Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Soru - Cevap arrow KADER İLE İLGİLİ SORULAR-3
Advertisement
KADER İLE İLGİLİ SORULAR-3 PDF Yazdır E-posta
Çarşamba, 14 Mayıs 2008


Sorular:
1. Allah cisim mi yani şekli var mı? Yok derseniz deliliniz nedir? Kimseye benzemeyen bir cisimdir denemez mi?
2. Kötülük Allahın kaza ve kaderiyle midir?
3. Bütün olaylar kader midir?
4. Kader ile dua bağdaşır mı? Olaylar önceden belli olduğuna göre neden dua edilsin ki
5. Çocukları depremde öldüren kim? Demek ki kötülükte ondan geliyor öyle mi?
6. Allah ne yapacağını sen yapmadan önce mi dilemişti?
7. Kâfirlik kader mi?
8. Allah bizim hareketlerimizi ezelde mi takdir etti?
9. Allah bizim ne yapacağımızı önceden biliyorsa hiç böyle imtihan olur mu? Sonucu önceden belli olan şey için sınav yapılıyor denebilir mi? Denemezse; Allah bizim yapacaklarımızı önceden biliyor ya, (yani ne olacağı belli) o halde böyle sınav olur mu?
10. Düşüncemizi Allah mı yaratıyor? Evet diyorsan Allaha sövme düşüncesini de mi Allah yaratıyor?
11. Allah kullarını haram ile rızıklandırır mı?
12. Allah ezelde müminleri ve kâfirleri bilir mi?
13. Allah kötülük yapan mıdır?


Cevaplar:
1. Allah’ın “İhlâs Suresinde” (Bu Surenin diğer bir adı Tevhit Suresidir) açıklanan altı zatî sıfatı vardır. Bunlar: Vücut, Kıdem, Beka, Vahdaniyet, Muhalefetün-Lil Havadis ve Kıyam bi-Nefsihî” sıfatlarıdır. Allah’ın zatına hastır. Bu sıfatlar Allah hakkında vacip ve varlıklar hakkında muhaldir. Allah’ın vücudu zatîdir. Varlıkların vücudu ise arızîdir. Yani varlığı Allah’ın yaratmasına ve devamı da sebeplere bağlıdır. Allah ise “Vacibu’l-Vücuttur.” Varlığı aklen vacip ve yokluğu aklen muhaldir. Vacip olan mümkün olana, sebeplere muhtaç olan olmayana asla benzemez. Bunun için Allah Muhalefetün lil-havadistir. Allah’ın zati sıfatları biri birini ispat eder ve tümü birden biri birini gerektirir. Biri olmasa diğerleri de olmaz. Vücudu vacip olan elbette ezelidir ve ebedidir. Birdir ve hiçbir şeye benzemez. Allah’a cisimdir, ruhtur denemez. Zira bunlar Allah’ın yarattığı varlıklardır. Bunun delili şudur ki, insan aklı ve hayali ancak gördüğü ve bildiği şeye bir şekil verebilir. Görmediği ve bilmediği bir şeye şekil verirse gördüğüne kıyas ederek verir. Bu durumda Allah’a cisim diyen onu mutlaka bildiği bir cisim ile kıyaslayacaktır. Bu ise tamamen yanlıştır. Kaldı ki insan görmediği ve mahiyetini bilemediği için kendi aklına ve ruhuna bir şekil verememekte ve onları bir cisim olarak hayal edememektedir. Nasıl Allah’a bir şekil verebilir? Verirse bu ne derece doğru olur? Kimseye benzemeyen bir cisim demek zihnin ve aklın safsatasıdır.

2.  Kötülük şer demektir. Şer ise insanın nefsine ve şeytana uyması ile iradesini kötüye kullanmasından meydana gelen ferdî bir kazanımdır. Buna insanın kesbi denir. Şerri yaratmak şer değil, şerri kesp etmek şerdir. Allah yarattığı her şeyde binlerce hayır ve fayda murat etmiştir. Kötü niyetli insan onu kendisi ve başkası hakkında şerre çevirmiştir. Bunu yapan kötü niyetinin cezasını çekecektir. Allah yağmuru mahlûkata nimet olsun diye yağdırır, insan tedbirsiz davranarak bunu kendisi hakkında şerre çevirir. Dere yatağına evinin yapar, sel de evini alır gider. Burada kul Allah’ı suçlayamaz. Allah benim hakkımda şer diledi denemez. Ancak Allah’ın hayır için yağdırdığı yağmuru tedbirsizlik ile şerre çeviren suçlanır. Cezasın o çeker. Nefsü’l-emirde ve hakikatte şer yoktur. Şer bildiğimiz şeylerin arka planında büyük hayırlar gizlidir. Bunun için hayır esas şer izafidir. Yani göreceli ve geçicidir. Bunu böyle takdir eden Allah olduğu için her şey kaderdir; Allah’ın takdiri iledir.

3. Bütün olaylar Allah’ın kaderi iledir. Allah’ın ilmi ve iradesi dışında hiçbir şey olamaz. Allah her şeyi hayrı netice verecek şekilde yaratmıştır. Ancak hayra giden yolda pek çok sıkıntılar ve zararlar bulunabilir. Bu zararlara “Ehven-i şer” denir. Bu zararlardan etkilenenler Allah’ı suçlayamazlar. Hem şer ve zararların arkasında çok büyük hayırlar gizlenmiştir. Cahil insan bunu bilemediği için kaderi suçlar.

4. Kader dua ile değişebilir. İnsan kaderi değiştiremez ancak kaderi yazan Allah değiştirir. Çünkü kuralı koyan kaldırır, kurala uymak durumunda olanlar kural koyamaz ve kaldıramazlar. Biz geleceğe ait kaderi bilemediğimiz için duamız ve sadakamız ve hayırlarımız ile kaderimizin nasıl değiştiğini bilemeyiz. Biz peygambere inanır ve “Sadaka belayı def eder, dua kaderi değiştirir” hadisine dayanarak dua eder ve sadaka veririz. “İyilik ve hayır ömrü uzatır” hadisine inanarak iyilik ve hayır için çalışırız. Allah fail-i muhtardır, ana kitap onun katındadır. Dilediğini siler ve değiştirir, dilediğini sabit tutar. (Ra’d, 13:39)  Bu Allah’ın irade ve ilminin gereğidir. 

5. Depremi veren, depremde çocukları öldüren ve ölümü yaratan Allah’tır. Ancak ölüm insan için en büyük nimettir. Ölüm bir son, bir felâket ve yokluk değildir. Cennete ve ebedi saadete gitmektir. Bu bir kötülük değildir ki Allah kötülük yapmış olsun. Allah deprem ile pek çok haram malı sadaka hükmüne getirir, depremde zayi olan malları sadaka yapar, ölenler felakete uğradığı için onların mü’min ise günahlarını affeder ve cehennemden kurtararak cennetine alır. Göçük altında kalan mü’minler şehit olurlar, malları sadaka olur. Bu kötülük müdür? Onlar hakkında en büyük hayır ve mükâfattır. Ancak buna inanmayan, ölümü felaket, depremi Allah’ın zulmü ve Allah’ı da merhametsiz olarak tanıyan müşrikler ve tabiatı depremin yaratıcısı olarak gören kâfirler için felaket ve kötülüktür. Onlar da bunu kendi inançsızlıkları ve Allah’a iftira etmeleri ile kendi kendilerine verdikleri hükümdür. Allah da bu inançsızlıklarına ve küfürlerine ceza olarak bunu onlara hissettirir.

6. Allah her şeyi insanların hayrı için dilemiştir. Yaptığımız her şeyi yapmadan ve biz irade ve teşebbüs etmeden önce bilir ve dilerse insanın isteği doğrultusunda yaratır, isterse hikmeti gereği yaratmaz. İnsan da isteğini elde edemez.

7. Kâfirlik bir hükümdür. Bir varlık değildir. Bu hüküm Allah’ı ve nimetlerini inkâr eden kendi inkârı ile kesbeder. Bu kulun irade ve ihtiyarını kötüye kullanması sonucu kendi kazanımıdır.

8. Allah bizim hareketlerimizi ezelde bilmektedir. Bildiği gibi takdir etmiştir. Ancak bu bizi zorlamamaktadır. Nasıl davranacaksak öyle bilir. Bizi davranışlarımızı yapmaya sevk eden Allah’ın bilmesi ve kaderi değil, nefsimiz, şeytanımız ve kötü arkadaşlarımız ve yanlış düşüncelerimizdir. Biz nasıl ki çocuğumuzun arkadaşlarına ve düşüncelerine, hal ve hareketlerine bakarak ne yapacağını ve nasıl davranacağını biliriz ve ona nasihat ederiz. İyi olmasını isteriz ama onun bizi dinlemeyeceğini de biliriz. Sonra ne halin varsa gör diye bırakırız. Allah da öyle yapar.

9. Bir öğretmen öğrencilerinin karakterlerini çok iyi bilir ve onu her yönü ile tanırsa onun hakkında kararını verir. Bundan adam olmaz der. Öğrenci çalışmayı bırakarak öğretmen bana adam olmaz dedi. Ben de onun için yaramaz ve tembel oldum diyemez. Öğretmen sınava başlamadan falan öğrencinin notu şu, filanın notu bu olacak diye önceden haber verir de sonuçta öğretmenin dediği aynı notları öğrenci alırsa öğretmen benim notumu önceden bildiği için ben zayıf aldım diyebilir mi?  Biz öğretmenler bunu hap yaparız ve haklı çıkarız. Neden? Öğrencinin durumunu ve karakterini biliriz ve çok iyi tanırız da ondan. Neden her şeyi bilen Allah bizim amelimizi önceden bilmesin?

10.  Her şeyi yaratan Allah düşüncelerimizi de bizim irademiz istikametinde yaratır. Düşüncelerimize de biz yön veririz. Yaratılan her şeyde olduğu gibi insan iradesinin tercih hakkı olduğu her yerde aynı hüküm caridir. Hal böyle olunca biz nasıl düşünmek ister, irademizi nasıl kullanırsak Allah da ona göre sonuçlarını yaratır. Hayır ise insanı mükafatlandırır, şer ise düşüncelerinden dolayı cezalandırmaz. Düşünce sonuçta imana ınkılap etmemiş ise genellikle şeytanın telkini ve nefsin isteği doğrultusunda şekillenir. Fiiliyata geçmediği sürece günah olmazlar. Peygamberimiz (asv) buyurdu: “Kul hayrı düşünür yapmazsa ona bir sevap verilir. Yaparsa on sevap verilir. Şerri düşünür yapmazsa Allah ona bir sevap verir. Çünkü o kötü fiili düşündü ama işlemedi vazgeçti. Bunun mükâfatını alır. Şerri düşünür ve yaparsa Allah ona bir günah yazar.” Böylece günahlarımız birer birer artarken sevaplarımız onar onar artar. Neden? Bu allah’ın insana olan rahmet ve şefkatindendir.

11. Allah kullarını temiz gıdalarla rızıklandırır.  Bu rızık helal ve haram değildir. Rızıktır. Bunu helal ve haram hale getiren insandır. Elma Allah’ın nimetidir. Kişi bunu hak ederse helal olur. Hak etmediği halde yerse Allah’ın “nimetlerimi hak ederek kendiniz helal kılın ve helal yiyin” emrine aykırı davrandığı için Allah’ın o nimetini kendi hakkında kendi irade ve fiili ile harama çevirmiş ve cezayı hak etmiş olur.

12. Allah mü’minleri ve kâfirleri bilir. Bilmezse o zaman Allah olamaz. İlim Allah’ın ezelî sıfatıdır. Nitekim ezelî kelâmı olan Kur’ân-ı Kerimde “Firavundan da Hz. Musa’dan” da haber vermiştir. 

13. Zatında kötü yaratılan bir şey yoktur. Allah’ın yarattığı her şey iyi ve güzeldir. Kötülük insanın iradî fiillerindendir ve insanın iradesini kötüye kullanmasından kaynaklanan kazanımı ve iktisabı olduğu için Allah’a kötülük yapandır denemez.

 
< Önceki   Sonraki >

Asırların Rehberleri: Mücedditler

Hz. İsa ve Günümüz İsevileri

CİHAD

Din, Akıl ve İslam

CUMHURİYETİN MANEVİ TEMELLERİ