Yazılarım
Soru - Cevap
Hıristiyanlar, Sabiiler ve Yahudiler Cennete Girerler mi? | Hıristiyanlar, Sabiiler ve Yahudiler Cennete Girerler mi? |
|
|
|
| Çarşamba, 13 Şubat 2008 | |||||
Sayfa 1 Toplam: 3 Soru: Bakara Suresi 62. ayette “Şüphesiz iman eden müminler ile Yahudilerden, Hıristiyanlardan ve Sâbiîlerden Allah'a ve ahiret gününe hakkıyla inanıp sâlih amel işleyenler için Rableri katında mükâfatlar vardır. Onlar için herhangi bir korku yoktur. Onlar üzüntü çekmeyeceklerdir” buyrulmaktadır. Bu ayeti kerime günümüz gayrimuslimlerini de kapsar mı? Allah’a inanan herkes cennete gidebilecek mi?” Cevap: Bu âyet-i kerimeyi dört yönden ele almadan önce “Usul-ü Tefsire” dair dört hususu bilmek gerekir. Birincisi: Bediüzzaman’ın İşaratu’l-İ’caz tefsirinin başında vurguladığı gibi “Kur’an-ı Kerimin makasıd-ı asliyesi (temel amaçları) dörttür: Tevhid, Nübüvvet, Haşir ve İbadet ile Adalet.” Kur’an-ı Kerimin her ayeti ve ayetinin her cümlesi bu amaçlara yöneliktir. Bu ayette de bu dört amacı görmek mümkündür. İkincisi: Dinin temeli iki esasa dayanır. Birincisi Tevhid, yani bir olan Allah’ın her türlü şirkten müberra olduğuna inanmak. İkincisi, Allah’ın elçisine ve o elçinin Allah tarafından getirdiğini söylediği her şeyin doğru olduğuna inanmak ve o elçiye itaat etmek. Bunun için bir insanın imanı ancak “Lâ ilâhe İllallah Muhammed Resulullah” demekle makbul olur. Yoksa iman etmiş sayılmaz. Üçüncüsü: Kur’an-ı Kerimi bir bütün olarak ele almak gerekir. Her ayetin siyakı sibakı ile, önceki ve sonraki ayetlerle münasebeti ve bütün Kur’an içinde tüm ayetlere bakan birçok yönü olduğu gibi, ayetlerin her birinin bir bütünlük içinde anlamı vardır. İnsan vücudunda her hücrenin ve her azanın tüm beden ile beraberliği ve bir bütün olarak anlamı olduğu gibi. Dördüncüsü: Bir ayetin yorumunu yapmak için mutlaka nüzul sebebini iyi bilmek gerekir. Çünkü nazil olan ayetler bir sebebe binaen inzal edilmişlerdir. O sebep bilinmezse yorumu doğru yapılmış olmaz. Bunun için on iki ilmi bilmeyen Kur’ana yorum getiremez. Ancak ilmi ile amil ve islami ilimlere vakıf müfessirlerin tefsirlerine bakarak o ayeti anlamak gerekir. Bu temel esaslar çerçevesinde ayet-i kerimeyi ele alacak olursak; 1. Ayetin öncesine ve sonrasına baktığımız zaman yüce Allah’ın Bakara suresinin 40. ayetinden itibaren 75. ayetine kadar Yahudileri konu aldığı görülecektir. Yüce Allah Yahudilere verdiği nimetleri sayar, bunun karşılığı olarak onları imana ve peygambere itaate davet eder. 38. ayette yüce Allah Adem (as) ın neslinde gelenlere vadini şöyle dile getirir. “Benim tarafımdan size hidayet rehberi bir peygamber ve kitap geldiği zaman, kim benim gösterdiğim yola uyarsa onlar için korku ve hüzün yoktur” buyurur. Yüce Allah Kur’an-ı Kerimin başında, Bakara suresinin ilk beş ayetinde, imanı ve müminlerin vasıflarını anlatır. İmanı ve mümini tarif eder. Buna göre “Müminler görmedikleri halde Allah’a ve onun peygamberinin gaybdan haber verdiği her şeye inanır, namazını kılar, Allah’ın kendilerine verdiği rızıktan yoksullara infak eder. Kendilerine nazil olan kitaba ve kendilerinden öncekilere nazil olan kitaplara inanır, ahirete, öldükten sonra dirilmeye de kesinlikle inanırlar. İşte onlar Rablerinden hidayet üzerindedirler ve kurtuluşa erecek olanlar da onlardır.” İman budur ve bunun dışındaki bir iman makbul değildir. Yahudiler gelecek olan son peygambere inanacaklarına dair söz vermişlerdi. Yüce Allah onlara bu sözlerini hatırlatarak “Siz bu sözünüzde durun ki, ben de size olan sözümü yerine getirerek sizi mükafatlandırayım” buyurur. Halbuki Yahudiler Tevrat’ta vasıfları bulunan ve Mekke’de doğup Medine’ye hicret ederek gelecek olan ahir zaman peygamberine uymak ve bu sözü yerine getirmek için Medine’ye gelerek yerleştikleri ve ahir zaman peygamberini bekledikleri halde, o peygamber geldiği ve onları imana çağırdığı zaman inkar ederek öldürmek için her türlü fesadı çevirdiler. Su-i kast hazırladılar ve Mekke müşrikleri ile gizli anlaşmalara girdiler. Hatta “Müminlere ‘biz de inanıyoruz’ dedikleri halde, birbirlerine ‘Muhammed’in hak peygamber olduğuna dair Tevrat’ta geçen sırları Müslümanlara söyleyerek Rabbiniz katında aleyhinize delil olarak kullanmalarına fırsat vermeyin. Sizin aklınız yok mu?’ diyerek gerçekleri gizlemeye çalışıyorlardı. Bunun için yüce Allah müminlere şöyle buyurur: “Şimdi ey müminler, onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Halbuki onlarda öyle bir topluluk vardır ki, Allah’ın kelamını dinler, onun doğruluğuna iyice inandıktan sonra bile bile onu değiştirirler.” Bunun sebebini de bildiren yüce Allah “ Sen o Yahudileri hayata karşı insanların en hırslısı olarak bulursun. Onlar bu hususta müşriklerden daha hırslıdırlar. Onların her biri bin sene yaşamak ister. Halbuki ne kadar yaşasalar azaptan kurtulacak değillerdir. Allah onları hakkıyla görür” buyurur. Bu çerçevede ayete bakınca anlamı şöyle olur: “İman eden müminler ile Yahudilerden, Nasranilerden ve Sabilerden kim Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanır ve salih amel ile Allah’ı razı ederlerse Rableri katında mükafatları vardır ve onlar hiçbir korku ve üzüntü çekmeyeceklerdir.” |
|||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|