|
İSRAİL, HAMAS, HİZBULLAH ve BARIŞ |
|
|
|
|
Cuma, 16 Ocak 2009 |
M. Ali KAYA
Ortadoğu politikalarına devletlerden ziyade örgütlerin hâkim olduğu bir gerçektir. Gündeme genellikle İsrail, ABD ile Hamas ve Hizbullah’ın girdiği ve politikalarda etkili olduğu görülmektedir. Örgütler de genellikle intikam yeminleri eden yüzleri kapalı elleri silahlı kişiler tarafından temsil edilmektedir ki bu silahlı bir direniş hareketi olduğu izlenimi vermektedir.
Araplarda bir devlet kültürü olmadığı için, devletler dışarıdan güçlü de görünseler gerçekte zayıftır. Güçlerini köşe başlarına polis dikerek ve her yere asker koyarak gösterirler. En güçlü askerî birlikleri ya parlamento etrafında veya saray çevresindedir. Amaçları da idarecilerin gücünü halka göstermek ve halktan kendilerini korumaktır. İktidar gücü kimseye söz ve yetki hakkı vermemektedir. Devletin izni olmadan ne ekonomik ne de politik faaliyet yapılamamaktadır. Devlet adamlarının İsrail’e gösteremediği tepkiyi, devlet içindeki örgütler kendi kanallarında gösterdikleri için halkın duygularına bu örgütler tercüman olmakta ve toplumun desteğini almakta zorlanmamaktadırlar. Böylece devletin görmesi gereken işlevi örgütler üslenmektedir.
Ortadoğu ülkelerinde devlet gelir dağılımını dengelemede çok başarısız görünmektedir. Bilhassa Mısır, Lübnan, Filistin ve Ürdün gibi ülkelerde gelir dağılımı çok bozuktur. Çok fakir olan varoşlar (kenar mahalleler) örgütler için insan kaynağı sağlamaktadır. Örgütler halka yardım yaparak destek bulmaktadırlar. Şehir merkezlerindeki marketlerde her şey bulunmaktadır; ama bunları sıradan bir vatandaşın ve normal memurların bile alması mümkün değildir. Bu sebeple halk yardımlaşma örgütlerine daha çok ihtiyaç duymaktadır. Bu da örgütlerin halk desteğini artırmakta ve bu alanda devletin boşluğunu doldurmaktadırlar. Hamas’ın maddi imkânsızlık içinde bulunan yüzlerce çifti evlendirme gibi örnekler bunlardan sadece biridir. Benzeri yardımları İhvân-ı Müslimîn, Hizbullah ve İslâmî Cihad Örgütü de yapmaktadır. Zekâtlar ve uluslar arası kaynaklar bu gibi örgütlerin temel gelirlerini oluşturmaktadır.
Hamas ve Hizbullah gibi güçlü örgütler sosyal hizmetlere büyük önem vermekte ve örgütün önemli faaliyet alanını okul, hastane ve aşevleri teşkil etmektedir. Örgütler bu faaliyetleriyle gelir dağılımındaki adaletsizliği düşük ücretli veya ücretsiz hizmetleriyle kapatmaya çalışmaktadır. Örgütler tarafından kadınların okumaları, sosyalleşmeleri ve cihada katılımı teşvik edilerek destekleri alınmış ve oldukça büyük siyasi ve ekonomik roller oynamaları sağlanmıştır. Filistin Yasama Meclisindeki kadın parlamenterler kadınların sosyal haklarını savunarak onların desteğini almaya devam etmektedir.
İslâm adına ortaya çıkan örgütlerin gücü silahtan çok islamın emri olan yardımlaşma ve zekâttır. Bir diğer gücü ise İslam’ın cihad emridir. Devletin kendisini askerlerden ibaret gördüğü, halka tepeden baktığı ve halka yabancı olarak yaşadığı ülkelerde örgütler eksik olmayacak ve mevcut rejimlerin korkulu rüyası olmaya devam edecektir.
Hamas ve Hizbullah inanç ve söylem olarak islamın cihad emrini ifa ettiklerini dillendirseler de eylemlerinde ve intihar saldırılarında genellikle taktiklerini ve örgütlenme biçimini İRA ve benzeri örgütlerden almaktadır.
İsrail bir devlet kültürü ile hareket etmemekte, kabile kültürü ile hareket etmektedir. İsrail terörü her yönü ile devletleştirmiştir. Bu da onların inançlarından kaynaklanmaktadır. Yahudiler müfrit ırkçılık kültürüne ve bağnaz bir inanç sistemine sahiptir. İnançlarından başka doğru inanç, kendilerinden başka haklı insan tanımazlar. Bu sebeple uzlaşma ve anlaşma kültürüne sahip değillerdir.
Hamas, Mısır “İhvân-ı Müslimîn” cemiyetinin Filistin kanadı olarak bilinir. Ancak aralarında metot farkı vardır. Hizbullah ve Hamas’ın İslam’ın “Cihat” emrini tam olarak uyguladığı ve “Savaş Hukuku”na uyduğu da söylenemez. Bu örgütler genellikle İrlanda, Güney Afrika ve Vietnam’daki modern ulusalcı liberal hareketleri örnek almaktadır.
Ellerine silah almış olan örgütlerin STK olarak adlandırılması da mümkün değildir. Bu gibi örgütler daha çok “Kabile Kültürünün” çağımızdaki yansımaları olarak görülebilir. “Siyasal İslam” düşüncesinde olanlar “Hamas ve Hizbullah’ı terör örgütü olarak görmüyoruz. Burada mücadele eden insanları vatanlarını savunan kahramanlar olarak görüyoruz” diyerek desteklemektedirler.
Ortadoğu’daki örgütler İsrail’in insanlık dışı istila ve kuşatmaları, zulüm ve baskıları sonucu ortaya çıkmışlardır. Terörü devletleştiren ve anlaşma kültüründen yoksun bir İsrail ile kabile kültürüyle hareket eden ve savaşı tek kurtuluş olarak gören örgütlerin anlaşmaları ve barış içinde beraber yaşamaları mümkün mü?
Etiketler: Ortadoğu İsrail Hamas Hizbullah Barış Savaş Örgütler İhvân-ı Müslimin İslami Cihad |