Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Siyaset arrow II. Said Dönemi Siyaset
Advertisement
II. Said Dönemi Siyaset PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 14 Nisan 2011

M. Ali KAYA
Bediüzzaman 1918 tarihinden 1922 Kasım ayına kadar İstanbul’dan ayrılmayarak “Milli Mücadeleye” destek olmasının ardından düşman Anadolu’dan kovuldu ve 30 Ağustos 1922’de “Büyük Zafer” kazanıldı.
Mücadelesinin başarıya ulaştığını gören Bediüzzaman daha önce kendisine yapılan ısrarlı davetleri kabul ederek 22 Kasım 1922 tarihinde Ankara’ya geldi. TBMM’ye hâkim olan havaya baktı ve hazin bir manzara ile karşılaştı.

TBMM’de iki grup vardı. Birincisi Trabzon mebusu Ali Şükrü Bey’in başını çektiği muhafazakâr grup. İkincisi meclis başkanı sıfatı ile öne çıkan M. Kemâl grubu. 30 Ağustos zaferi ile güçlenen M. Kemal grubu Ali Şükrü Bey’in grubunu dağıtmak için elinden geleni yapmaktadır. Dini gelişmenin ve kalkınmanın engeli olarak gören ve batıya dönük bir politika izleyen lâ-dinî bir lâiklik politikasını takip eden M. Kemal grubu 1923 Mart ayında Ali Şükrü Bey’i Giresun mebusu Topal Osman’a öldürtür.  Topal Osman’ı da gizli bir su-i kasda kurban ederek delilleri ortadan kaldırır ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk fail-i meçhul cinayeti işlenmiş olur. Bu olay daha sonraki fail-i meçhullere dayanak olacaktır.

Bediüzzaman Ankara’da kaldığı süre içinde her iki grubun da dışında kalır ve “siyasete karışmama” mesleğini takip eder. Bediüzzaman siyaset üzeri bir çizgi takip eder. Amacı “dine ve imana hizmet ve şeâir-i islamı ihya etmektir.” İlk olarak 19 Ocak 1923 tarihinde bir “Beyanname” yazarak önce TBMM reisi sıfatı ile Milletin Meclisini idare eden M. Kemal’e resmi bir dilekçe şeklinde gönderir. Mecliste okunmasını ister. Ancak M. Kemal aldırış etmez. Bunun üzerine Erzurum mebusu Kâzım Karabekir Paşa’ya TBMM kürsüsünden okutturur. Sonra da tüm mebuslara dağıtır. Bediüzzaman’ın amacı TBMM’de kimler bulunursa bulunsun milletin ruhuna uygun olarak “Şeâir-i İslam” denilen “Temel Hak ve Hürriyetleri” ve “Adaleti” sağlayacak prensiplere sahip çıkmasını sağlamaktı.

Mustafa Kemal Bediüzzaman Said Nursi’nin bu faaliyetinden dolayı canı çok sıkılır ve kendisini riyaset odasına davet eder. Aralarında müthiş bir tartışma yaşanır. Bu olay Bediüzzaman ve M. Kemal tartışmasının başlangıcıdır. Bediüzzaman daha sonra TBMM’de kökü bulunan ve yayılmasından çekindiği “Tabiatçılık” “İnançsızlık” ve “Dinsizlik” fikirlerini çürütmek amacı ile “Tabiat Risalesi” adı altında Arapça bir kitap yazar ve Ali Şükrü Bey’in matbaasında bastırarak herkese dağıttırır. Ancak kitap layık olduğu ilgiyi bulamaz.

1923 yılı Mart ayında yaşanan “Fail-i meçhul cinayetlerden” sonra TBMM 1 Nisan 1923 tarihinde “Erken Seçim” kararı alır. 3 Nisan 1923 tarihinde “Seçim Kanunu”nu değiştirir. (Kanun No: 320 Tarih: 16 Şaban 1341) 8 Nisan 1923 tarihinde “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı” sıfatı ile “Milli Mücadele Tarihinde Umdeler” adı altında “Halk Fırkası”nın temel umdelerini oluşturacak olan “Seçim Beyannamesi”ni hazırladı ve “Müdafaa-i hukuk Cemiyeti”ni seçimlerde aktif olarak çalışmaya çağırdı. (Mahmut Goloğlu, Türkiye Cumhuriyeti, Ankara-1971, s. 189-190)

Mustafa Kemal 8 Nisan 1923 tarihinde Ankara’da yayında olan “Hâkimiyet-i Milliye” “Yeni Gün” “Öğüt” gazetesi muhabirlerini çağırarak bir “Basın Toplantısı” yapar ve “Halk Fırkası” adında bir parti kuracağını ilan eder. 9 Nisan 1923 tarihinde Vakit Gazetesi “Müdafa-i hukuk Cemiyeti Halk Fırkasına dahil oluyor” diye manşet atmıştı. (9 Nisan 1923, Vakit)

16 Nisan 1923 tarihinde TBMM tatil kararı alır ve dağılır. Mustafa Kemal de hemen yeni meclisi oluşturacak “Halk Fırkası”nın kurulma ve seçim çalışmalarına başlar. Bu nedenle öncelikli olarak kendisine bağlı bulunan “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti”ni “Halk Fırkası”na iltihak ettirmek istiyordu. Böylece bu cemiyete dâhil olmayan ve “Halk Fırkası”na girmeyen hiçbir mebus TBMM’ye giremeyecekti. Nitekim daha sonra yapılan seçimlerde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Üyeleri dışında bağımsız birkaç aday dışında hiçbir milletvekili meclise giremedi. TBMM Halk Fırkasına ve Örgüte mensup milletvekillerinden oluşmuştu. Sadece Gümüşhane milletvekili Zeki Kadirbeyoğlu sıra dışı seçilmişti. Mustafa Kemal bizzat kendisinin atadığı vekillerle “kız gibi” bir meclis oluşturmuştu. Artık kafasına koyduğu devrimleri yapabilir ve kanunları sorunsuz geçirebilirdi. Nihayet hayal ettiği gibi de yaptı.

Bediüzzaman bütün bu çalışmaları yerinde görmüştü. Artık meclisten ümidini kesti. Siyaset farklı bir mecraya girmişti ve “siyaset yoluyla dine hizmet imkânı kalmamıştı.” Peygamberimizin (sav) ahir zamanda geleceğini haber verdiği dini ve şeriat-ı Muhammediye’yi tahrip edeceklerin geldiğini gördü. “O zamana yetişirseniz onlarla siyaset yoluyla mücadele edilmez, iman hakikatlerini muhafaza ve müdafaa etmekle dine hizmet olur” hadisine dayanarak 20 Nisan 1923 tarihinde Ankara’dan ayrıldı.

Bediüzzaman’ın Ankara’dan ayrılacağını duyan Mustafa Kemal kendisini ziyarete gelerek Ankara’da kalması ve kendisine destek olması halinde köşk, mebusluk, şark umumi vaizliği ve diyanet başkanlığı gibi tekliflerde bulundu. Ancak Bediüzzaman bütün bunları elinin tersi ile iterek ayrılmaya karar verdi. Sadece 163 mebusun onaylayarak yasalaştırdığı “Doğu Üniversitesi” için ayrılan tahsisatın üniversiteye aktarılmasını talep etti. Mustafa Kemal bunu kabul etti, ancak yürürlüğe koymadı. Bediüzzaman’ın Ankara Garından uğurladı.

Ağustos 1923’te TBMM II. Yasama Dönemine başladı. Mustafa Kemal’in istediği bir meclis oluşmuştu. Mustafa Kemal 9 Eylül 1923 tarihinde “Halk Fırkası”nı kurdu. Başına bizzat kendisi geçti. İlk olarak 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyeti ilan etti. 20 Kasım 1923 tarihinde “Rumeli ve Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” Halk Fırkası bünyesine iltihak etti. 

 Ama ne ki ardan kısa bir süre geçmeden Mustafa Kemal’e muhalif bir grup oluştu. Başlarında Kâzım Karabekir Paşa’nın bulunduğu bu grup 1924 yılında ayrılarak “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası” namında bir fırka kurdular. 1925 yılında doğuda “Şeyh Said” isyan bayrağı açtı. Bu isyanı bahane eden Mustafa Kemal “Örf-i İdare / Sıkıyönetim” ilan etti ve “İzmir Suikastını” da bahane ederek partiyi kapattı, pek çok muhalif ismi idam etti ve bütün muhaliflerini sindirdi.

Halk Fırkasının ismini “Cumhuriyet Halk Fırkası” olarak değiştirdi. Böylece “Halk Fırkasını” Cumhuriyetle özdeşleştirerek partiye muhalefeti devlete ve rejime muhalefet olarak kabul edip cezalandırdı. Böylece CHF’ye muhalif olmak “vatana ihanet” suçu ile özdeş hale gelmiş oldu. Bu nedenle CHF’nin ilkeleri olarak benimsediği “Atatürk İlkelerini” 1937 yılında Anayasa’ya bizzat koydurarak “İlke ve Devrimlerinin” devamını sağladı. Böylece iktidara kim gelirse gelsin herkes “Atatürkçü ve Kemalist” olmak zorunda olacak ve devrimlerinin korunması için çalışacaktı.

Mustafa Kemal bundan sonra Cumhurbaşkanı görevini üstlendi. Hem parti Genel Başkanı, hem de Devlet Başkanı unvanı adı altında TC’yi yönetmeye başladı. Devrimleri yaptı. 10 Kasım 1938 tarihinde ölene kadar 15 yıl “Ebedî Şef” unvanı ile Çankaya’da ikamet etti.

Mustafa Kemal yapılacak olan kanun değişikliklerini ve reformları önce CHF kurultayında karar altında aldırıyor, daha sonra TBMM’ye “Kanun Teklifi” olarak getirterek yasalaştırıyordu. İllerde valiler, ilçelerde Kaymakamlar ve Bucaklarda Bucak Müdürleri hem o beldenin CHF başkanı hem de mülkî âmir konumunda bulunuyorlardı.

1938-1950 yılları arası CHF Genel Başkanı olan “Milli Şef”  İsmet İnönü de bu geleneği devam ettirerek hem parti Genel Başkanı hem Cumhurbaşkanı olarak 12 sene ülkeyi yönetti. Böylece CHP 27 sene tek başına muhalefetsiz bir şekilde “Tek Parti” ile ülkeyi yönetmiş oldu. Kendisine muhalif her sesi kıstı, kaldırılan her başı koparttı. TBMM ve Mebuslar göstermelikti ve seçim de göstermelik olarak yapılıyordu. Koyu bir istibdat ve şahıs hâkimiyeti ile ülke yönetiliyordu.

Bu nedenle 1923-1950 arasındaki yönetime “Şefler ve Diktatörler Dönemi” adı verilmiştir. Her şey “Ebedi Şef” ve “Milli Şef”in istediği gibi oluyordu.


Etiketler:  II. Said Dönemi Milli Şef Ebedi Şef CHF Halk Fırkası TBMM Cumhuriyet Fail-i Meçhul CHP
 
< Önceki   Sonraki >
CUMHURIYET
CHP
TBMM
CHF