Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Soru - Cevap arrow EZEL VE EBED NEDİR?
Advertisement
EZEL VE EBED NEDİR? PDF Yazdır E-posta
Pazar, 08 Haziran 2008

Soru:

Ezel ve Ebed nedir ve ne anlama gelir?

Cevap:
Ezel bir zaman şeridinin bir ucu, ebed de diğer ucu değildir.
Zaman şeridine takılmış olan biz aciz insanlara göre ezel bizden önceki zamandır. Ebed ise bizden sonraki zamandır. Hâlbuki zamanı yaratan ve zamanlar üstü olan Allah’ın katında ezel ve ebed bir anda hazırdır ve yüce Allah zamanın üzerinde olduğu için ezeli ve ebedi hazır olarak görür. Çünkü her şey onun huzurundadır. Hiçbir şey onun huzurundan hariç değildir. Bunun için yüce Allah ezeli ve ebedi bir anda görerek ona göre hükmeder.


Allame Bediüzzaman hazretleri bu hususu “Kader, ilm-i ezeliden olduğu için, ilm-i ezelî hadisin tabiriyle, manzara-i âlâdan, ezelden ebede kadar her şey, olmuş ve olacak birden tutar ihata eder, bir makam-ı âlâdadır” (Sözler, 2004, s. 748) demektedir.


Bu hususu şöyle bir misalle izah eder. “Senin elinde bir ayna bulunsa, sağ taraftaki mesafe mazi, sol taraf müstakbel farz edilse o ayine yalnız mukabilini tutar. Sonra ayineyi yukarıya kaldırdıkça iki tarafı birden tutar ayinesine alır. Ayine yükseğe çıktıkça o ayinenin görüş ufku ve dairesi genişlenir. Mazi ve müstakbeldeki olayları bir anda görür.” (Sözler, 757–758) Yani, üç araba farz ediyoruz İstanbul’a gidiyor. Biri Tokat’ta diğeri Bolu’da ve biri de İzmit’te olsa Bolu’dakine göre Tokat’taki mazi, İzmit’teki müstakbel olur. Ama Türkiye’yi gören bir mevkiden bakan biri için her üçü de bir anda görünür. Ona göre geçmiş ve gelecek bir andadır.


Yüce Allah’ın ezeli ilmine göre her şey bir anda nazarı-ı şuhudundadır. Geçmiş ve gelecek diye bir şey düşünülemez. Zaman mefhumu, zamana mahkûm olan fani varlıklar ve insanlar içindir.


Yüce Allah insanı yaratmıştır ve insan için de cenneti ve cehennemi yaratmıştır. Cennet ve cehennemin ehlini de cennette ve cehennemde yaratmıştır ve her ikisi de doludur ve şu anda da faal olarak çalışmaktadır. Ancak insanı bu ikisine de girebilecek istidat ve kabiliyette yaratmıştır. Peygamberimizin (sav) zamanında ilim gelişmediği ve ümmi bir kavme gönderildiği için peygamberimiz (sav) hadislerinde kader ile ilgili meseleleri “İrade- Hürriyet, İstidat ve kabiliyet” kelimeleri ile ifade etmemiştir. Ancak “cennetlik ve cehennemlik” kelimeleri ile ifade buyurmuşlardır. Çünkü o zamanın insanları ancak bunu anlayabilirlerdi. İstidat ve kabiliyet, hürriyet ve irade onlar için daha muğlâk kelimelerdi. Bu konudaki ilmî gelişmeler daha sonra ortaya çıkmıştır. Maturudi ve İmam-ı Gazali döneminde tartışmalar irade üzerinde olmuştur, ama henüz istidat ve kabiliyet ve hürriyet kavramları gelişmemişti. Bunun için hadisler ve ayetler buna göre yorumlanmıştır. Zamanımızda ise ilmin gelişmesi ile kader ile ilgili hususlar “irade, hürriyet, istidat ve kabiliyet” gibi terimlerle yapılarak daha da açıklığa kavuşmuştur. Bunun için Bediüzzaman kader ile ilgili meseleleri buna göre izah etmiş ve “Zaman geçtikçe Kur’an gençleşiyor, rumuzu tavazzuh ediyor” demiştir.



Etiketler:  ezel ebed kader irade hürriyet kabiliyet maturidi
 
< Önceki   Sonraki >
HüRRIYET
KABILIYET
KADER

EBED
EZEL