Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Soru - Cevap arrow İlham Nedir?
Advertisement
İlham Nedir? PDF Yazdır E-posta
Cuma, 01 Şubat 2008
        Soru:
        İlham nedir? 
        Cevap:      
        İlham Allah’ın kulunun kalbine fısıldamasıdır. Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde “Rabbimin sözlerini yazmak için bütün denizler mürekkep olsa, tüm ağaçlar da kalem olsa ona bir misli deniz daha ilave edilse o denizler biter, rabbimin sözleri bitmez” buyurur. (Kehf Suresi, 18:109) 
        Kelam-ı Ezeli, Allah’ın bir sıfatı olup ilim, kudret ve diğer sıfatlar gibi sonsuzdur ve hadsizdir. (Lem’alar, 2005, 619) Yalnız ferman-ı ilâhi olan mukaddes kitaplar ile sınırlı değildir. Böyle olsaydı yukarıdaki ayet anlamsız olurdu. Gerçekte “Bütün melâikelere ve insanlara, hatta hayvanlara gelen umum ilhamlar, bir nevi kelâm-ı ilâhîdir. Bu kelamın kelimâtı ayette ifade edildiği gibi hadsizdir, yazmakla bitmez. (Lem’alar, 622)
     Kur’an-ı Kerim, kelam-ı ilâhiyi “Vahy” olarak ifade eder. Bu mutlak bir ifadedir. Bütün tekellümât-ı ilâhiyi kapsar. “Biz size Arapça bir kur’an vahyettik” (Şura, 42:7) ayetinde peygambere vahyedilen ferman-ı ilâhi olan Kur’an-ı Kerim kastedilirken Zekeriya’nın (as)  “Mihrapta sabah-aksam Allah’ı tespih edin diye kavmine vahyetti” (Meryem, 19:11) ayetinde “işaret etti” anlamı vardır. “İnsanlar ve cinler birbirlerine aldatmak için yaldızlı sözler vayhederler” (En’am, 6:112) ayetinde “fısıldamak ve gizlice söylemek” anlamları vardır. “Biz Musa’nın annesine vahyettik” (Tâhâ, 20:38) ayetinde ise “İlham ettik” anlamı vardır. Çünkü Musa’nın annesi peygamber olmadığı için elbette peygamber vahyi anlaşılamaz. “Biz havarilere İsa’ya iman edin diye vahyettik” (Mâide, 5:111) ayetinde de ilham söz konusudur. Zira onlara İsa’ya (as) gelen vahiy geldi denemez.  “Allah arıya vahyetti” (Nahl Suresi, 16:68) ayetinde de inkarla veya yanlışlıkla “Sevk-i tabii” denen “Sevk-i İlâhi” murattır. Zira arı elbette bildiğimiz vahye mazhar olamaz. Bu hayvanat ilhamına ve Allah’ın hayvanatı nasıl sevk-u idare ettiğine delildir.
    Genel olarak, peygamberlere Allah’ın konuşmalarına “vahiy” denirken, diğer varlıklara Allah’ın konuşmasına “ilham” denir. Vahyin de mertebeleri vardır. “Peygamberlere gelen vahyin ekseri melek vasıtası ile olup “Ferman-ı ilâhiyi” tebliğ amaçlıdır. Bunlar kanun şeklindeki fermanları olup yüce Allah’ın Rububiyet ve Ulûhiyetinin gereğidir. Bunlara peygamberler sadece mübelliğdirler. Bunun bir alt mertebesi vardır ki buna “Peygamber ilhamı denir. Bunlar ferman değillerdir. Yüce Allah’ın nebisine Ferman-ı ilâhiyi açıklama babından sözleridir. Bunlar “Kutsi Hadis” veya doğrudan “Hadis” olarak ifade edilirler. “O peygamber kendi hevasından konuşmaz. Onun bütün sözleri Allah’ın kendisine vahyidir” (Necm, 53:1–4) ayeti bunu ifade eder. Bunlara peygamber ilhamı da denmektedir.
    Diğer mahlûkata Allah’ın konuşmaları ise hususidir. Şayet bu evliyaya ait ise buna “Evliya ilhamı” denir. Madem kul bütün günahlardan sakınarak kalbini ve gönlünü temizleyerek doğrudan Allah’a yönelmiştir. Elbette Allah ona doğru yolu gösterecektir. Bu ise asla aldatmaz ve yanlışa yöneltmez bir ilhamdır. Kişi böylece doğruyu bulur. Felsefede bunu inkâr edemeyerek buna “Sezgi” demektedir. Yüce Allah “Bizim uğrumuza mücadele edenlere biz yolarımızı gösteririz.” (Ankebut, 29:49) buyurmaktadır. Tabii ki Allah’a yönelerek Allah’tan yardım isteyenlere Allah yardım edecek ve ona doğru olanı ilham edecektir. Şayet bu ilham Allah’ın fermanına uygun ve onu açıklayacak ve anlaşılmayan yönleri akıllara ve kalplere kabul ettirecek şekilde olsa elbette bu asla aldatmaz ve tamamen doğruyu gösteren bir ilham olur. Buna “Sünuhât” da denmektedir. Risale-i Nurlar Kur’ana ve imana en şiddetli bir şekilde itirazın olduğu bir dönemde akılları ve kalpleri ikna edecek ve hiçbir kimsenin itiraz edemeyeceği tarzda iman ve Kur’an hakikatlerini izah eden bir ilham sonucu yazılmış ve yazdırılmış eserlerdir.
    Hatta şairlere ve ilim adamlarına gayretleri ve çalışmaları sonucu aciz kaldıkları dönemde kalplerine gelen ve çıkış yolu gösteren ilhamlar vardır ki bunlar hep Allah’ın yardımı ve ilhamı iledir. Bunu her ilim ve sanat adamında görmek mümkündür.
    Yüce Allah’ın hayvanlara ve diğer varlıklara “Sevk-u idare etmek, hastalıklarına deva bulmalarına yardımcı olmak ve gidecekleri yollarını gösterecek, düşmanlarından koruyacak yolları göstermesi vardır ki buna tabiatçılar “Sevk-i Tabii” “İçgüdü” diyerek bir sırlılık ve esrar perdesi veriyorlar. Tamamen ilham-ı ilahi ile sevk-i ilâhidir. Allah’ı inkâr edenler ne desinler? Elbet “tabiat sevk ediyor” diye saçmalayacaklar. Hâlbuki tabiat yaratılan şeylerdir. Yaratıcı ise ancak Allah’tır.
 
< Önceki   Sonraki >