Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Siyaset arrow SİYASETİ DİNE DOST YAPMAK
Advertisement
SİYASETİ DİNE DOST YAPMAK PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 05 Mart 2008
M. Ali KAYA

Dünyeviler Bediüzzaman'a dediler:

Dinsizliği görmüyor musun, meydan alıyor. Din namına meydana çıkmak lazımdır.

Bediüzzaman cevap verdi:

—Evet lazımdır. Fakat bu çıkış dünyevî kaygılarla ve iktidar mücadelesi namına değil, kesinlikle İslamiyet aşkı ve sadece din gayreti ile olmalıdır. Eğer çıkış sebebi siyasi tarafgirlik hesabına ve dünyevî kaygılar ile olursa tehlikelidir. Dini koruma amacı ile çıkılmış olsa hata da etse affedilir; ama siyasi tarafgirlik ve dünyevi amaçlarla çıkılmış olsa isabet de etmiş olsa mesul olur.


Denildi:

Siyasi kaygılar ve tarafgirlik hesabına çıktığını nasıl anlarız?

Bediüzzaman cevap verdi:

Kim fasık siyasetdaşını mütedeyyin, dindar muhalifine su-i zan bahaneleri ile tercih ederse onun çıkış sebebi din için değil, siyasi amaçlar içindir. Din umumun malıdır. Hiç kimse tekeline alamaz. Şayet biri umuma ait olan dini inhisar zihniyeti ile kendi taraftarlarına has gösterirse, muhaliflerini din dışına itmiş ve dine muarız hale getirmiş olur. Böylece muhaliflerinde dine aleyhtarlık meyli uyandırır. Bu da büyük bir ekseriyetin nazarında dini değerinin düşmesine ve dine karşı çıkmalarına sebep olur. Bu durum da tarafgirliği netice verir. Bunun için din adına siyasete girmek yanlış ve tehlikelidir.

Konumuzu anlamanız için bir misalle anlatalım. Kavga eden iki kişiden biri zayıf olduğunu ve düşeceğini anlayınca elinde olan mukaddes Kur’an-ı Kerimi güçlü birine vererek korumasını istemesi gerekir. Ta ki kendisi ile beraber çamura düşmesin. Böyle yapan Kur’ana muhabbetini ve sevgisini göstermiş, Kur’anı Allah için, Kur’an olduğu için sevmiş olur. Eğer bu adam Kur’anı güçlünün karşına çıkararak kendine siper eder ve Kur’anın arkasına sığınmaya çalışırsa bu Kur’anı nefsi için, kendi çıkarı için sevmiş olur. Bu durum da güçlü rakibini daha fazla öfkelendirir. Sonuçta Kur’anı güçlü bir koruyucudan mahrum ederek kendisi ile beraber çamura düşmesine sebep olur.

İnsanları dine meylettirmek, dinin emirlerine uymalarını sağlamak, dini görevleri hatırlatmak şeklindedir. Dine hizmet “tebliğ” tarzında olur. Yoksa ‘dinsizsiniz!’ şeklinde hücum etmek, onları tecavüze sevk eder. Bunun için memleket dahilinde din menfi şekilde kullanılamaz. 30 sene halife olan Sultan Abdülhamit’in uyguladığı baskıcı politikaların halife olması dikkate alınarak dine mal edilmesi ile şeraite gelen tecavüzü gördünüz. Acaba din adına meydana çıkanların yanlışlarından ve menfi siyasetçilerin fetvalarından kimlerin faydalanacağını düşünün. Bence İslam’ın en şedit hasmı olanlar ve parçalamak amacı ile hançerini Müslümanların ciğerine sokanlardır.”

“Sünuhat” tan Bediüzzaman’ın kısmen sadeleştirerek ve açıklayarak özet olarak verdiğimiz ifadeler bunlar. Günümüze ne derece baktığı malum. Ders alınmadığı ve Bediüzzaman’a kulak verilmediği için düştüğümüz durum gerçekten içler acısı.

Nur talebelerinin Bediüzzaman’dan aldıkları dersin gereği olarak Demokratları dini korumaya davet ederek destek vermelerindeki inceliği anlamak gerekir. Kur’anı sevmenin gereği Kur’anı güçlü bir koruyucuya emanet etmek, Demokratların dine dost olmalarından geçer. Çünkü Demokrasi dünyanın yükselen değeridir.


Etiketler:  Bediüzzaman Dinsizlik Siyasi Tarafgirlik Dine Hizmet Tebliğ Nur Talebeleri Demokrat
 
< Önceki   Sonraki >
BEDIüZZAMAN
NUR TALEBELERI
TEBLIğ
DEMOKRAT
SIYASI TARAFGIRLIK