| YÖNETİCİLER VE YÖNETİLENLER |
|
|
|
| Çarşamba, 30 Ocak 2008 | |
M. Ali KAYAPeygamberimiz (sav) bir sahabelerine şöyle buyurdu: “İsrailoğullarını peygamberler yönetirdi. Bir peygamber vefat edince yerine bir başka peygamber geçerdi. Peygamberimiz (sav) son peygamber olduğu için daha peygamber gelmeyecek, onların yerine halifeler gelecektir.”
Bu bilgiyi alan sahabeler peygamberimize (sav) sordular. “Haliflere karşı görevlerimiz nelerdir?” Peygamberimiz (sav) şöyle cevap verdi: “Halifelere başa geçiş sırasına göre biat edin. Sonra onlara karşı görevlerinizi yaparak itaat edin. Onlar size karşı görevlerini yapmazlarsa Allah’tan yardım etmesini isteyin. Çünkü onlar size karşı görevlerini yapıp yapmadıkları konusunda Allah’a hesap vereceklerdir. Cenab-ı Hak onlardan soracaktır.” Yöneticilerde insaf ve merhamet aranır. Peygamberimiz (sav) “Yöneticilerin en kötüsü insafsız ve katı kalpli olanlardır” buyurmuşlardır. İyi idarecilerin halkla münasebeti büyüklerine karşı merhamet ve küçüklere karşı şefkattir. Bir diğer husus da halka hizmet etmesidir. Peygamberimiz (sav) bunu da “Allah Teâlâ bir kimseyi müslümanların başına idareci yapar, o da halkın işlerinin bitirilmesine, ihtiyaç ve sıkıntılarının giderilmesine engel olmaya kalkarsa, kıyamet gününde Allah Teâlâ da onun işlerinin bitirilmesine, ihtiyaç ve sıkıntılarının giderilmesine engel olur” hadisi ile ifade etmiştir. ** Sahabeler peygamberimize her şeyi sordukları gibi idareciler ile ilgili hususları da sormuşlardır. Seleme b. Yezîd el-Cufî Resulullah’a (sav) gelerek “Ey Allah’ın Nebisi! Başımıza haklarını bizden isteyen ve bizim hakkımızı vermeyen idareciler tayin edilirse ne yapmamızı emredersin?” şeklinde bir soru sordu. Peygamberimiz (sav) de ona cevaben şöyle buyurdu: “Onların sözlerini dinleyerek itaat edin. Onlar kendi yapmaları gereken hususlardan, sizler de sizin yapmanız gereken hususlardan sorumlusunuz.” Herkes kendi sorumluluğunun gereği ne ise onu yapmakla yükümlüdür. Görevini ihmal eden elbette bunun sonuçlarına katlanmak durumundadır. İdareci emri altındakilere adil davranmalı; astlar da üstlerine itaat etmelidirler. İdarecilerin haksızlık yapmaları zulüm, görevlerini ihmal etmeleri de haksızlıktır. Nitekim peygamberimiz (sav) “Benden sonra adam kayırma olayları ve görmediğiniz haksız muamelelerle karşılaşacaksınız” buyurdular. Bunun üzerine sahabeler, “Bu durumda ne yapmamızı emredersiniz?” diye sorduklarında da cevaben: “Yapmanız gereken görevleri yaparsınız, hakkınız olan şeyin de size verilmesini Allah’tan istersiniz” buyurdular. ** İdareci ve amirlerin haksız emirleri yapılmasa bile kendilerine itaat edilmeli ve isyan edilmemelidir. Yapılacak en uygun şey “Pasif direniş” denilen haksız ve Allah’a isyana götürecek olan emri yerine getirmemek ve sonucuna da katlanmaktır. Nitekim peygamberimiz (sav) “Bana itaat Allah’a itaattir; bana karşı isyan da Allah’a karşı isyandır. Aynı şekilde benden sonra da devlet başkanına itaat bana itaat ve isyan da yine bana karşı isyan etmek demektir” buyurarak toplumda asayişi korumak ve fitnelere alet olarak haksızlık ve zulümlere sebep olmamak için idarecilere itaatin önemini anlatmıştır. ** Devlet başkanından hoşlanılmayan hal ve davranışlar, emir ve tavsiyeler görüldüğü ve işitildiği zaman nasıl tavır alınılacağı da yine peygamberimiz (sav) tarafından bizlere bildirilmiştir. Peygamberimiz (sav) bir hadis-i şeriflerinde “Devlet yöneticisinden hoşa gitmeyen bir şey gören kimse sabretsin. Zira kim devlet başkanına itaatten bir karış dışarı çıkarsa, câhiliye devrinde ölmüş gibi olur” buyurmuşlardır. Kur’an-ı Kerimde ve hadislerde geçen “Cahiliye” ifadesi bir nevi başıboşluk, anarşi ve fitne anlamındadır. Zira cahiliye döneminde bir otorite ve sosyal düzen yoktu. Güçlü olan haklı ve kuvvetli idi. Sosyal bir düzen kurulmamış ve içtimai hayat da tam teşekkül etmemişti. Ahlaksızlık ve zulüm yaygındı. Toplumda anarşi ve kargaşa hâkimdi. İslamiyet bir sosyal düzen ve medeni bir hayat kurdu. Bu sosyal düzen ile adaleti sağladı. Asayişi ihlal edeni de hukuku ihlal etmek ve düzeni bozmak suçundan dolayı kurumlar aracılığı ile cezalandırma sistemini kurdu. Bunun için “Cahiliye” ifadesi bir nevi geri dönüşü, anarşiyi ve irticayı çağrıştırmaktadır. Cahiliye ölümü de “Anarşist ve Terörist” ölümü gibi anlaşılmaktadır. Bir kısım ulemanın buna “Küfür üzere ölmesi” demesinin sebebi de budur. Bütün bu sebeplerden dolayı asayişi ve kamu düzenini korumak dini bir görevdir. Bu da ancak devlet başkanına ve idarecilere itaat ile mümkündür. Bunun için peygamberimiz (sav) “Kim devlet başkanına ihanet ederse, Allah ona ihanetinin cezasını mutlaka verir” buyurarak itaatin önemi üzerinde durmuştur. Sonuç olarak İslamiyet cahiliye döneminin kanunsuz ve kuralsız güçlünün istibdada ve keyfî idaresine son vererek kurumsal bir istişari yapıya dayanan medenî ve adil idare sistemi getirmiştir. Bu sistemde herkesin idareye katılımı ve yöneticisini seçme hakkı vardır. Ancak bu yönetime itaat ve yardımcı olma gibi sorumluluğu beraberinde getirir. Kurumsal bir yapıda körü körüne itaat olmadığı gibi, seçilen idareciye bütün sorumluluğu yükleyerek yardımcı olmaktan kaçınma sorumsuzluğu da yoktur. Bilhassa seçilmiş idareciye zorluk çıkarmak ve başarısız olması için çalışmak fitne ve fesat sayılır, buna teşebbüs eden kimseler de çok büyük vebal altına girerler. Etiketler: Yönetenler Yönetilenler Peygamberimiz İsrailoğulları Peygamber Yönetici |
| < Önceki |
|---|