Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Soru - Cevap arrow İstişare Nedir ve Nasıl Yaplmalıdır?
Advertisement
İstişare Nedir ve Nasıl Yaplmalıdır? PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 04 Şubat 2008
Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Yapacağın işte insanlarla meşveret et” (Âl-i İmran, 2:159) buyurmuştur. Meşveret, ortak akıl demektir. Atalarımız “akıllıya danış, aklı senin olsun” demişlerdir. Meşveret insanı pişman olacak işler yapmaktan korur. Ancak meşveret ehil insanlarla yapılmalıdır. Sahasında uzman olmayan kimselere danışanlar ve onlardan akıl alanların işleri elbette doğru gitmez. Çünkü onlar insana doğru akıl veremezler.

Meşveret yapacak olanların zamanın ve sosyal çevrenin şartlarını bilmesi, bilgili, akıllı ve ileri görüşlü olması gerekir. Peygamberimiz (sav) “Meşvereti ehil ve güvenilir kimselerle yapınız” emretmişlerdir. Ayrıca meşveret güvenilir, sır saklayan ve doğru söyleyeceğinden emin olunan kimselerle yapılmalıdır.

Peygamberimiz (sav) kendi görüşlerini zorla kabul ettirmeye asla çalışmazdı. Vahye dayanmayan hususlarda ashabı ile istişare ederek çoğunluğun kararına uyar ve bu karar kendi görüşüne aykırı da olsa uygulardı. İstişarenin kararı artık herkesin kararı sayılır. Ebu Hureyre (ra) “Ben, Resulullah’tan daha fazla arkadaşları ile meşveret eden birini görmedim” (Tirmizi, Cihat, 35) demektedir. Peygamberimiz (sav) Bedir ve Uhut Savaşı gibi en hayati konularda sahabeleri ile istişare ederek onların görüşleri ile hareket etmiştir.

İstişare “şahs-ı manevi”yi sağlar. İstişare olmazsa hizmetler, çalışmalar ve faaliyetler bireysel ve ferdî gayretlerden ibaret kalır. Sinerji dediğimiz katma değer ve güç oluşmaz. İstişare bir cemaat fikrini oluşturur, faaliyetlerde ortaklığı, katılımı, desteği ve yardımı sağlar. Alınan ortak kararlar ortak faaliyetleri netice verir. Başarı için ortak faaliyeti, bu da takım halinde çalışmayı sağlar. Bütün bunlar da başarı ile sonuçlanır.

İstişare sadece bir konuda fikir danışmadan ibaret değildir; ama maalesef böyle anlaşılmış ve bu şekilde uygulana gelmiştir. Kurumsal faaliyetler, siyasal ve sosyal çalışmaların da bel kemiği, dinamiği ve enerji kaynağıdır. Bunun için bireysel bir tutum olmaktan ziyade kurumsal bir yapıya oturtulması şarttır. Her kurum kendi içinde yaptığı toplantılar ile istişareyi kurumun ortak aklı haline getirerek kurumun beyni şeklinde kurumsallaştırmalıdır. Bütün faaliyetlerini bu kuruldan organize etmelidir ki peygamberimizin (sav) uyguladığı bu ilâhî metodu çağın şartlarına göre doğru şekilde uygulamış olsun.

Ne yazıktır ki İslam dünyası istişareyi bireysel bir şekilde uygularken, batı dünyası kurumsal yapılarda istişare mekanizmalarını oluşturarak kurumun vazgeçilmez bir organı haline getirmiştir. Başarısının sırrı aslında bu yapısal gelişimine bağlıdır.

İstişare ayrıca insan iradesine, aklına ve düşüncesine değer vermenin en güzel şeklidir. Farklı fikir ve düşünceler olmazsa, birçok doğrular olmazsa istişare anlamsız olur. İstişare farklı fikirlere değer vermenin en güzel göstergesidir. İstişarenin amacı değişmez doğruyu ortaya çıkarmak ve bunu üyelere dikte etmek için yapılmaz. Bu istişare değil, eğitimdir. İstişare birçok doğru içinden günün ve şartların şekline göre en uygun ve en faydalı şeklini bulmak ve bunu ortak şekilde uygulamak için yapılır.

İstişarenin amacı doğru düşünceyi oluşturmak değildir; doğru zaten bellidir. Bunun için nasslarda ve temel doğrularda istişare olmaz. İstişare ancak doğruların uygulanması, faaliyetlerin organizesi için yapılır. İstişare için amaç birliği şarttır. Amaç birliği yoksa oradan sağlıklı bir karar yerine farklı amaçlara kurul üyelerini yönlendirme çabaları öne çıkar.

Dünyanın küçülerek bir köy halini aldığı günümüzde bireysel faaliyetlerden ziyade bireylerin oluşturdukları cemaatler, kurumlar ile faaliyet yapmaktadırlar. Bediüzzaman devletin en önemli kurumu olan TBMM de “Zaman cemaat zamanıdır” demiştir. Bu zamanımızda faaliyetlerin bireysellikten kurumsallığa geçmesi demektir. TBMM devletin istişare mekanizmasıdır. Dernekler, vakıflar, partiler gibi şahs-ı maneviler cemaatî yapıların en güzel örnekleridir ve burada yapılan tüm faaliyetler istişare ile yürütülmektedir. Yapılan toplantılar ile kurumlar idare edilmektedir. Bu istişarelerde ortak aklın ve kolektif şuurun meşveret ve şura mantığı içinde öne çıkarılması gerekir.

Sonuç olarak bir sosyal gruba ve cemaate dâhil olan fertler bireysel güçlerinin çok fazlasını istişare mekanizması ile elde ederek amaçlarına daha kolay ulaşır ve Allah’ın rızasını da daha kolay kazanırlar.     
 
< Önceki   Sonraki >

Asırların Rehberleri: Mücedditler

Hz. İsa ve Günümüz İsevileri

CİHAD

Din, Akıl ve İslam

CUMHURİYETİN MANEVİ TEMELLERİ