Skip to content
Site Tools
Narrow screen resolution Wide screen resolution Auto adjust screen size Increase font size Decrease font size Default font size default color blue color green color
Konumunuz: Ana Sayfa arrow Yazılarım arrow Soru - Cevap arrow Mehdi Şahıs Mıdır, Yoksa Şahs-ı Mânevi midir?
Advertisement
Mehdi Şahıs Mıdır, Yoksa Şahs-ı Mânevi midir? PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 14 Şubat 2008
Soru:
19. Mektub’un Mehdi şahsı manevi mi olacak yoksa ferdi mi olacak sorusuna verdiği cevabı açıklar mısınız? (Mektubat, s. 96)

Cevap:
İnsan ile İnsanlık biri somut diğeri soyut iki kavramdır; ama birbirleri ile çok sıkı bir irtibat içindedir. İnsan olmazsa insanlık asla olmaz. İnsan şahıstır; insanlık ise insanlardan oluşan bir şahs-ı manevidir. Hz. Muhammed (as) ahir zaman peygamberidir. İslamiyet ise Kur’an ve Sünnete bağlı Hz. Muhammed (sav) in oluşturduğu bir şahs-ı manevidir. Her Müslüman bu şahs-i manevinin bir azasıdır. Bu şahs-ı manevi içinde şurada veya burada bulunması önemli değildir; Müslümanlık ile bu şahs-ı maneviye bağlanmıştır. Misaller çoğaltılabilir.

Mehdi bir şahs-ı vahiddir. Mehdiyet ise o şahsın makamıdır. Her asırda mehdiyetin bir temsilcisi vardır. Müceddit ve müçtehitlerden oluşan bu ferd-i feridler insanların hidayetine ve Müslümanların dalaletten kurtulmasına vesile oldukları için Mehdiyet makamını da temsil etmektedirler. Her şeyin bir sonu vardır. Peygamberlik müessesesinin sonu “Hatemu’l-Enbiya” unvanı ile Hz. Muhammed (as) dır. Ve son olduğu için en mükemmel ve en ekmel peygamber olup, tüm peygamberleri temsil ettiği için hepsinden efdal ve üstündür. Ahir zamanda gelecek olan Mehdi-i Ahir zaman da son Müceddit ve son veli olduğu için velayet makamının sonunu temsil etmekle “Hâtemu’l-Evliya” olup hepsini temsil etmekle tüm velilerden efdal ve üstün olacaktır. Bunun için ona “Mehdi-i Ahir zaman” denmiştir. Ve bu Mehdi “Müceddit, müçtehit, kutb-u azam, Mehdi, Hâkim ve Mürşit” olacaktır.  Hem siyaset âleminde, hem diyanet âleminde, hem saltanat noktasında, hem de cihad noktasında” vazifedar olacak  ve “İman-Hayat-Şeriat”  olmak üzere üç mühim vazifesi bulunacaktır. Bunun için Ahir zamanın en büyük Mehdisi unvanını almıştır.

Şimdi bu Mehdi geldiği zaman Deccal ile yani din yıkıcısı ile mücadele edecek. Onun insanlara verdiği şüpheleri telif ettiği Kur’an Tefsiri ile mü’minlerin şüphelerini giderecek, imanlarını kurtaracak ve inkârcıları da deliller ile susturacaktır. Hidayete vesile olduğu için kendisine Mehdi denecektir.

Mehdi bu vazifeleri tek başına mı yapacak. Hayır. Bir cemaat oluşturacak ve bu cemaat mehdiyetin şahs-i manevisi olacaktır. Buna dayanarak iman hakikatlerini neşredecek ve talebeleri ile zulümatı dağıtacaktır.  Mehdinin telif vazifesi ve iman hizmeti cihad ve saltanat noktasındaki vazifesinden önemli ve sadece kendisine has olduğu için, cihad ve saltanat vazifesi talebeleri tarafından kendisi hayatta iken ve öldükten sonra da devam edecektir. Tıpkı Hz. Peygamber (sav) Kur’anın tenzili için çalıştığı, sahabelerinin ise Kur’anın neşri ve cihat ve Saltanat vazifesini devam ettirerek üç kıtaya İslam hakikatlerini ulaştırdıkları gibi. İslamiyet şahs-ı manevisi sahabeler ve tüm Müslümanlar tarafından temsil edilerek gittikçe tevessü ederek devam etmektedir. Zaten Mehdi de oluşturduğu cemaatinin şahs-ı manevisi ile İslamiyet şahs-ı manevisine hizmet ederek Saltanat-ı Muhammediye ve Hâkimiyet-i Kur’aniyeye çalışacaktır.

Kur’an ayetleri gibi hadisler de cüz’i hadiselerden haber vermekle beraber kâinatta ve insanlık âleminde cereyan eden külli kaidelerin ve tekerrür eden hadise-i külliyenin bir ucunu göstermektedir. Mehdi meselesi de böyle bir meseledir ki Üstad Said Nursi 19. Mektubun 4. nükteli İşaretin 4. Esasında bunu ders vermektedir. Çünkü kendisi ahir zaman Mehdisidir ve bu vazifeleri bihakkın tek başına yapmış ve teşekkül ettiği cemaati de Nur talebelerinde oluşan bir şahs-ı manevi ile her yerde Mehdinin siyaset, diyanet, cihad ve manevi saltanat vazifesine hizmet etmektedirler.

Her asırda din-i islamın hadimleri ve hameleleri ta Mehdi-i Ahirzmana kadar hep Al-i Beyt-i Nebeviden olduğu için peygamberimiz (sav) Âl-i beyte dikkati çekmiş ve ümmetini Âl-i beytin etrafında toplama gereğini duymuştur. “İllal Meveddete fil-Kurbâ” ayeti bunu ifade etmektedir. Yine İbn-i Mace, Müslimde geçen bir iki hadiste “Ümmetimden 12 imam gelmedikçe kıyamet kopmaz” buyrularak Şianın 12 imamı değil, her asırda gelen mücedditlere dikkat çekilmiş ve sonuncusunun Mehdi olacağı beyan buyrulmuştur. Demek 13 asır sonra Kıyameti büyük alametlerinin zuhur edeceği tasrih edilmiştir. Ama ne var ki insanlar konuşulanları ve okuduklarını beklentilerine göre anlamak eğiliminde oldukları için Şia 12 İmamı öyle anlamış ve felsefesini ona bina etmiş, mutasavvıflar başka, ulema başka yorumlamış ve 73 fırka böyle teşekkül etmiştir. Din bir imtihan olduğu için de yüce Allah böyle olmasını dilemiş, ihlâslı ve ehl-i tahkik olanlar bu imtihanı kazanarak en büyük mükâfatı hak etmiş olurlar. Yoksa insanlar ve inananlar arsında dereceler nasıl teşekkül edecekti?

Demek ki Mehdi olacak ve mehdinin şahs-ı manevisi de olacaktır. Bu ikisi lazım ve mülzem gibi biri birisiz olmayan ve beraber bir manayı oluşturan iki önemli unsurdur. Birini kabul diğerini reddetmek yanlıştır. “Zaman cemaat zamanıdır” bu anlama gelir. Ne var ki şahıs beklentisi içinde olanlar şahs-ı manevi buna engelmiş gibi saçma iddialar peşinde koşarak şahs-ı maneviyi inkâr edip cehaletlerini âleme ilan ediyorlar.
 
< Önceki   Sonraki >