| Siyaset Nedir, Ne Değildir? |
|
|
|
| Çarşamba, 02 Şubat 2011 | |
|
M. Ali KAYA Devletimizin 1923 yılından itibaren yapılanması “devletçilik” esasına göre yapılandığı için taşınır taşınmaz mallar ve para dâhil her şeyin devlete bağlı olduğu bir ekonomik yapı oluşmuştur. Bu da insanları devletten her şeyi beklediği ve devletin de tüm ülke halkını çeşitli şekillerde finanse ettiği bir model oluşmuştur. Bu nedenle hükümetler devleti yönetme yerine parayı yönetmeyi tercih ederek muhtaçları ve insanları baskı altına alarak istedikleri gibi yönetmeyi tercih etmektedirler. Ülkedeki taşınmazların % 30’unun ve paranın % 70’inin devletin elinde olması hükümetleri buna ister istemez yönlendirmektedir. Ekonominin devletin kontrolünde olması hükümetlere vergi toplayarak para dağıtmaktan başka yapacak iş bırakmamaktadır. Bu hem hükümetlerin işine gelmekte, hem de işin kolayına kaçarak halkı daha kolay şekilde kendisine bağımlı hale getirmektedir. İşte bu yapı sağlıklı bir siyasi yapı olmadığı gibi, hükümetlerin yaptığı bu kolaycı yönetim şekli de demokratik bir siyaset değildir. Olsa olsa demokrasiyi kullanarak krallıkla halkı yönetmenin ve halk üzerinde baskı kurmanın bir başka şeklidir. Siyaset, halkın çıkarına ve ülke yararına politika üretmek, kalkınma projeleri yapmak, bunları gerçekleştirmek ve bunun için iç ve dış kaynakları harekete geçirmektir. Toplumun farklı kesimlerini barış ve kardeşlik içinde yaşatmak, aralarındaki anlaşmazlıkları gidermek, çalışma hayatını düzenlemek ve toplumun huzurunu sağlamaktır. Toplumun gelişmesinin ve ekonomik kalkınmasının önündeki engelleri kaldırmak ve çalışanların şevklerini ve gayretlerini artırmak için gerekli imkânları sağlamaktır. Çalışma hayatının sosyolojik, psikolojik, fizikî engelleri ortadan kaldırmak ve çalışmaya yardımcı olmaktır. Partiler fikir, felsefe ve proje üretmek için vardır. Sorunları tespit etmek ve bunları ortadan kaldıracak çözüm paketleri ile iktidara ve idareye talip olurlar. Siyasi fikir üretmek, birliği ve dirliği sağlayacak çözüm önerileri ortaya koymak sadece partilerin işi değildir; herkesin işidir. Dolayısıyla fikir üretmek, icraatları desteklemek veya tenkit etmek siyaset yapmak anlamına da gelmez. Parti kurarak iktidara talip olmak fiilî olarak siyaset yapmaktır. Ancak siyasi fikir üretmek ve siyasi tercih belirtmek fiilî siyaset sayılmaz. Hakkı ve haklıyı müdafaa etmek, adalete yardımcı olmak dini bir vazifedir. Taraftarlık ve ayrımcılık yapmadan bu vazifenin gereğini yapmak fiilî siyaset sayılmaz. Hak ve haksızlık ortasında bî-taraf olmak haksıza yardım sayılır. Hak ve haksızlık karşısında bî-taraf, yani tarafsız kalmak, şıkk-ı muhâlifi, yani haksızlığı müdafaa etmek ve haksızlık yanında yer almak anlamına gelir. Siyaset insanlara çözüm üretmek için yol göstermektir. Bu nedenle “Âzamü’ş-şerden” kurtulmak için ehven-i şerri tercih etmek ve siyasi tercihini bu şekilde yapmak da doğru siyasettir. Günümüz siyaseti dört fikir temeli üzerine bina edilmiş olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Bu dört temel dini siyasete alet etmek, siyaseti dinsizliğe alet etmek, ırkçı ve değerler üzerinden siyaset yapmak ve demokratik mücadele yoluyla hak ve hürriyetleri teminat altına almaktır. Bu temelleme içinde “demokratik mücadele” toplumda adaleti sağlama bakımından “ehven-i şer” sayılır. Zira toplumda ahlakın bozulmasından dolayı demokratik mücadele adalet-i izafiye sayılır. Bu nedenle ehven-i şerdir. Adalet-i mahza için toplumun yüzde yetmişinin adil olma ve adalete yardımcı olma şartı vardır. Demokratik mücadele “Ehven-i şer” olunca diğerleri kaçınılmaz olarak “şer” tarafında kalmaktadır. Bediüzzaman Said Nursi hazretleri her dönemde siyasilere “ikaz” ve “yol gösterme” görevini yapmıştır. Siyasi meseleleri tahlil etmek, tercihin belirtmek ve siyasi meselelerde fikir üretmek siyaset olmadığı için “Siyasi Faaliyet” suçlaması ile mahkemeye çıkarılan Bediüzzaman beraat etmiş ve ürettiği fikirler siyasi faaliyet sayılmamıştır. Etiketler: Siyaset Siyaset Nedir Devlet Devletçilik Liyakat Siyasi Parti Sanat Beceri Proje Partiler Hak ve Haksızlık |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|