Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Siyaset arrow KURANA SARILMAK
Advertisement
KURANA SARILMAK PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 04 Şubat 2008

M. Ali KAYA

Mariz bir asrın, hasta bir unsurun, alîl bir uzvun reçetesi ittiba-ı Kur’andır.” Bu Bediüzzaman’a ait çok veciz bir ifadedir. İfade olarak dilimizden selis bir şekilde dökülmekte ve vecize olarak kulağa çok hoş gelmektedir.

Asrımız hastadır. Müslümanlar hastadır. Ülkemizde yaşayan insanlar hastadır. Tedavi çaresi ve kurtuluş Kur’ana uymak iledir. Kur’an ise ahir zamanı anlatan suresinde buyuruyor: “İnsanlar hüsrandadır; ancak iman edenler, Salih amel işleyenler, hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesna.”

Demek Kur’ana uymak söylem değildir; eylemdir. Eylem ise kalben inanmak, azalar ile salih amel işlemek, sözle hakkı ve sabrı tavsiye etmek şeklindedir.
Biz inananlar ne yapıyoruz?
Dil ile inanıyoruz; imanımız kalbe inmiyor. Hâlbuki “iman kalbin ameldir.” Salih ameli sadece söylem halinde yapıyoruz. Salih amel ise azaların, bedenin eylemidir. Fiilen yapmayı gerekli kılar. Hakkı bilmiyoruz ki tavsiye edelim. Hakkı öğrenmek ise ilim gerektirir. İlim ise gayret ile olur. Sabırlı değiliz. Aceleciyiz. Ağacı dikmeden meyveyi, tohum atmadan ürünü bekliyoruz. Sonucu görmeyince de hemen ümitsizliğe düşüyoruz.

Evet,
Kur’ana ittiba etmek reçetemizdir. Ama reçeteyi okumak yeterli değildir; ilaçları kullanmak gerekir.
***
Bediüzzaman hazretleri Barla’da ikamet ederken (1926–1935) “İslamköyden bir adam çıkacak bu milletin başına geçecek. Kur’ana uyarsa muvaffak olacak, uymazsa akıbeti vahimdir” demiştir.
Ne büyük keramet.

Daha 1930’lu yıllarda İslamköyden çıkan birinin 1965 yılında başbakan ve 1993 yılında Cumhurbaşkanı olacağını söylemiş.

Kur’ana uyup uymadığı meselesi ise tartışmalı. Muvaffak olup olmaması ise kişiye, kuruma ve anlayışa göre değişir. Başarı makam sahibi olmak ise en yüksek makamdan emekli olmuş. Ama bu husus beklentiye göre de değişebilir. Herkes kendi beklentisine göre yorum yapmakta serbesttir.

Siyasiler söylemleriyle değil, eylemlerine göre değerlendirilmesi esastır. Ne dediğine değil ne yaptığına bakılarak değerlendirme yapılırsa, tüm olumsuz şartlara rağmen ülkemizdeki din eğitimi ve kurumlarına en büyük hizmeti yapan bir siyasetçi Kur’ana dayanmada başarılı olmuş sayılabilir. Beklentisi farklı olana göre de sayılmayabilir.

Ama asıl sorgulanması gereken husus şu:
Kur’anı hâkim kılacağını ve şeriatı getireceğini söyleyenler acaba bunda ne derece başarılı olmuşlardır? Aradan 40 küsur sene geçtikten sonra bu gün bu söylemlerini dile getirebilme cesaretini dahi gösterebilmekte midirler?

Din için, iman için ve Kur’an için hiçbir şey yapamayanların kendilerine bu imkânları hazırlayanları nasıl ve ne yüzle itham etmektedirler?

***
Kur’ana sarılmak sadece iddiadan ibaret olmamalıdır. Asrın ruh ve maneviyat doktoru olan Bediüzzaman Said Nursi hastalığı teşhis etmiş ve tedavi için reçeteyi yazmıştır. Uygulamak ve reçetede belirlenen ilaçları kullanmak hastalara düşer.

Etiketler:  Kuran Kurana Sarılmak Bediüzzaman Kurana Uymak İman Söylem Eylem Kurana Hizmet
 
< Önceki   Sonraki >
BEDIüZZAMAN
KURAN
İMAN