaset arrow Hz. Ömerin İdari Sistemi
Advertisement
Hz. Ömerin İdari Sistemi PDF Yazdır E-posta
Cuma, 27 Mayıs 2011

M. Ali KAYA
Devlet idareciden ibarettir.
Devleti idare eden kurumlar/damlar değil, adamlardır. İdareciliğin/devletin amacı bireylerin hukukunu sağlamak ve güvenini temin etmektir. Bu da insan haklarını korumak ve adaleti sağlamakla mümkün olur. Toplumda bireylerin hakları güvence altına alınır ve adalet sağlanırsa insanların maddi ve manevi refahı sağlanmış olur. Enformasyon çağı ile dünya bir şehir hükmüne geçen dünyamızda beşer aklının ürünü olan sistemler huzuru ve güveni sağlayamamaktadır. İnsanlık anarşi ve terörden kendisini kurtaramamaktadır. Sosyalizm, komünizmi kapitalizm ve faşizm iflas etmiştir. Dünya inançtan yoksun sistemlerle insanlığa saadet getirememiştir. İmana dayanan adalet sistemini insanlık “Asr-ı Saadette” gördü bundan sonra da görmesi imkânsızdır.

Asr-ı saadette sadece Hz. Ömer’in (ra) devlet idaresindeki tatbikatını kendimize örnek alacak olursak çok şeyi değiştirmek elbette mümkündür; ancak sistemi işleten ve adalete yardımcı olan insandır. İnsanlar adaleti istemediği ve doğruluk prensibine bağlı kalmadığı sürece idarecilerin adaleti sağlaması mümkün değildir. Asr-ı saadetin adil sahabe topluluğu bu zamanda bulunmadığı için idarecilerin adaletle hüküm vermesi de mümkün görünmemektedir.

Hz. Ömer’in Adalet Sistemi:
1. Zalim devletlere korku salan islam askerlerinin en önemli güçleri doğruluk, haklılık, şevk, azim, metanet, cesaret ve yiğitliktir. Moral güç her zaman maddi güç ve silah gücünden her zaman üstündür. Moral gücü sayı gücünü ikinci plana atar.

2. Hz. Ömer (ra) savaşlarda ve fetihlerde insaf ve adaletten ayrılmazdı. Adam öldürmek bir tarafa meyve ağaçlarına dahi dokunmazdı. Kadın, çocuk, ihtiyar ve din adamlarına dokunulmaz ve elinde silah olup saldırmayana kılıç çekmezdi. Düşmanla yapılan hiçbir anlaşma ihlal edilmemiş ve müslümanlarca bozulmamıştır.

3. Müslümanların doğruluğu, adaleti halk üzerinde müspet intiba bırakıyordu. Yahudiler, Hıristiyanlar ve Mecusiler müslümanlardan etkileniyorlardı. Kendi zalim idarecilerin zulmünden kaçanlar müslümanlara sığınıyor, müslümanların adaletine güveniyorlardı.

4. Hz. Ömer’in (ra) fethettiği topraklarda asırlar boyu istikrarlı bir idare kurulmuştur.

5. Hz. Ömer (ra) muhteşem fetih orduları kurmuş ve eksiksiz bir mülkî idare tesis etmiştir. Bunları çok mükemmel ağlarla merkeze bağlamıştır.

6. Derebeylik ve dikta rejimlerinin hâkim olduğu bir zamanda Hz. Ömer (ra) “istişareye” dayanan demokratik bir devletin temellerini atmış, devrin hususi şartlarına göre demokratik esaslar ortaya koymuştur. Valiler birer istişare meclisi oluşturmuş ve hür bir müzakere zemininde çoğunluğun rızasına dayanan kararlar alarak yönetilmiş, serbest müzakere ve çoğunluğun rızası olmadan hiçbir meselede karar verilmemiştir. Meclis müzakereleri günlerce sürer, üyeler en geniş hürriyet içinde korkusuzca konuşurlar ve görüşlerini ortaya koyarlardı.

7. Hz. Ömer (ra) valilere gönderdiği emirnamelerde “Meşveretsiz hilafet ve idare olmaz” demiş ve valilerin kapısını herkese açmasını istemiştir. Dünyevi ve uhrevi her türlü meselenin görüşülüp müzakere edildiği ve karara bağlandığı istişârî meclisler dışında her vatandaşın devlet kapısında sesini duyurma hakkı vardı.

8. Hz. Ömer (ra) valilerin tayinini genellikle ahâlinin tasvibini alarak yapar, hatta tayinlerde zaman zaman seçim yoluna gidilirdi.

9. Demokratik hükümetin en önemli prensibi her vatandaşın kendi hukukunu ve menfaatini müdafaa hakkının olmasıdır. Hz. Ömer (ra) bu hakkı herkese verdiği gibi, halk da bu hakkını en geniş manada kullanmıştır. Halifeyi her meseleden haberdar etmek için her gün çeşitli bölgelerden heyetler gelir ve dertlerini, şikâyetlerini arz ederlerdi. Hz. Ömer (ra) da süratle meselenin üzerine giderek çözerdi.

10. Bir defasında adamın biri çarşı ortasında ve halkın arasında Hz. Ömer’e “Yâ Ömer! Allah’tan kork!” diye bağırdı. Etrafındakiler adamı susturmak istediler. Hz. Ömer onlara engel oldu ve şöyle dedi: “Bırakın söylesin. Şayet insanlar idarecilerini böyle ikaz etmezlerse hiçbir işe yaramamış olurlar. Ben de bu insanları dinlemezsem kabahat işlemiş olurum” dedi.

11. Hz. Ömer (ra) birini idareci olarak tayin edince ona bir talimat verir ve bu talimatı halkın huzurunda okuturdu.

12. Hz. Ömer tayin ettiği idarecilere şöyle derdi: “Biliniz ki sizi halka tahakküm edesiniz ve zulmedesiniz diye tayin etmedim. Sizi halka önder ve örnek olmanız için tayin ettim. Müslümanların haklarını verin ve onları halkın huzurunda küçük düşürmeyin. Gurura kapılmamaları için de onları gereksiz yere övmeyin. Kapılarınızı onların yüzüne kapamayınız ki içlerinde kuvvetli olanlar zayıf olanları ezmesin. Onlardan üstünmüş gibi davranmayınız ki bu onlara tahakküm sayılır. Halkın arasına tevazu ile giriniz ve işlerini kolaylaştırmak için onlara yardımcı olunuz.”

13. Hz. Ömer (ra) adam sarrafı idi. Adam seçmede ve tayin etmede her defasında hikmetini ve ferasetini konuştururdu. İnsanların fıtrî kabiliyetlerini tartmada çok mahirdi. Tayin ettiği valiler ve kumandanlar, muallimler ve kadılar umumiyetle mevcutların en iyileriydi.

14. Bir idareciyi tayin ettiği zaman mal varlığını kayıt altına alır ve muhafaza ederdi. Mal varlığında artış olursa bunu izah etmesini isterdi. Bu konuda müfettişlere geniş yetkiler vermiştir.

15. Memurların dürüst çalışmaları, rüşvet ve su-i istimale girmemeleri için yüksek maaşlar verirdi.

16. Hazinenin gelir ve giderini çok iyi tutturan ve kaçakları kapatmak için her türlü tedbiri alan Hz. Ömer (ra) adliye kurumunu çok iyi işletmeyi bilmiştir. “Adalet mülkün temelidir” demiş ve mükemmel bir adliye teşkilatı kurmuştur. Hz. Ömer’in adaleti şahsının adaleti ile sınırlı olmayıp dâhiyane kurduğu “Adliye Teşkilatı” ile ülkede adaleti sağlamasından kaynaklanmaktadır. 

17. Bilhassa kadıların/hâkimlerin maaşlarını ek gelire ihtiyaç duymayacak şekilde çok yüksek tutmuştur. Ayrıca “hâkimlerin zengin ve nüfuzlu ailelerden seçilme kuralını koyarak” adalete leke gelmemesi için gereken her tedbiri almıştır. Böylece hâkimlerin rüşvete tenezzül etmelerinin, içtimai mevki ve makamın tesirinde kalmalarının önünü almıştır. Ayrıca memurların ticaret yapmalarına müsaade etmemiş ve yasaklamıştır.

18. İşkence gibi insan suçunun önünü almak için valilere ve kadılara talimatlar göndermiş ve Resulallah (sav) “İnsanlara işkence edenlere Allah kıyamet gününde işkence eder” buyurdu, demiştir.

19. Hz. Ömer kendi akrabalarından hiç kimseye memuriyet vermemiştir.

20. Hiçbir zaman kapalı kapılar arkasında iş görmemiş, asla hile ve desiseye müsaade etmemiştir. Her şeyi halkın huzurunda ve şeffaf olarak yapmıştır. Herkesin gözü önünde söylemediği bir sözü gizli olarak söylememiştir. Bir şeyi yaptıysa bunu halkın huzurunda izah etmiştir.

21. Hz. Ömer’in önemli bir özelliği de diğer devletlerin idari yapılarını ve sistemlerini inceletmesi ve öğrenmesidir. Bunları öğrendikten sonra işe yarayanları Müslümanlaştırarak yönetime katmıştır. Bu meyanda hazinenin tutulması, memurlara maaş verilmesi, Özel kalem ve yazışma kuralları, arazi ve gümrük vergileri, askeri teşkilat, levazım dairesi, murakabe ve muhasebe usullerini İran’ın, Suriye’nin ve Bizans’ın kanun ve örflerini gerekli gördüğü değişiklikleri yaparak devlet idaresine koymuştur.

Kaynak:
Şibli NUMÂNÎ, Bütün Yönleriyle Hz. Ömer ve Devlet İdaresi


Etiketler:  Hz. Ömer Adalet İstişare Hilafet Devlet Devlet İdaresi İdari Sistem Adalet Mülkün Temelidir
 
< Önceki   Sonraki >
ADALET
DEVLET
HILAFET
DEVLET İDARESI
HZ. ÖMER
İSTIşARE
ADALET MüLKüN TEMELIDIR
İDARI SISTEM