| Siyasal İslamın Zaferi |
|
|
|
| Cumartesi, 25 Eylül 2010 | |
|
“Referandum Türkiye’nin yüzünü değiştiren siyasi bir depremdi. Bugünün, halka söz söyleme fırsatı vermesi açısından demokrasinin zaferi olduğu doğru. Türkiye’yi gerçek rayına oturtmakta başarılı olan İslamcı AKP için de bir zafer. Fakat bazılarının terörle eş anlamlı kılmaya çalıştığı siyasal İslam için de bir zafer. Ayrıca ordunun aşırılıkçı laikliğinin özgürlüklerden mahrum ettiği ve tercihlerini altüst ettiği Müslüman Türk halkı için de bir zafer. Ayrıca Türklerin aradığı adalet, özgürlük ve eşitlik gibi değerlerin de zaferiydi.” İslam dünyasında Siyasal İslam “Cihad Şuuru” ile hareket eden ve iktidarı silahlı eylemlerle devirmeyi amaçlayan konumundan vazgeçmiş gözükmektedir. Demokrasi içinde demokrasiyi kullanarak iktidara gelme ve amaçlarını gerçekleştirme şekline dönüşmüştür. Artık “Demokrasi küfür değil, bir araçtır.” Onu en iyi şekilde kullanan ise MSP ile başlayan ve AKP ile devam eden siyasi bir süreçtir. AKP’nin başarısını bu nedenle İslam dünyası hayranlıkla izlemektedir. Siyasal İslam siyaseti, devleti idareyi esas alan ve iktidara gelmek için çalışan siyasi bir yaklaşımdır. Siyasette amaç iktidar olmak olduğu için iktidara gelmek için her şey meşrudur. Dini ve ahlaki değerler basamak olarak kullanılır. Siyasal İslamın bu zaafından yararlanmak isteyen dış güçler ve bilhassa dünyayı idare etmeyi amaçlayan ABD bu zaaftan istifade edeceği açıktır. İşte “Ilımlı İslam Projesi” budur. ABD bu projesi ile “Radikal İslam” karşısında ehven-i şer olarak “Ilımlı ve Siyasal İslam” tezini ortaya atmış ve bu tezi ile gerek İslam dünyasında, gerekse dini cemaat ve tarikatlarda büyük destek ve sempati toplamıştır. ABD bu nedenle “Siyasal Ilımlı İslam” tezinin gereği olarak dini cemaat liderlerini ülkesinde krallar gibi misafir etmekte ve bunlarla İslam dünyasını kontrol etmektedir. ABD’nin bu tavrı İslam’a olan sevgi ve sempatisinden değil, kendi çıkarlarının gereğidir. Hatta bu tezi gereği Hüseyin Barak Obama gibi hem Zencilere hem İslam’a yakın bir lideri devlet başkanı yaparak gerek Zencilerden gerekse İslam dünyasından büyük bir sevgi ve sempati topladığı bir gerçektir. 2001 yılında yazmış olduğum “Cumhuriyetin Manevi Temelleri” isimli kitabımda “Siyasal İslam” konusunu ele almış ve şöyle demiştim. “Dinin siyasallaşması dine zarar veren bir gelişmedir. Tarihte Müslümanlar ve bilhassa ‘din alimleri’ dini siyasetten uzak tutarak birliği, dayanışmayı camilerde ve vaizlerin, din bilginlerinin sözlerinde aramışlardır. Din önderleri olan mücedditler ve müçtehitler Müslümanları siyasi çekişmelerden uzak tutmaya çalışmışlardır. Bediüzzaman bu gerçeği ‘Şeytandan ve siyasetten Allah’a sığınırım’ şeklinde formüle etmiştir. Dinin siyasallaşması veya “siyasal İslam” düşüncesi hem dini gelişmenin ve din eğitiminin, hem de dindar demokratik cumhuriyetin önündeki engellerden birisidir.” (M. Ali KAYA, Cumhuriyetin Manevi Temelleri, 2001, s.260) Aradan geçen on sene içinde “Siyasal İslam” ABD’nin de desteği ile büyük bir gelişme kaydederek AKP ile zafere ulaşmış gözükmektedir. Peki bu gelime dine, dini hayata ve din eğitimine faydası var mıdır? Bilakis dini hayatın aşınmasına ve din eğitiminin sadece dünyevi çıkarlar için yürütülmesine ve içinin boşalmasına katkı sağlamıştır. Bu ise din adına büyük bir hezimettir. Ve bir süre daha bunun böyle olacağı görülmektedir. Ama ne var ki, aklı uyutan zafer sarhoşluğu ile gerçekleri görmek mümkün değildir. Bu gün her konuda olduğu gibi AKP her ne kadar bu fikrimizi reddetse de ve reddetmeye çalışarak bizi yalanlasa da “siyasal İslamın temsilcisi olduğu” ve başarısının “siyasal İslamın zaferi” olduğu gerçeğini değiştirmeyecek bilakis güçlendirecektir. İşte bu nedenledir ki Sosyolog Prof. Şerif Mardin’in Erdoğan’ın AKP’sinin Menderes’in DP’sine asla uyuşmadığını ve yerini alamayacağını söyleyerek köklerine dikkat çekmiştir. Böylece gerçeğe uygun bir tahlil yapmıştır. Siyasal bilimci, Fransız hukuk ve Anayasa hukuk uzmanı Maurice Duverger “siyasal partiler kökenlerine bağlıdır” diyerek gerçeğe parmak basmış, Şerif Mardin de bunu pratik olarak dile getirmiştir. Bu nedenle Erdoğan’ın illüzyon ve ayak oyunları ile DP’nin mirasına konma çabası havada kalmaktadır. Gerçekten de AKP’den daha demokrat görünen ve Liberal olan ANAP DP’nin mirasına konamamışken, AKP’nin bunu iddia etmesi dahi siyaseti bilenlerce gülünç olmaktadır. Etiketler: Siyasal İslam Radikal İslam Ilımlı İslam AKP Erdoğan DP Şerif Mardin Menderes Demokrasi Cihad Şuuru |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|