Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Soru - Cevap arrow Günahlarımızı Nasıl Affettirebiliriz?
Advertisement
Günahlarımızı Nasıl Affettirebiliriz? PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 07 Şubat 2008
Sual:
“Kulun hatasının sınırı ölçüsü var mıdır? Nereye kadar hata yapılabilir? Bu hatalardan arınmak için tövbenin haricinde daha başka yapacağımız hususlar nelerdir?”

Cevap:
“İnsan “Nisyan” dan alındığı için nisyana mübtelâdır. Nisyanın en kötüsü ise nefsin unutulmasıdır.”  Bunun için yüce Allah Kur’an-ı Kerimde “Allah’ı unutanlar gibi olmayın ki, Allah da onlara nefislerini unutturur da fasıklardan olursunuz”  buyurur. Yani insan ibadet, hayır ve hizmette kendini unutur da bir başkasının yapmasını bekler. Bir mükafat ve menfaat söz konusu olunca da hemen kendisi talip olur. Benim hakkım mıdır, değil midir, helal mıdır, haram mıdır düşünmez. Dünyada ebedi kalacakmış gibi düşünür, ölüm ve felaket olsa kendisine asla gelmeyecekmiş gibi davranır.

İnsan ilk olarak ezelî misakı unutmuştur. İnsanın bu misakı unutması da nisyandan dolayıdır. Kasıtlı değildir.  Bunun için insan kusurdan ve nisyandan hâlî değildir. Ancak bu zamanda farzları yapan ve kebireleri işlemeyenleri kurtulacağını Bediüzzaman müjdelemiştir.  Bu konuda ölçü farzları yapmak ve kebire denilen büyük günahlardan kesinlikle sakınmaktır.

Büyük günahları da Bediüzzaman “Her zamanın bir hükmü var” fehvasınca bu zamanda “Katl, zina, şarap, ukuk-u valideyn, kumar, yalan şahitlik ve dine zarar veren bid’atlara taraftar olmak”  olarak sıralar. Bu büyük günahlardan kesinlikle kaçmak gerekir. Bunun dışındaki günah ve hatalara gelince bunlardan kaçınmak mümkün olmayanı yüce Allah yapılan farz ibadetler ve nafileler ile affedeceğini Kur’an-ı kerimde şöyle belirtir. “Gündüzün iki yanında (akşam-sabah) ve gecenin gündüze yakın kısmında namaz kıl. Şüphesiz ki iyilikler ve haseneler, seyyiatı ve kötülükleri giderir. Bu, güzel düşünenler ve öğüt alacak olanlar için bir öğüttür.

Burada ölçü farzları yapmak ve büyük günahlardan kaçınmaktır. Peygamberimiz (sav) “Din kolaylıktır. Herkes bulunduğu ortamda yaptıklarından sorumludur. Fazla amel yapayım diyen sonunda mağlup olur. İstikametten ayrılmayın ve dengeyi koruyun”  buyurur.

Bunun dışında insan ne kadar hata işleyebilir denirse bunun cevabı “Cehennem ateşine dayanabildiğiniz kadar işleyebilirsin” demektir. İnsan dünyada kalacağı kadar dünyaya çalışmalı, ahirette kalacağı kadar ahiret için çalışmalıdır ve cehenneme dayanacağı kadar da günah işleyebilir. Zira hata ve unutma ile işlenen günahlar affa daha yakındır; ama kasıtlı işlenirse bunun sonucuna katlanarak işleniyor demektir. Dünyada amirlerimize karşı işlenen suçlar da böyle değil midir? Kasıtlı işlenen suçlar “Ben sonucuna katlanıyorum ve bunun için kasıtlı olarak bunu yapıyorum” demek değil midir?

Allah’a iman ne derece kuvvetli olursa insan o derece günah ve kusurdan kaçar. Allah’ı ne derece bilir ve tanırsa o derece Allah’ta korkar. Allah’ın mükafatı büyük ve sonsuz olduğu gibi, öfkesi, cehennemi ve azabı da çok büyüktür. Bunu bilmeyen elbette günahtan sakınmaz. Ama bilen nebiler, veliler en küçük kusurlardan bile çokça sakınırlar. Nitekim peygamberimiz (sav) “Yarım hurma sadaka vermek dahi olsa cehennem azabından kendinizi korumaya çalışın. Eğer onu da bulamazsanız hoş söz söyleyin”  buyurur. 

İnsanın hataya düşmemesi ve kusurlardan korunması için kendisini ilgilendirmeyen şeylerden kaçınması gerekir. Herkes kendi işini yapmalı, başkasının işine sorumluluğu dahilinde değilse karışmamalıdır. Peygamberimiz (sav) “Kişinin kendisini ilgilendirmeyen gereksiz şeyleri terk etmesi Müslümanlığının güzelliklerindendir”  buyurmuşlardır.

Affa mahzar olmanın birinci şartı günahı gizli işlemek ve bundan utanç duymaktır. Peygamberimiz (sav) “Herkesin gözü önünde günah işleyenler dışında ümmetimin bütün fertlerinin günahları affedilir”  buyurmuşlardır. Bununla beraber “Akıllı ve dirayetli kimse nefsine hakim olan ve ölümünden sonrası için çalışandır. Aciz ve ahmak ise nefsinin arzularına uyan ve sonra da Allah’tan af uman kimsedir.”

İkinci şartı da Allah’tan korkmak, günahı ve hatayı affettirme amacı ile iyilik yapmaya çalışma ve iyiliğe, ibadete devam etmektir. Peygamberimiz (sav) “Hangi halde bulunursan bulun Allah’tan kork! Yaptığın kötü bir işin arkasından bir iyilik yap ta ki onu yok etsin. İnsanlara güzel ahlak ile muamele et! İyilikle davran.”  “Allah’ın hoşuna giden amel, az da olsa devamlı olandır”  buyurmuşlardır.

Hataları affettiren hususlara gelince, bunları da peygamberimizin (sav) hadislerinden alarak maddeler halinde sıralayalım. 
1.    Anne Babaya iyilik yapmak: “Biri peygamberimize gelerek büyük bir günah işledim. Bunun tövbesi var mı?” diye sordu. Peygamberimiz sav “Annen var mı?” buyurdu. “Hayır!” diyince “Teyzen var mı?” dedi. “Evet!” diyince “Öyle ise ona itaat et ve iyilik yap” buyurdu.
2.    “Hataları ortadan kaldıran ve sizi yüksek derecelere ulaştıran şeyi size haber vereyim mi? Güçlüklere ve zorluklara rağmen  abdesti tam olarak almak, mescitlere devam etmek, bir namazı kıldıktan sonra diğer namazı beklemek, nefsi bir takım zevklerden alıkoyarak hak yoluna sevk eden şeyler bunlardır.
3.    Abdest günahlara kefarettir. Azalar yıkandıkça o azalar ile işlenen günahlar su ile beraber akıp gidecektir. Böylece kişi hatalardan arınır.
4.    Büyük günahlar dışında beş vakit namaz ve Cuma namazı günahlara kefarettir.
5.  “Allah’ın en çok hoşuna giden amel, vaktinde kılınan namaz, sonra anne-babaya iyilik yapmak, sonra Allah yolunda cihaddır.”
6.    İnsanın ailesi, malı, çocukları ve komşusu ile ilgili kusurlarına namaz, oruç, sadaka, iyiliği tavsiye etmek ve kötülükten sakındırma gibi, güzel amelleri kefaret olur.

 
< Önceki   Sonraki >

Asırların Rehberleri: Mücedditler

Hz. İsa ve Günümüz İsevileri

CİHAD

Din, Akıl ve İslam

CUMHURİYETİN MANEVİ TEMELLERİ