Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Siyaset arrow Millet Liderini Arıyor
Advertisement
Millet Liderini Arıyor PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 29 Ekim 2009
Mustafa CAN
Millet dediğimiz zaman bir toprak parçası üzerinde yaşayan aralarında dil, din ve duygu birliğinin oluştuğu toplum anlaşılır. Tarih ve kültürel ortaklık olmasa da din ve dil bir ise millet birdir. Milleti oluşturan ve birliği sağlayan dil, din ve vatandır. Bir ülkede aynı dili konuşan ve aynı inanca sahip olan insanların duygusal olarak birliği ve beraberliği vardır. Bu birliği sağlamak ülkeyi yönetenlerin en önemli görevidir.

Milletimiz asırlardır dünyayı adaletle ve barış içinde yönetmiştir. İdare ettiği milletlerin özgürlüklerine asla dokunmamış, onları zorlayarak asimile etmeye çalışmamış, “din ve vicdan hürriyetlerine” asla dokunmamıştır. Milletin büyüklüğünü “adalet, hoşgörü ve hürriyetleri koruma” ile gösterir. Adalet ancak hak ve hürriyetlerin korunması ile sağlanır. Türk milleti her devirde azınlıkta olduğu halde idareciliği ile milletleri yönetmiş ve büyüklüğünü göstermiş, adaleti ve güzel ahlakı ile toplumları idare etmiştir. Türk milleti ne zaman akıl, izan ve insaf sahibi yöneticilerden mahrum kalmış ise o zaman büyük kargaşa ve fakirlik içinde kalmıştır. Günümüzde idarecileri halk seçmektedir. Dolayısıyla bilgili ve adil idarecileri seçeme görevi halkın kendisine aittir. Dolayısıyla halk seçtiği idarecilerin icraatlarına bir noktada ortak olmaktadır.
 

Ülkede yaşanan olumsuzlukların ve sorunların kaynağı bir noktada akılsız ve bilgisiz idarecilerdir. Bilgi yanında tecrübe ve akıl da iyi idareciliğin önemli vasıflarındandır. Bir ülke varlık içinde yokluk çekiyorsa, kaynaklarını akıllıca değerlendiremiyorsa, insan kaynaklarını güzel bir şekilde yönetemiyorsa bunun sorumlusu kesinlikle yöneticilerdir.

Osmanlı devleti resmî kayıtlarda “Devlet-i Âliye” yani “Yüce Devlet” olarak tanımlanmaktadır. Osmanlı devletine bu vasfı kazandıran şey devletin otoriter vasfından çok adaleti ve azametidir. Cumhuriyetle birlikte bu vasıf “Türk Milletine” geçmiştir. Bu yeni dönemde de devleti sevk ve idare eden, cumhuriyeti idare edecek yöneticileri seçen bu aziz ve yüce millettir.

Devletin amacı millet olunca, milleti merkeze alan bir idari anlayış ve millete hizmet etme düşüncesi doğru bir düşüncedir. Bu düşünce yüce Türk milletinin kuruluş felsefesinde mevcuttur. Şeyh Edibali’nin Osman Gaziye en önemli nasihati “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” sözüdür. Bu söz asrımızın maneviyat ve fikir önderi ve rehberi olan Bediüzzaman’da “Kimin himmeti milleti ise o tek başına bir millettir” şeklinde ifadesini bulur.

“Meclis-i Mebusanın” dağılması ve padişahın İngilizler tarafından esir edilmesi ve vatanın dört bir tarafının işgal edilmesinden sonra işin kendisine düştüğünü gören bu aziz ve yüce millet her tarafta “Mülkî, Dinî ve Askerî Erkânı” harekete geçirmiş ve her yerde kongreler yaparak Kurtuluş Savaşını başlatmıştı. Mesela “Urfa’nın düşman İşgalinden Kurtulması 11 Nisan 1920’dir. Yani 23 Nisan 1920’ TBMM’nin açılışından 12 gün öncedir. Afyon’un kurtuluşu 28 Mart 1920’dir. Bingöl, Bitlis, Ağrı ve ilçeleri 1917’de Ruslardan, Erzincan, Erzurum, Giresun, Gümüşhane ve Hakkâri 1918’de Ruslardan, Kahramanmaraş 12 Şubat 1920’de İngiliz ve Fransızlardan kurtarılmıştı. TBMM’nin açılmasından sonra ise bütün ülkede büyük bir mücadele başlamış ve düşman nihayet 1922’de tamamen ülkemizden çıkarılmıştır.

Milleti millet yapan manevi değerlerdir. Bunların başında “Din duygusu” gelir. Kurtuluş Savaşı’nın da en büyük gücü bu duygu olmuştur. Millet sınırları çizilmiş bir coğrafyada oturur; ama onu millet yapan, ayakta tutan ve yücelten din ve maneviyattır. Millet şuuru ve morali ancak din ile sağlanabilir.

Millet ayrı dili ve kültürü olan insanları bir araya getiren ve kaynaştıran bir kavramdır. Aynı inanç ve ideal etrafında bir araya gelen topluluğu ifade eder. Bu toplulukta inananlar inançları gereği birlik sağlarlar, aynı inancı paylaşmayanlar da “İnsanlık” ortak değerleri etrafında bir araya gelirler. Bunu sağlayacak olan da sözleşmeler ve bunun ifadesi olan “Anayasa”lardır. Bu bakımdan “Anayasal Vatandaşlık” konusu önem arz etmektedir.

Günümüzde bilgi problemi yoktur. Çünkü insanlık bilgi kaynaklarına olabildiğince yakınlaşmış ve her yerden bilgiye ulaşmak kolaylaşmıştır. Doğru bilgiyi seçmek de insanların akıllarına kalmıştır. Her akıllı insan doğru bilgiyi yanlış bilgiden ayırabilecek akıl ve idrake sahiptir. Problem olarak önümüzde bilgiyi ve kaynakları akıllıca kullanmak kalmıştır. Bunu yapacak ve millete bu konuda rehberlik yapacak liderlere ihtiyaç vardır. Kendisinin ve çevresinin faydasını ve menfaatini düşünen liderlerin bunu yapması elbette mümkün değildir.

Topluma liderlik edecek olanların menfaat düşüncesi ve gelecek kaygısı olmamalıdır. Bu konuda en güzel rehber ve önder peygamberimizdir. (sav) peygamberimizin (sav) “Ümmetî… Ümmetî!..” Yani “Ya Rabbi, ümmetimi isterim” diyerek her şeyini ümmetinin dünya ve ahreti için feda etme konusundaki fedakârlığını anlamayan ve kendisine rehber yapmayanın topluma ve millete liderlik yapması elbette mümkün değildir.

Yüce Türk milleti asırlarca kendisinse liderlik eden ve hiçbir menfaat kaygısı taşımayan liderlerle zaferler kazanmış, maddi ve manevi olarak gelişme kaydetmiştir. Günümüzün ekonomik ve ahlâkî buhranından kurtulması da yine şanlı mazisindeki gibi değerli peygamberin insanlığa liderliğini örnek alan liderlerle olacaktır.


Etiketler:  Millet Devlet Osmanlı Adalet TBMM Osman Gazi Şeyh Edibali Din Duygusu
 
< Önceki   Sonraki >
ADALET
DEVLET
OSMANLı
TBMM
OSMAN GAZI
ŞEYH EDIBALI
MILLET