Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Siyaset arrow SORUMLULUK DUYGUSU
Advertisement
SORUMLULUK DUYGUSU PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 14 Şubat 2008
M. Ali KAYA
Öncelikli olarak insanlar sorumluluk duygusuna sahip olmalıdırlar. Sorumluluk taşımak insana has bir özelliktir. “Bana ne” “Bu benden öncekilerin kusuru” gibi söylemler ile sorumluluğu üzerinden atmak sorumluluk duygusuna sahip olmamak demektir.

Kişikerin kendilerini yaşadıkları toplumdan soyutlamaya çalışarak “sorumluluğu kendileinden atmaya çalışmaları” ve kendilerini temize çıkarmaya çalışmaları sorumsuzluk örneğidir. Siyasette ve bürokraside bunun pek çok örneklerini bulmak mümkündür.

Siyaset her şeyden önce sorumluluk bilincini gerektirir. Yaşadığımız topluma sahiplenme, problemlerine çözüm üretmeye çalışma düşüncesi taşımayanların siyaset yapmaları tehlikelidir.
Gerçekçi bir yaklaşımla bakıldığı zaman her ne kadar kurumsal bir yapıya sahip olan yapılanmalarda bile insanların kurumlarla değil, o kurumu temsil edenlerle yüz yüze olduklarını görürüz. Kurumsal yapı içinde insanlara hizmet etmek amacı ile iş başına gelenlerin bu durumu gözardı etmemeleri gerekir.

Toplumsal sorumluluk çok ağır bir iştir; bir bilinç işidir. İdeolojik yaklaşımlarda bu bilinç daha kolay kazanılmkla beraber “bizden olanlar” ve “bizden olmayanlar” ayırımını körüklediği için de amacına tam olarak hizmet etmemektedir. Halbuki topluma hizmet etmek durumunda olanların tarafsız olması ve ihtiyaç sahiplerine ayırım gözetmeden hizmet etmesi adil bir yaklaşımdır. Toplumun problemlerine bir bütün olarak yaklaşmak ve var olan problemleri bu bütünlük içinde görerek sahiplenerek çözüm üretmeye çalışmak sorumlu idarecilerin görevidir.

Toplumda yaşayan insanların sorumluluk mevkiine geldikleri ve herhangi bir kurumda görev aldıkları zaman insanları birey olarak görüp, insana hizmeti esas almaları adil olmalarının gereğidir. İhtiyaç sahiplerini ayırım gözetmeden hizmet etmenin yolu her şeyden önce “insana hizmeti” esas almaktan geçmektedir. Belirli bir insan tipine değil, toplumda var olan insana hizmet etmek adaletin de vazgeçilmez temel prensibidir.

Hakkı savunmak kendi hakkını savunmak değil; ötekinin hakkını savunabilmektir. Kendi hakından feragat edebilmek fedakarlık, başkasının hakkını savunabilmek ise hakperestlik ve adalettir. Başkası bir insan olarak seninle eşittir ve başkası da senin gibi hak sahibidir. Öyle ise başkalarının haklarını savunarak onları hayatımıza katarak hayatımızı zenginleştirebildiğimiz ölçüde topluma hizmet edebiliriz.

Yaşadığımız topluma sahip çıkmanın yolu budur. Bu yapışabildiği zaman problemlerin çoğu çözüme kavuşmuş olacaktır. Hürriyet kendi hürriyetimiz için çalışmakla kazanılmaz; başkalarının hür olmaları için çalışmakla sağlanabilir. Çözümü burada aramazsak her zaman çözüm aramakla zamanımızı öldürürüz.
 

Etiketler:  Sorumluluk Duygusu Sorumluluk Hakkı Anlatmak Hakkı Savunmak Ötekinin Hakkı
 
< Önceki   Sonraki >

Asırların Rehberleri: Mücedditler

Hz. İsa ve Günümüz İsevileri

CİHAD

Din, Akıl ve İslam

CUMHURİYETİN MANEVİ TEMELLERİ