Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Siyaset arrow İstibdat ve Demokrasi Yönetimlerinde Kaynakların Kullanımı
Advertisement
İstibdat ve Demokrasi Yönetimlerinde Kaynakların Kullanımı PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 16 Mayıs 2011

M. Ali KAYA
İstibdat halka hizmeti değil, halkın idarecilere hizmetini esas alan bir sistemdir.
İstibdat ile demokrasinin farkını şöyle görmek mümkündür. İstibdatta bireyler aşağıdan yukarıya kendi amirlerini ve idarecilerini memnun etmeye çalışırlar. Nihayet amaç en üst yöneticinin tatmini ve mutluluğudur. Demokrasilerde ise en üst yönetici en sorumlu olandır ve tüm yönetici ve idarecilerin amacı bir alttaki kurumlara ve insanlara hizmet etmek ve nihayet en altta bulunan bireyin mutluluğunu sağlamaktır.

İstibdat idarelerinde çalışanlardan alınan vergiler yöneticilerin mutluluğunu sağlamak ve devlet kurumlarının geliştirilmek için harcanır. Halk düşünülmez. Bunun sebebi istibdad yönetim anlayışında “devletin kutsal” olması ve “devletin selameti için bireylerin feda edilmesidir.” İnsanın birey olarak bir değeri yoktur, ancak temsil ettiği makam ve statü yönüyle değer kazanır. Bir insan devletin herhangi bir kurumunda çalışması ile bir değer kazanır. Makam yükseldikçe bireyin değeri de ona göre artar. Demokraside ise memur halka hizmet ettiği ölçüde değerlidir. Değerli olan fert ve birey olan insandır. İnsan hangi inanç ve düşüncede ve hangi statüde olursa olsun değerlidir. İdarecilerin görevi halkını ve vatandaşını onun durumuna ve statüsüne bakmadan mutlu olması için elinden geleni yapmaktır. En çok değer verilmesi gereken hizmete en çok ihtiyacı olan yaşlılar, hastalar ve sakatlar ile çocuklardır. Peygamberimizin (sav) “Kavmin efendisi ona hizmet edendir” hadis-i şerifi idarecilerin halkın hizmetinde olması gerektiğini bize hatırlatmaktadır. Bu ise demokrasinin dayandığı temel prensiptir.

İstibdat yönetimlerinde halktan toplanan vergilerde, insan ve tabiat kaynaklarında büyük israflar vardır. Kaynaklar halka ve topluma dönmediği, belli kurum ve şahıslara yönelik harcandığı için insanlar fakr-u zaruret içinde çalışmak zorunda kalırlar. İdareciler ve yöneticiler ile devlet kurumlarında çalışanlar vergileri gereksiz yerlere harcayarak büyük israf içinde yüzerler. Böylece istibdat yönetimlerinde Bediüzzaman’ın dikkatimizi çektiği gibi “Varidat zayi olur gider.” (Münazarat, 42) Millete hiçbir şey sorulmaz ve genellikle her şey halktan gizli olarak kapalı kapılar arkasında yapılır. Harcamaların denetlenmesine imkân ve fırsat verilmez. Demokrasilerde ise “millet rakîptir.” (Münazarat, 42) Dolayısıyla hükümet ve devletin harcamaları keyfî olarak çöle akıtılarak zayi edilmez ve hizmet olarak halka döner. Bu da halkın zengin olmasını netice verir.

Meşrutiyet ve demokrasi milletin hâkimiyetini esas alır. Bediüzzaman bu hususu “Meşrutiyet hâkimiyet-i millettir. Yâni, efkâr-ı âmmenizin misal-i mücessemi olan mebusan hâkimdir; hükümet hâdim ve hizmetkârdır.” (Münazarat, 42) buyurmaktadır. Bunu şöyle bir misalle anlatır. “Her tarafa şubeler salmış olan büyük bir çeşme başında bir değişiklik olursa her tarafa sirayet eder. Fakat yüz pınarın ortasında bir havuz bulunsa ve bu havuzda bir değişiklik olursa pınarlar bundan etkilenmezler. Şayet pınar gerçek bir pınar ise… Bunun gibi, istibdat hükümetleri her tarafa su veren büyük bir pınar başıdır. O zaman hükümetten şikâyet etmeye halkın hakkı vardı. Ama meşrutiyette hükümet bir havuz olduğu ve pınar sizin yanınızda bulunduğu için hükümetten şikâyete hakkınız yoktur. Hükümet ise havuzdur. Hükümetten şikayet ediyorsanız demektir ki sizde pınar yoktur. Öyle ise kendinizden şikâyet ediniz” (Münazarat, 43) demektedir.

Demokrasiye sahip çıkmak ve geliştirmek hükümetin değil, herkesin görevidir. Herkes kendi hürriyetine sahip çıktığı, hakkını aradığı gibi, vermiş olduğu vergisinin ve ülke kaynaklarının israf edilmesine ve gereksiz yere harcanmasına karşı çıkmalıdır. Herkes elinde bulunan gerek insan kaynakları, gerekse yer altı ve yer üstü kaynaklarını verimli kullanmakla yükümlü olduğu gibi, hükümeti de bu konuda uyarmakla kendisini yükümlü bilmelidir. Sebeb-i saadetimiz olan demokrasinin gelişmesi için “fikr-i milliyeti” yani insan ve vatan sevgisini ve topluma hizmet aşkını kullanarak “marifet ve faziletin” eline vermek gerekir. Toplumda cehaletin ortadan kalkması ve faziletli insanların çoğalması için çalışmak ve gayret etmek gerekir. Bediüzzaman hazretleri “Kendi suyumuzu kendimiz çıkarıp kendi pınarımızı kendimiz yapmazsak daima başkalarına muhtaç durumda kalırız. Dilencilik para etmez. İnsan dilenci olacaksa kendi nefsine olmalıdır. Merhamet dilencilerine de dikkat etmek gerekir. Onlar ya tembeldirler veya haksızdırlar. Haksızlıklarına ve tembelliklerine merhamet duygularınızı kullanarak devam etmek istiyorlar. Sizler insan olsanız hükümet ve idareciler nasıl olursa olsunlar size zararları dokunmaz ancak faideleri dokunur” (Münazarat, 43) demektedir. Yani hizmet etmek zorunda kalırlar.

“Siz pınar başı olduğunuz ve kendi suyunuzu kendiniz çıkarttığınız takdirde hükümet nasıl olursa olsun size faydalı olur” (Münazarat, 43) buyuran Bediüzzaman bunu da şöyle izah eder. Hükümet çukurda bir havuz olduğu ve siz ise yukarıda bir pınara sahip bulunduğunuz için o havuz sizin suyunuzla dolacaktır. Siz temiz su gönderirseniz havuz temiz su ile dolar. Hükümet havuzu bulandırsa da içine pislik atsa da size zarar vermez. Fenalık sakîl, yani ağır olduğu için yukarıya çıkmaz, aşağıda kalır. Siz cehaletle onu kendiniz almadığınız sürece. Ama iyilikler ise ışık ve nur gibidir. Işığın ve nurun aksi ise sizi de aydınlatır. Böylece hükümetin kötülüklerinden zarar görmez, iyiliklerinden ise istifade edersiniz.” (Münazarat, 44)

Demokrasinin sırrı insanlarda “ümit, çalışma şevki, gayret ve insana hizmet aşkı”nı uyandırarak insanda bulunan kabiliyetler ile tabiatta bulunan kaynakların kullanımını sağlamasıdır. Gerek insanların gerekse toplumun ve ülkenin kalkınmasının sırrı da budur. Bu durumda çalışkan bireylerden ve onların en kabiliyetlilerinden oluşan hükümet üyeleri de, temsilciler meclisi de demokrasinin bu sırrı ile hayırlı hizmetlere koşarlar. Gerek insan kaynakları, gerekse tabiat kaynakları israf edilmekten kurtulur, milletin vergileri de çöle akmaz, verimli topraklara akarak bereketli ürünlerin ortaya çıkmasına hizmet eder. Böylece milletten alınan vergiler yeniden millete döner.


Etiketler:  Kaynak İsrafı Kaynak Kullanımı Demokrasi İstabdat Hükümet Birey Halk Meşrutiyet Hizmet
 
< Önceki   Sonraki >
HALK
MEşRUTIYET
DEMOKRASI
BIREY
HIZMET
HüKüMET
İSTABDAT