| SİYASETTE DOĞRU TERCİH |
|
|
|
| Cumartesi, 09 Şubat 2008 | |
|
M. Ali KAYA
İnsanlar siy
asetle idare edilirler. Devlet de siyasetle yönetilir. Siyaset ülkeyi adalet ve hakkaniyetle yönetmek ve insanların hak ve hürriyetlerini korumak için gereklidir. Menfaat elde etmek, makam ve mevki kazanmak, halka baskı yapmak ve tepeden bakmak için siyasete girmek tehlikelidir; haksızlık ve zulümle sonuçlanır.Bediüzzaman asrın müceddidi olarak insanları her bakımdan sahil-i selâmete erdirecek çareleri Kur’andan ders alıp insanlara anlatmakla görevli olduğu için siyasetteki istikametli ve muktesit mesleği göstermek de vazifesidir. Bunun için siyasetin ilmini yapmıştır.
Halkın siyasete katılımı ve idarede söz sahibi olmasının yolu Meşrutiyetle açılmıştır. Bu da toplumun geniş kesimlerinin siyasete ilgisi artmıştır. Bundan dolayı da her düşünce ve fikir akımı kendilerini siyasi partilerle ifade etmeye başladılar. Böylece siyaset ideolojilerin odağı haline geldi. Kaflar karıştı. Doğru ile yanlış ayırt edilemez oldu. Bu durumda halkı doğru siyasi tercih konusunda bilgilendirmek önem kazandı. Bediüzzaman burada devreye girerek halkın doğru siyasi tercihinin nasıl olması gerektiğini Kur’andan ders alarak mü’minlere anlatmaya başladı. Bu fiilî siyasete girmek şeklinde değil yol gösterme, ikaz ve irşat etme şeklindedir. Meşrutiyet yıllarında Hürriyet ve Meşrutiyetin mahiyet ve anlamını halka ders vermek gerekiyordu. Bediüzzaman bunu yaptı. Kur’an-ı Kerimin insanlığa getirdiği hürriyet ve meşveret esaslarını ders verdi. “Şeriat âleme gelmiş ki, her nevi istibdadı ve tahakkümü mahvetsin” dedi. Peygamberimizin (sav) “Kavmin efendisi ona hizmet edendir” hadisini ele alarak “Memuriyet bu hadise göre halka hizmet vasıtasıdır, tahakküm ve tagallüp makamı değildir. Hürriyet-i Vicdan ve Demokratlık İslam’ın bu kanun-u esasisine dayanabilir” dedi. Gerçek hürriyetin ne nefsine ve ne de başkasına zarar vermemek ve herkesin meşru hareketlerinde şahane serbest olduğunu” vurguladı. İnsanların hür olmalarının ancak Allah’a kul olmakla mümkün olduğunu belirtti. Bediüzzaman yukarıdaki gerekçelerden dolayı siyasi hayatta meşrutiyeti, hürriyeti ve hizmeti esas alan siyasi yaklaşımı desteklemiş, diğer siyasileri de bu manada hizmet etmeye ve siyaset yapmaya çağırmıştır. Siyasi hayatta hürriyetçiliği esas almış ve daima “Ahrar” çizgisini takip etmiştir. Daha sonraki hayatta ise Ahrar çizgisini takip eden Demokratlara destek olmuş ve inananları da demokratlara destek olmaya davet etmiştir. Bediüzzaman sadece fikir vermekle kalmamış bir aksiyon ve hayat adamı olarak fiilen de bunu ispat etmiştir. Hatalarından dolayı da dindar insanlar tarafından tenkide uğrayarak ve yeni dini hayatı referans alan partilerin kurularak ‘Demokrat Parti’sinin yıpratılma sürecine girdiği 1957 seçimlerinde bizzat sandık başına giderek ve oyunu herkese göstererek kullanmıştır. Buradan siyasi tercihin siyasilerin hatalarına göre değil, doğru siyasi tercihe göre yapılması gerektiğini ders almaktayız. Siyasilerin hatları şahıslarını ilgilendirir; ama siyasi tercih hatası tüm ülkeyi ilgilendirir. Bediüzzaman tercihini siyasilerin hatalarına göre değil, siyasi tercihin doğru yapılması noktasına dikkatlerimizi çekmiştir. Bediüzzaman’ın siyasi tercihi şahıs odaklı değil, fikir odaklıdır. Bediüzzaman siyasetçilerin yanlışlarına “Ehven-i Şer” diye bakarken siyasi tercih hatasını “Azam-ı Şer” olarak görür. Bu hususlar “Siyaset Bilimi” açısından incelenmeye değer. Sonuç olarak siyasette tercihimizi siyasetçilerin yanlışlarına göre değil, siyasi çizginin doğruluğu bağlamında yaptığımız zaman ülkemizin önü açılmış olur. Bilinçli doğru siyasi tercih Bediüzzaman’ın takip ettiği bu çizgidedir. Bakış Açısı/ Yeni Asya/ 09.02.2008
Etiketler: Siyaset Siyasette Doğru Tercih Devlet Şeriat İstibdad Tahakküm İstikamet |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|