|
Soru: Cilbab Nedir?
Cevap:
Yüce Allah kadınların evlerinden çıktıkları zaman dış elbiselerini “Cilbab” denen dış elbiseyi üzerlerine almayı emretmektedir. Buna bazı bölgelerde “Ferâce” de denmektedir. Yüce Allah bunun hikmetini de “tanınmaları ve eza görmemeleri” olarak ifade eder. (Ahzab, 33:59)
Cilbab, bütün vücudu örten dış elbiseye verilen isimdir. Bu elbise çarşaf olduğu gibi, kendisini örten şal, ferâce, pardösü gibi dışarı çıkarken giyilen kıyafetlerdir. Bu konuda kadın herhangi bir kıyafet giymeye zorlanamaz, kendi istediği ve kendisine yakışan, örfün de kabul ettiği bir kıyafet olabilir. Fasıkların ve facirlerin bakışlarından ve kem gözlerinden, kötü niyetlilerin de nazarlarından korur. Yine cilbab Allah'ın emir ve rızasına uygun kadının tesettürünü sağlayarak onun iffetini ve şerefini koruduğu gibi, cehennem azabından da kendisini korur.
Asr-ı Saadet döneminde cariye ve köleler ile hür kadınların birbirlerinden ayrılmaları için belli bir kıyafet yani “cilbab” giymeleri emredilmiştir. Bu ayette geçen cilbab günümüz için de yine ayırıcı bir özelliğe sahiptir. Dış örtü kadını en azından kötü gözlerden ve kötü niyetlilerin bakışlarından korur.
Cilbabın amacı “setr-i avret” değildir. Bu zaten iç elbise ile sağlanmaktadır. Bütün müfessirlerin ittifakı ve peygamberimizden (sav) günümüze kadar Müslümanların tatbikatı ile evde giydiği setr-i avreti sağlayan elbisenin üzerine dışarı çıkarken giydiği ayrı bir başörtüsü ile bol bir dış elbisedir. Bu elbise kadının namus ve iffetini, onu her türlü eziyetten koruyarak ona bir saygınlık kazandırır.
Bütün bunlarla beraber sadece elbise örtünmeyi sağlamadığı gibi, iffet ve namusu da korumaz. Bunun için yüce Allah “Ey Âdemoğulları! Size çirkin yerlerinizi örtecek ve sizi güzelleştirecek olan elbiseleri rahmetimizle inzal ettik, indirdik. Bununla beraber “takva” elbisesi sizin için daha hayırlıdır. Bu da sizin düşünüp ibret almanız için Allah'ın ayetlerindendir” (Â’raf, 7:26) buyurarak takvanın, yani Allah korkusunun insanı daha çok koruduğuna ve iffeti muhafaza ettiğine dikkatimizi çekmiştir.
Yüce Allah kadınlara ayrıca “Vakarla evde oturmalarını, cahiliye çıkış gibi süslenerek evlerinden dışarı çıkmamalarını istemektedir.” (Ahzab, 33:33) Kadınların tertemiz ve iffetli bir hayat sürmelerinin buna bağlı olduğunu açıkça ifade etmektedir.
Evde vakarla oturmak: Namaz kılarak, ilmi meseleleri takip ederek, zekât vererek, Allah'a ve rasûlüne itaatkâr bir şekilde ki Allah ve resulüne itaatten amaç kocalarına itaat içinde bulunmalarıdır. Kadının süsü ahlakı, edep ve terbiyesidir. Eğlencesi evladıdır.
Teberrücü’l-câhiliye: Açık kıyafetlerle dışarı çıkmaktır. Başı, gerdanı ve bacakları açık bir şekilde evden dışarı çıkma câhiliye âdeti olarak yasaklanmıştır. Bu kıyafet erkeklerin dikkatini çeker ve kem gözlere sermaye olur. Böyle bir durum iffetli ve namuslu kadınlara asla yakışmaz. Değil ev kıyafeti, yatak kıyafeti ile dışarı çıkmak elbette kişinin takvasını, namus ve şerefini lekeler. Bunun için illa da zina etmesi gerekmez. Bütün İslam bilginlerinin ittifak ettiği husus bir kadının evinde olsun, evinden dışarı çıktığı zaman olsun eli ve yüzü dışında bütün vücudunu örtmesi, bu örtünün de vücut hatlarını belli etmeyecek genişlikte ve tenini göstermeyecek kalınlıkta olmasıdır.
Kıyafetin yakışacak ve kadını güzel gösterecek şekilde olması ayrı, cazip, yani çekici olması ayrıdır. İslam güzel olmasına karşı çıkmamakta, çekici olmasına karşı çıkmaktadır. Dikkat çekici olması yasaktır. Kadının çekici olmaması ve dikkat çekmemesi için evinden çıkarken koku sürünmesinin yasaklanmış olması bundan dolayıdır. Peygamberimiz (sav) “Koku sürünerek mescide giden bir kadının namazının kabul edilmeyeceğini haber vermiştir.” (Ebu Davud, Tereccül, 7; Tirmizi, Edeb, 35; Nesai, Ziynet, 35; Dârimî, İsti’zan, 18) Peygamberimiz (sav) cahiliye kadınları gibi açık ve süslü giyinen kadınların biatlarını kabul etmemiş, bu elbiselerinin üzerine cilbab örttükten sonra biatlarını almıştır. (Heysemi, Mecmâu’z-Zevâid, 6:42)
Ayrıca kadının giydiği elbise kadını erkeklerden ayırt edecek şekilde farklı olmalıdır. Başörtüsü ve cilbab bunu sağlamaktadır. Peygamberimiz (sav) “Erkeğe benzeyen kadına, kadına benzeyen erkeğe lânet etsin” buyurmuşlardır. (Buhari, Libas, 62; Ebu Davud, Edeb, 53; Tirmizi, Edeb, 34)
İslam ayrıca kıyafette gayr-i müslimlerin özel elbiselerini giymeyi de yasaklamıştır. Nitekim peygamberimiz (sav) “Kim hangi millete benzerse ondandır” (Ebu Davud, Libas, 4) buyurmuştur. Bu özel elbiseler ise hırıstiyanların zünnarı ve küfür alameti olarak kabul edilen serpuştur. Alamet ve ayırıcı özelliği olmayan kıyafetlerin giyilmesinde bir mahzur yoktur.
Bütün bunları neden ve kim için anlatıyoruz? İnsanları giyimlerinden ve kıyafetlerinden dolayı ayıplamaktan ve onları hafife almaktan Allah'a sığınırız. Amacımız inananların “Nasıl giyinelim ki Allah bizden razı olsun ve peygamberimizin (sav) memnuniyetini kazanalım?” diyenlere “Allah rızasını kazandıracak olan ve peygamberin sünnetine uygun bulunan” kıyafet şeklini tarif etmektir. Yoksa başkalarının kıyafetine karışmak değildir. Elbette isteyen istediği gibi giyinebilir. Bizim Allah’tan korkmayan ve Allah rızasını aramayana sözümüz yoktur.
Etiketler: Tesettür Cilbab Ferace Çarşaf Asr-ı Saadet Kadınlar Setr-i avret Takva Câhiliye Kadın Örtü |