|
Pazartesi, 23 Ocak 2012 |
|
M. Ali KAYA
Fukahâ-i Sahabe ve Hulefâ-i Raşidîn hilâfeti “Şuranın sonucu, seçimle işbaşına gelen kimsenin hayatına bağlı, adâleti icra, şeriatı tatbik edecek bir emanet” olarak görmekteydiler. Kur’ân-ı Kerimin “Şurayı” ve Meşvereti emreden ayetleri , Allah’a ve Resulüne ve içinizden seçilen ulu’l-emre itaati emreden ayetleri ve peygamberimizin (sav) istişareye verdiği önem sahabelere yol gösteriyordu. Sahabelerde Kur’andan ve peygamberimizden (sav) aldıkları dersi sosyal ve siyasi hayatta en güzel şekilde uygulayarak gelecek nesillere örnek olmuşlardır.
Sahabelerin uygulamaları İslam’ın sosyal ve siyasi hayata uygulanması konusunda temel ölçüleri oluşturmuştur. İslam bilginleri İslam’ın yüksek siyasi ve içtimai derslerini sahabelerin uygulamalarından almış ve bu konudaki hükümlerini bu uygulamalara dayandırmışlardır. Bu nedenle Ehl-i Sünnet uleması “İdarecinin iş başına getirilmesinde asıl olan seçimdir” demişlerdir. Böylece seçilenler yetkilerini halktan aldıkları için kendilerini halka karşı sorumlu hissedeceklerdir. Bu da seçilenlerin seçmenlere karşı sorumluluk hissetmelerini sağlayacaktır.
Hür seçim sistemi sahabelerin ve daha sonra “Ehl-i Sünnetin” “Hilafet” görüşünü temsil eder. Atama ve saltanat usulü ise daha sonra “Şia”nın yönetim felsefesini ve hilafet anlayışını meydana getirmiştir. Etiketler: Sahabeler Hulefa-i Raşidin Şura Asr-ı Saadet Hilafet İstişare Yönetim Hz. Ali Hz. Ebubekir Hz. Ömer Hz. Osman |
|
Devamını oku...
|
|
|
Cumartesi, 07 Ocak 2012 |
|
M. Ali KAYA
İngiliz siyaseti siyaset âleminde hile ve fitneye dayanan şeytani siyasetin unvanı olarak tarihe geçmiştir. İngilizler bu siyaseti ile “Osmanlı Devletini” parçalamış ve teknik gelişmeleri de arkasına alarak dünyanın pek çok devletini sömürge haline getirmiştir. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri “Şeytanın Adımları” anlamına gelen “Hutuvat-ı Sitte” nam eserini İngilizlerin İstanbul’u işgali sırasında yine İngilizlerin menfi propagandasını kırmak için yazmıştır. Eserin başında “Her bir zamanın insî bir şeytanı vardır. Şimdi beşerde insan sûretinde şeytanın vekili olan ruh-i gaddar, fitnekârâne siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan elhannas, altı hutuvatıyla âlem-i İslâmı ifsat için insanlarda ve insan cemaatlerindeki habis menbaları ve tabiatlarındaki muzır madenleri, fiili propaganda ile işlettiriyor, zayıf damarları buluyor. Kiminin hırs-ı intikamını, kiminin hırs-ı cahını, kiminin tamahını, kiminin humkunu, kiminin dinsizliğini hatta en garibi, kiminin de taassubunu işletip siyasetine vasıta ediyor” (Eski Said Dönemi Eserleri, Hutuvat-ı Sitte, s. 449) demektedir.
Böylece “İngiliz siyasetinin hassa-i mümeyyizesi, yani en belirgin özelliği fitnekârlık, ihtilaftan istifade, menfaat yolunda her alçaklığı irtikap etmek, yalancılık, tahripkârlık, hariçte menfiliktir. Fenalık ve ahlâk-ı seyyie siyasetine vasıta olduğu için her yerde ahlâk-ı seyyieyi, en alçak huyları himaye ederek teşci eder” (Eski Said Dönemi Eserleri, Tuluât, s.537) ifadeleri ile İngilizlerin siyasetteki başarılarını anlatır. İngilizler bu yıkıcı ve menfi siyasetleri ile herkesin ve her milletin zafından istifade etmesini bilmiş ve kendis siyasi amacın hizmet ettirmiştir. Çünkü yapmak zor, yıkmak kolaydır. Bir adam bir binayı bir senede yapar, ama bir dakikada yıkıp harap edebilir. İngilizlerin takip ettiği siyaset de yıkıcıkık ve tahrip üzerinedir. Zahiren tel’in eder, gizlice teşvik eder, bir taburu fitnesiyle ihtilale verir. Siyasetinin vasıtası fenalık ve her nevi ahlâk-ı seyyiedir. Her yerde ahlâk-ı seyyieyi teşci eder. Hâl-i âlem siyaseti buna delildir. Etiketler: İngiliz Siyaseti Bediüzzaman Osmanlı Devleti Fitne İhtilaf Propaganda Şeytan Yalancılık Arap Baharı |
|
Devamını oku...
|
|
|
Salı, 03 Ocak 2012 |
|

Halife Ömer b. Abdülaziz, Hasan-ı Basrî 'den, (ra) adaletli bir halifenin vasıflarını saymasını istemiş, Hasan-ı Basrî de ona şunları yazmıştır:
«Ey müminlerin emiri! Şunu bil ki, Allah Tealâ, adaletli halifeyi, her yoldan çıkanı yola getiren, her haksızın haksızlığına engel olan, her bozulanı düzelten, her zayıfa güç veren, her mazlumun hakkını koruyan, her yardıma koşana el uzatan bir kimse kılmıştır.
Ey müminlerin emiri! Adaletli bir halife, yanındaki devesini en güzel otlaklarda otlatan, onu, uçuruma düşecek yerlerden uzak tutan, yırtıcı hayvanlardan koruyan, sıcak ve soğuğun şiddetinden muhafaza eden, merhametli bir çobana benzer.
Ey müminlerin emiri! Adaletli bir halife, çocuklarını küçük iken beslemeye çalışan, büyüdükten sonra eğiten, hayatta iken çalışıp kazanarak ölümünden sonra onlara mal bırakmaya çalışan şefkatli bir babaya benzer. Etiketler: Hasen-i Basri Ömer b.Abdülaziz İdareci İdareciye Nasihat Adalet Şefkat Merhamet Halife Müminlerin Emiri |
|
Devamını oku...
|
|
|
Pazartesi, 26 Aralık 2011 |
|
M. Ali KAYA
Günümüzün siyaseti çoğunluğun istirahati için ekallin rahatını feda eder. Belki ve bilakis zalim olan küçücük bir azınlık ekser avamı ve halkı kurban eder. Kur’an’ın adaleti ise tek masumun hayatını ve kanını değil ekseriyete, umum insanlığa da feda edemez. “Kim bir cana kıymamış veya yeryüzünde fesat çıkarmamış birisini öldürürse bütün insanları öldürmüş gibidir” ayeti ile bir masumun hakkını bütün halk için ve bütün insanların selameti için de olsa, rızasını almadan feda etmez. “Hak haktır, büyüklüğüne, küçüklüğüne bakılmaz” der. Kur’an’ın nazarında ferdin hukuku ön plandadır. Adalet-i mahzasının gereği budur. Siyaset ise, adalet-i izafiyeye göre hükmeder. Toplumun selameti için ferdi feda eder. Devletin ve milletin menfaati için ferdin hukukunu nazara almaz. Yani ehven-i şer ile hükmeder. Bunun için siyasette hayr-ı mutlak olmaz ve tam adil olamaz.
Siyaset fertlerin yaptığı ve fikirleri, hevesleri ile yürüttüğü bir şeydir. Bilhassa hodgam ve bencil insanlar, enaniyetli reisler, hırs ve heves yolunda pek çok insanın hukukunu çiğner. Can ve kan kaybına önem vermez. Hevesine mani olan her şeyi yıkmayı ve harap etmeyi göze alır. “Harap eder dünyayı, imha eder beni âdemi” İşin içerisine inat da girerse o zaman durum daha vahim bir hal alır. Çünkü insanın işi budur ki, “şeytan birine yardım ederse, melekler rahmeti okutur. Muhalif tarafta melek görse onu libasını değiştirmiş şeytan zanneder, ona adavet ve lanet eder.” Bu da siyasetin kötü bir neticesidir. Etiketler: Siyaset Menfaat Efkâr-ı Amme 31 Olayı Siyasi Cereyanlar Adalet Adalet-i İzafiye |
|
Devamını oku...
|
|
|