|
Sual:
İşaratü'l-icaz sayfa 43 de geçen dört tezahürün izahını anlayamamanın sıkıntısı içerisindeyim. Kendim anlayıp derste anlatmam gerekiyor. Bu tezahürler beni aczde bıraktı. Beynimin uyuştuğunu hissediyorum acilen yardıma ihtiyacım var. teşekkür ederim.
Ey arkadaş, şu .... cümlesindeki nur-u belagat ve hüsn-ü kelam, dört noktadan tezahür etmiştir.
1. Bu cümlede "mübteda" mahzuftur. Bu hazf, cümleyi teşkil eden "mübteda" ile "haber" arasındaki ittihad öyle bir dereceye varmış ki, sanki "mübteda" hazf olmayıp haberin içerisine girmiş. Haricen ikisi müttehid oldukları gibi, zihnen de müttehid olduklarına işarettir.
2. -1- yerine -2- yani, ism-i fail mevkiinde masdarın kullanılması, tecessüm eden nur-u hidayetten cevher-i Kur'an'ın husule geldiğine işarettir.
3. 'deki tenvin-i tenkirden anlaşılıyor ki, hidayet-i Kur'an öyle ince bir dereceye varmıştır ki, hakikatı idrak edilemez ve öyle geniş bir sahayı işgal etmiştir ki, ihatası ilmen kabil değildir. Çünkü, "ma'rife"nin zıddı olan "nekre," ya şiddet-i hafadan olur veya kesret-i zuhurdan neş'et eder. Buna binaendir ki, "Tenkir bazan tahkiri, bazan tazimi ifade eder" denilmiştir.
4. Müteaddit kelimelere bedel ism-i fail sigasıyla ihtiyar edilen -3- kelimesiyle yapılan icaz, hidayetin semeresine ve tesirine işaret olduğu gibi, hidayetin vücuduna da bir delil-i innidir.
Cevap:
Şimdi gelelim anlaşılmayan bölümün tahliline:
“Hüden Lil-Müttakin” cümlesindeki nûr-u belâğat dört noktadan tezahür etmiştir.
1. Bu cümlede mübteda mahzuftur.
2. “Hâdî” yerine “Hüden”, yani ism-i fâil mevkiinde masdarın kullanılması, tecessüm eden nûr-u hidayetten cevher-i Kur’anın husûle geldiğine işarettir.
3. “Hüden”deki tenvin-i tenkirden anlaşılıyor ki, hidayet-i Kur’an öyle ince bir dereceye varmıştır ki, hakikati idrak edilemez.
4. Müteaddit kelimelere bedel ism-i fâil sigası ile ihtiyar edilen “Müttakîn” ile yapılan îcaz, hidayetin semeresine ve tesirine işaret olduğu gibi, hidayetin vücuduna da bir delil-i innîdir.
|