Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Soru - Cevap arrow Kadın Erkek Münasebetlerinde Ölçü Nedir?
Advertisement
Kadın Erkek Münasebetlerinde Ölçü Nedir? PDF Yazdır E-posta
Cuma, 08 Şubat 2008
Yazı Index
Kadın Erkek Münasebetlerinde Ölçü Nedir?
Sayfa 2
Soru:
Nikâhın helal olduğu kimseler hangi şartlarda görüşebilirler, hangi şartlarda görüşemezler? Birbirinin en yakın dostu olan en az iki kişi nikâhlanmaları helal olmasına rağmen evlenmek gibi bir düşünceden uzak herhangi hemcinsiyle görüşür gibi görüşebilir mi? Bunun haram, mekruh, mubah caiz olmama hallerinden hangisine tekabül ettiğini müsaadenizle benim de başkalarına anlatmama uygun şekilde cevaplarsanız çok memnun olurum.
 
Üniversitede, her gün aynı iş yerinde görüşen insanlardan farklı olarak nasıl iki kişi görüştüğünde sorun teşkil etmez? Nasıl görüşmemek gerekir? Artık sokakta insanların kalabalıktan çekinememeleri ve kendileri dışındaki herkesi sadece kalabalık olarak görmeleri aslında “İki kişinin ( 1 kadın ve 1 erkek ) yanlarındaki üçüncü kişi şeytandır'' hadisine denk düşmediği ya da düştüğünü nasıl anlayabiliriz? Kısacası sorum evlenmeleri yolu dinen açık iki kişinin evlenme yolu dinen açık olmayan iki kişi gibi birbirlerini görmeleri halinde helal dairenin sınırlarını merak etmeleriyle ilgili. Bu iki kişi dinin gereklerini amentüden başlayarak yeni idrak etmiş olduklarından eski alışkanlıkların ve yeni öğrendiklerinin aynı zamanda da nefislerinin (bu konuda kendi vicdanına güvenme, kıyas yapmakta kendini yetkin görme) etkisi mevcut; ancak mesele hadislerle ya da Kur’anla bunların yanı sıra hürmetlerine istinaden risalelere dayanmadığı sürece doyurucu olmuyor. İçtihatla yasak olan bir şeyin yapılması durumunda günah olmaz gibi bir anlayış mevcut. Sizden ricam vereceğiniz cevabın kaynağının ve örneklerinin kıyasa mukabil açık uçlu olmaması. Bu arkadaşlar daha önce bir cami imamından kapalı bir yerde sadece ikisi yalnız kalmamak kaydıyla  görüşmelerinde herhangi sakınca  olmadığı cevabını almışlar. Uzattığım için hakkınızı helal edin. Ancak bu soruyu da mazur görmenizi ve acil cevap vermenizi affınıza sığınarak bekliyorum. Selamlar...

Cevap:

İslamiyet kadını dört duvar arasına hapsetmiş değildir. Kadın eğitimi için okula gider, kendi malından ticaret yapar, memur olarak bir iş yerinde çalışabilir. Alış-veriş için çarşı ve pazara gider, alış-verişini yapıp evine döner. Ayrıca evine gelen akraba ve yakınlarına hizmet ettiği gibi, beyinin misafirlerine de beyinin yanında tesettüre riayet ederek hizmet edebilir.

Bütün bu hizmetleri yaparken elbette Allah’ın emri olan tesettüre ve İslam ahlakına ve adabına riayet etmesi şarttır.

Evinin dışında kadın elbette yabancı erkeklerle karşılaşacak onları muhatap alacak ve onlarla konuşması gerekecektir. Peki, bunun ölçüsü, adabı ve erkânı nedir?

Evvela şunu bilmeliyiz ki “Allah’ın emrini ve Rasülullah’ın (SAV) sünnetine uymakta kadın ve erkek eşittir. Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde “Muhakkak ki Ben Azimüşşan içinizde erkek olsun kadın olsun hayır işleyen hiç kimsenin yaptığını zayi etmem Hepiniz din yönünden birsiniz”    buyurmaktadır.

Konuşmaya başlamadan önce uyulacak ilk kural selam vermektir. Çünkü Peygamberimiz (SAV) “Önce selam, sonra kelam” buyurmuşlardır. Bu herkes için geçerlidir. Yine Allah’ın emri olarak “Evlerinize selam vermeden girmeyiniz”   ferman buyrulmuştur. Peygamberimiz (SAV) de “Eve girdiğiniz zaman ehlinize selam verin”  emretmişlerdir. Evin ehli ise evin kadınıdır. Erkek eve geldiği zaman hanımına selam verecektir. Kast edilen budur. Hatta her evin bir şahs-ı manevisi vardır. Buna aile denir. Kişi eve geldiği zaman evde hiç kimse yoksa evin şahs-ı manevisini kasdederek “Esselâmü aleynâ ve ala ibadillahi’s-Salihîn” diyerek umumi bir selam vermek sünnettir. Anlamı: “Bize, yani, ailemize ve tüm salih kullara selam olsun.”

Kadınlara ve çocuklara selam verileceği peygamberimiz (SAV) in tatbikatı ile sünnettir. Bu husus hadislerde açıkça ifadesini bulmuştur.  Nitekim Hz. Ömer (RA) da Malik Binti Havle (RA)  gibi karşılaştığı hanım sahabelere selam vermiştir.  Yalnız fitneye sebep olmaması için tanımadığımız yabancı kadın ve genç kızlara selam vermek İslam bilginlerine göre doğru görülmemiştir. Ancak bu sadece selam kastı ile olursa böyledir. Bir de nefis hesabına selam vererek tanışmak ve eğlenmek amaçlı selam vermek elbette günahtır. Yoksa konuşulması gerekiyor ise önce selam ile başlamak en doğru olan bir konuşma adabıdır. Selam veren kimseye, özellikle misafire selamdan sonra “merhaba, ehlen ve sehlen”  demek Arapların güzel bir âdeti olduğu gibi, peygamberimiz (SAV) de evine gelen erkek ve kadın, akraba ve yabancı kişilere iltifat olsun diye   “Merhaba” der güler yüz gösterirdi.

Konuşmanın diğer önemli adabı ise ciddiyettir. Konuşurken laubali olmamak ve lakırdı etmemek, ciddiyetle lüzumu kadar konuşmaktır. Bunun en güzel misalini ise yine Kur’an’ı Kerimde Hz. Musa ile Hz. Şuayb’in (AS) kızları aralarında geçen konuşma adabı bize göstermektedir.

Şöyle ki: “Hz. Musa (AS) Medyen suyunun başına varınca, oranın halkından bir topluluğu hayvanlarını sularken buldu. Onların gerisinde ise, hayvanların suya gitmesini alıkoyan iki kadın gördü. Onlara “Bu haliniz nedir?” diye sordu. Dediler ki: “Çobanlar çekilmeden biz hayvanlarımızı sulatmayız, babamız ise çok yaşlıdır, gelip sulayacak hali yoktur.” Musa (AS) onların hayvanlarını suladı, sonra gölgeye çekildi. “Ya Rabbi” dedi: “Bana ihsan edeceğin her hayra muhtacım.”
Derken,  Şuayb’in (AS) kızlarından birisi mahcup, utançla yürüyerek geldi. “Hayvanlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni çağırıyor” dedi. 

 
< Önceki   Sonraki >